Bu bir bahane

Bu bir bahane

Özgür Akış
17/12/2014 Çarşamba

Takva: Korunma ve sakınma demekmiş. Dünyevi bütün kötülüklerden Allah’a sığınmak.

Özelliklerinden bazıları ise adalet ve dürüstlük.

Bu nerden aklıma geldi şimdi, yıllar önce Erkan Can ve Güvenç Kırdar'ın başrollerinde oynadığı Takva filmi.

Erkan Can'ın canlandırdığı Muharrem karakteri bir iş hanında toptan çuval satan bir dükkanda kırklı yaşlarında çıraklık yapar. Muharrem kimsenin etlisine karışmaz sütlüsüne karışmaz,  patronuna ve işine bağlı, ibadet eder. İbadetini de, dergahla birlikte yapıp gönlünü şen ederken, dergahın şeyhi bu aslan parçasında bir ışık görüp bir görev verir.

Meselede aslında burada başlıyor. Dergahın ayakta kalması için, buradaki yatılı kalan öğrencilerin yemek, kıyafet, yatma ihtiyaçlarını karşılayacak para, bunun çözümü bulunmuş, dergaha gönül vermiş insanların hayır ve hasanetleri bu giderleri karlıyacak güçte.

Dergaha ait İstanbul'un çeşitli yerlerinde kırk üç daire, otuz beş dükkan, yedi tane de  üstünde odun deposu olan arsa bulunuyor.

Takvaya ermekle ermemek arasında sıkışan Muharrem, buraların kiralarını toplayacak, dergahına ulaştıracak  görev bu kadar basittir.

Dergahın şeyhi öğleden sonraları için, dergahın gönüldaşı olan Muharremin patronu Ali beyden izin alır. Görev başlamıştır, kiraları toplamak için yola koyulmuştur bile karakterimiz, kapı kapı gezip toplamaya başlamıştır kiraları, bir gün geçer, iki gün geçer  ve bir kapıyı daha çalar kira için, kadın açar kapıyı ve içeri davet eder. İçeri girdiğinde karşılaştığı durum vahimdir. Kadının kocası hasta yatarken çocuklar buz gibi evde oturmaktadır.

Akşam şeyhine aktardığında bu durumu aldığı karşılık şudur. Adem ve Havva’dan beri zenginlik ve yoksulluk vardır. Buna insanın yapacağı bir şey yoktur. Bu kirayı almadığı takdirde, Dergahtan gönderilecek öğrenciyi muharremin belirlemesini vebalini de onun almasını söyler.

Muharrem İstanbul'da çeşitli belediyelerle de görüşmeye başlamış, sade bir hayattan popülaritesi yüksek bir kişi haline gelmiştir.

Muharrem delirmeye yaklaşmış durumda, ne yapacağı bilemezken sabah çuval almak için bir müteahhit, dükkana gelir ve direkt  Muharrem ile görüşmek ister. Bu müteahhit arkadaşta dergahın başka gönüldaşlarından bir tanesidir. Beş yüz kilo çuval isteyen Müteahhit, Muharrem’in hesapladığı fazla tutarı önemsemez bu bir bahane önemli olan sizinle tanışmaktır deyip ayrılır.

Bu fazla hesaptan, müteahhitte, çuval dükkanın sahibi de memnun kalmıştır. Bu hesaptan iki bin lirası kendisine kalan Muharrem ise ne yapacağını bilemez haldedir. Ertesi gün müteahhit diğer arkadaşlarını da getirir, aynı fiyattan çuval almak isterler. Kaz gelecek yerden tavuğu esirgeyecek hali yoktur.

Muharrem iyi bir insan olmaktan başka bir şey istemiyordu. Muharrem, insanlığın alınıp satıldığı Kapitalist bir düzende, insan olmayı istiyordu.

Dergahların, Cemaatlerin, ticaretle, siyasetle olan ilişkilerinde anlamsız bir insan kalma mücadelesi, bencilliğin yok olması, hırsızlığın olmaması, aynı zamanda ilim mümkün mü?

Bu bir film senaryosu, aşağıda anlatılanlar nedir.

Geçenlerde Bursa'da bir açılış töreninde AKP sözcüsü Bülent Arınç ağlayarak bir olay anlattı. Ortadoğulu Müslüman kardeşimiz Başbakanımız Davutoğlu’na sarılarak siz müslümanların izzetisiniz diyor.

"Binlerce Ulucami cemaati, ‘Bizim izzetimiz oldunuz’ diyorsa, 12 yıllık iktidarımız helal hoş olsun” derken göz yaşlarına hakim olamıyor Arınç.

Doğru sizi güçlü kılan dini siyasetle, ticaretle, toplumsal yaşantının belirlenmesinde kullandığınız gayret ve becerinizdir.

Gericilikle mücadele, uzlaşarak değil redderek olabilir.

Akıl ve Bilim gericiliğin panzehiri ise Sol bundan kaçamaz.

Sol Portal yenilenmiş yüzüyle mücadelesine kaldığı yerden devam edecek.

Ya siz.