Başımızın tacı öğretmenlerimiz ve demogoji

Başımızın tacı öğretmenlerimiz ve demogoji

Özgür Hüseyin Akış
11/12/2014 Perşembe

Bazı günlerde açıklama yapmak o konuyu vurgulamak bir gelenek olmuştur. 24 Kasım Öğretmenler Günü de bunlardan bir tanesidir. Bugün mecliste gündem dışı söz alan milletvekilleri öğretmenlerin önemini ve sorunlarını meclisten dile getirdiler. 

AKP İzmir Milletvekili Nesrin Ulema yurdun dört köşesinde görev yapan cefakâr öğretmenlerimize kendi iktidarları döneminde atfettikleri önemin altını çizip bana bir harf öğretenin kırk yılı kölesi olurum yaklaşımının temel prensipleri olduğunu, AKP iktidarı dışındaki dönemlerde başörtüsü takan öğretmenlere yapılan zulme vurgu yapıp bunun çözümünde yaptıklarına övgüler sıraladı.

Ana muhalefet partisi CHP Milletvekili Nur Serter hemen ardından söz alarak, üç yüz otuz bin atanamayan öğretmen olduğunu Ocak ayında beklenen kırk bin öğretmen atamasının on beş bin ile sınırlı kaldığını söyledi. Öğretmenlerimizin yaşadıkları maddi sıkıntıların her üç öğretmenden bir tanesinin meslekleri dışında bir işte çalışmak zorunda olduklarını söyledi.

Öğretmenlik mesleği toplumun yaşamında etki bırakacak nadir mesleklerden bir tanesidir. 

Öğrencilere devletin uygun gördüğü eğitim müfredatının dışında, aklın ve bilimin toplumsal dokuya değmesi için üstlendikleri görev başkadır.

Bu görev yaşadıkları sorunlardan bağımsız ele alınamaz elbette. Yukarıda bahsedilen sorunların çözümünde İktidarın yaptıklarını yeterli görüp muhalefetin eksiklikleri dile getirmesi sorunun çözümü değil, tespitidir.

Kendi yaşamımda olan etikisinden bahsedeyim.

“Lise dönemimde kırsal bir bölge olan Yozgat’ın Çekerek ilçesinde eğitim aldım. Öğretmenlerimin hepsi birbirine benziyordu. Hayata başka bir çerçevede bakmayı ise diğerlerinden farklı olan Edebiyat öğretmenimden öğrendim. O üniversiteyi yeni bitirmiş bağlama çalmasını bilen, okulumuzun düzenlediği etkinliklerde müzik dinletisi veren, şiir okuyan birisiydi. İlginç olan tarafı ise bitirdiği liseye öğretmen olarak atanmasıydı. “

Farklıydı, başka türlü olunabilirdi.

Bu düşünceleri paylaşan eski kuşak öğretmenlerde olmalı ki Cumhuriyet’in eğitim alanında getirdiği yeniliklere yenisini eklemek için topluma dokunarak Anadolu’nun Türkülerini, şiirlerinde onların sorunlarından bahseden ve daha iyisinin yapılacağı ümidini kaybetmeyen öğretmenlerimiz, şairlerimiz, öykü ve romanlarıyla topluma umut ışığını yakan yazarlarımız. 

Bu öğretmenlerimiz demogojiyle değil örgütlenerek, kendi sorunlarıyla ülkenin sorunlarını ortaklaştırmanın yolunu bulmuşlar.

Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu 1946 yılında sınıf esasına dayalı cemiyet kurma olanağının oluşmasıyla kuruluyor. Öğretmenlerimizi ilk defa bir araya getiren bu dernek içinden 92 Öğretmenin öncülüğünde 1965 yılında Türkiye Öğretmenler Sendikası kuruluyor. Kamu emekçilerinin ilk sendikal faaliyeti olarak da tarihe geçiyor.

“TÖS’ün tüzüğünde yazılı amaçları şunlardır:

1. Eğitim hizmetinde çalışanların, özellikle üyelerinin ekonomik, hukuki ve sosyal, kültürel hak ve çıkarlarını korumak ve sağlamak.

2. Eğitim mesleğinin, çağdaş eğitim-öğretim ilkeleri, öğretmenin mesleğe ilişkin hak ve ödevleri yönünde gelişmesine çalışmak.

3. Eğitim mesleğinin gelişmesine, bu meslekte hizmet görenlerin ekonomik, hukuki ve sosyal, kültürel, hak ve çıkarlarının korunup çoğalmasına ilişkin genel yurt sorunlarının çözümlenmesinde, ilgili demokratik kurumlara yardımcı olmak.”

TÖS 1966 yılında 28 bin üyeye sahipken 1969 yılında 65 bin üye sayısına ulaşmıştır. 15 Şubat 1969 yılında Büyük Eğitim emekçileri yürüyüşüne 30.000 bin öğretmen katılırken, en önemli başarısı ise 15 Aralık’ta İlk Sen ile birlikte yaptıkları 4 gün süren büyük öğretmen boykotu olmuştur. 120 bin öğretmenden 109 bini bu boykota katılmıştır.

TÖS 1971 12 Mart Muhtırasıyla kapatılıyor.

Kapatılma nedeni güçlü bir öğretmen sendikası olması kadar tüzüğünde yer alan maddeler.

2. Eğitim mesleğinin, çağdaş eğitim-öğretim ilkeleri, öğretmenin mesleğe ilişkin hak ve ödevleri yönünde gelişmesine çalışmak.

Bu tüzüğün sakıncası bugün daha iyi anlaşılıyor.

Eğitimin dinsel kurallarla uygulanmasını savunan Memur Sen'e bağlı eğitim Bir Sen Müfredata ahlak dersini konmasını iktidara öneriyor. Toplumun ahlakını belirleyen şeyin Din olduğunu savunan bu öğretmen sendikası bu çerçevede örgütlenmesinde sıkıntı yok sanırım.

O zaman Eğitim Sen'de, TÖS geleneğine sahip çıkma iddasında olan bir sendika, TÖS'ün tüzüğünde yer alan maddelerin savunucusu ve örgütleyicisi olmaması içinde bir neden yok.