Şimdi ne yapacağız?

Şimdi ne yapacağız?

Özgür Hüseyin Akış
25/08/2015 Salı

"Şimdi ne yapacağız?"

Bu soruyu sormaktan yoruldu artık gazeteciler. Medya Mahallesi'ni sunan Ayşenur Arslan da gelen bütün konuklarına bunu soruyor: Ne yapacağız şimdi?

Eşeğin kavağa çıkmasını bekleyecek halimiz yok. Türkiye siyasetinin belirleyicisi düzenin siyasi aktörleri, koalisyon kurulup kurulmaması üzerinden, bölgede yaşanan gelişmeleri işaret ederek akan kanın son bulması gerektiğini dile getiriyor.

Birde ekleyi veriyorlar siyaset sorun çözme sanatıdır diye.

Mesela CHP sözcüsü Haluk Koç’a sorulan bu soruya Koç çok net bir şekilde yanıt veriyor: Koalisyon sonuçsuz kalırsa seçimlerde demokrasi dersi vereceğiz. Kime? Tayyip Erdoğan’a; çünkü yapacaklarımızın önünde engel olan şahsı muhterem o.

Düzenin partileri düşmanı netleştirdi. Peki ısrarla ne yapacağız diye bu partilerin sözcülerine neden soruyoruz? Çünkü siyaset bu partilerin belirleniminde ve meclis aritmetiğiyle yapılır çözümde buradadır.

Hepsinin aynı şeyleri yapacakları açıkken, hala merakla AKP’den değil ama Erdoğan düşmanından kurtulalım telaşıyla bir güç birliği telaşı, halka da bu düşüncenin benimsetilmesi gayreti...

Muhalif olmak, solcu olmak, sosyalist olmak, demokrat olmak...

Şimdi bu gidişata müdahale edilmesi önerisi bu kesimlerce de tartışılmakta. Kürt illerinde yaşanan çatışmaların son bulması ve barışın tesis edilmesi sağlanmalı.

Birleşelim ve başaralım.

Bunu sağlayacak güç kim? ABD, yani sarayın ilham kaynağı. Barış süreci yeniden başlatılmalı talebi iletildi. Pentagon ise birkaç ay sabretmeleri gerektiğini söyledi. Suriye’de devam eden savaşın ve İŞID’le mücadelenin daha elzem bir noktaya dönüşmesiyle rahatlama yaşanacağının taahhüdünü verdi.

Seçimlerde kazandığımız zaferi tekrar edip Başkan da yaptırmayabiliriz.

Ortadoğu ve Türkiye’de siyasetin sadece iç dengelerin gözetilerek yapıldığını sadece içerdeki sermaye sınıfının sorunlarını baz aldığını düşünüyorsak, sermayenin küreselleşme noktasında geldiği noktayı hiçe sayıyoruz demektir.

Dünyanın her noktasına müdahale etme çabası ve becerisi olan emperyalist ülkeler müdahale kanallarını sadece işgal ile tank ve tüfekle değil siyasetin belirleyicisi ve ortağı olarak da açıyor.

O halde Erdoğan koalisyonu, barış sürecini buzdolabına kaldırmışken, düzen içerisinde siyasi aktörlerin değişim yaşamak zorunda olduğu siyasi arenada bekleyip görmek yerine mücadele etmek. Tabii ki sözüm solculara sosyalistlere, örgütlü mücadelenin, yani siyasetinin içerisinde olup soruyu sorarken cevabını da verecek bir konumda olsak zaman mı kaybederiz?