Gündem ve iş güvenliği

Gündem ve iş güvenliği

Murat Demirkol*
04/12/2014 Perşembe

Gündemin boca edileceği yeni bir hafta daha…  

Memleketin hayati sorunları ne vakit gündeme düşecek olsa, anlaşılmaz bir hızla başka bir habere konuyoruz. Ardımızda bıraktığımız haftayı da ataç medyanın zorlamasıyla aynı bulanık gündemle yoğurduk…

Ali İsmail’in davası sürerken, hamasi söylemlerle kahramanlaştırılan esnaf söylemleri düştü ekranlara… Onu konuşurken, memleketin çok hızlı büyüyen işadamının çok hızlı kıvıran gazetelerinden tasfiye edilen yazarları konuşmaya başladık... Zikzaklar çizen barış süreçleri, Amerika’nın keşfi, kadın erkek eşitliğinin fıtratı, paralel yapılar, dörtgen, matris derken, 17 Aralık yayın yasakları ve daha bir sürü zihin bulamacı...

Gündem bombardımanın loblarımızı taciz ettiği o saatlerde çevre katliamları tüm hızıyla devam ediyordu oysa…

Yüzde 95,7 oranıyla tavan yapan cezaevi doluluk oranı ile ilgili sosyolojik bir tahlile gerek duyulmuyordu…

Öğretmenlerin sorunlarını görmezden gelen 24 Kasım şölenleri...

Göçlerin yaşattığı dram ve travma...

Özgürlükler ve birkaç kişilik barışçıl gösteri hakkının bile gazla bastırıldığı rutin görüntüler...

Deprem riski ve alınmayan tedbirler…

Bitmek bilmeyen iş cinayetleri;

Soma, Ermenek…

Toplum, işçi ölümlerini o kadar kanıksadı ki hemen her gün yaşanan inşaat vb. ölümleri önemsemiyor artık… Hamasi söylemlerin tavan yaptığı toplu ölümler dışında medya da kulaklarını tıkamış durumda… 

Geçtiğimiz 12 yıl içerisinde 14.455 işçi yaşamını yitirdi.  Gündeme bakarsınız iş güvenliği ile ilgili paket üstüne paket sunuluyor… Sektörlerde devasa büyümeler olduğu yönünde haberler yapılıyor…

Oysa büyük gürültüyle çıkarılan paketlerin çoğu maddesi teoriden öteye gidemiyor… İş güvenliği uzmanının yaptırım gücü olmadığı gibi yeterli bir Kamusal denetimde uygulanmıyor. Kamunun asli görevi olan çalışma koşullarının denetim ve izlenmesi maddesi yeterince uygulanmadığından istediğiniz kadar paket, istediğiniz kadar yasa geçirin, ne yazık ki hiçbir anlam ifade etmiyor…

En önemli sıkıntı İş Güvenliği Uzmanının sırtında ne yazık ki…

4857 ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, tepeden inme formasyonlarla, İş güvenliği uzmanlarını sahaya sürüp, yasal süreçlerin tam ortasına atarak, adeta günah keçisi durumuna getirmiştir… Çoğunlukla ezber olan ve çoktan seçmeli bir sınavı geçip iş bulma sancısıyla kıvranan iş güvenliği uzmanı, herhangi bir mesleki sınıflandırma olmadığı için, inşaat, maden gibi, daha önce şantiyesini bile görmediği iş kollarında komik rakamlarla istihdam ediliyor…

İş cinayetlerinde işverenlerin değil, uzmanların cezalandırılmasıyla rutin bir iş yaptığını sanan işveren de "ben iş güvenliği uzmanını istihdam ettim, daha ne yapabilirim” havasında.

Uzmanın sorunları sadece işverenle bitmiyor aslında. Aylık toplam 217 saat olarak belirlenen çalışma sürelerinin fazla olması en büyük sorun… İşin kaymağına iştahla atılan OSGB’ler tarafından 217 saatin hepsinin kullanılmak istenmesi nedeniyle uzmanlar günde 5-7, ayda 60-100 işletmeye bakmak zorunda bırakılıyor...

İş Güvenliği Uzmanlarının herhangi bir yasayla asgari ücreti belirlenmediğinden kendini idame ettirecek ücret bir yana asgari ücretin altında çalışan uzmanlar yığını yaşanmaktadır… Örgütlenme ve Mesleki sigortaları olmadığı gibi, çoğunun sigortası asgari ücret üzerinden yatırılmaktadır…

Lakin en önemli sorun iş sözleşmesi ile işverene bağımlı olarak çalışılması… Bu durum uzmanın sağlıklı kararlar almasını ve bağımsız hareket etmesini engelliyor… Her ne kadar 6331 sayılı kanun uzmana işi durdurma, bakanlığa bilgi verme yetkilerini verse de sonuçta uzmanlar maaşlarını karşılayan işverenin emir ve talimatlarını yerine getirmek zorundadırlar.

Çözüm iş güvenliği uzmanlarının görev ve sorumluluklarının yasal bir statüyle belirlenmesinden geçiyor. “İş güvenliği uzmanının işverene olan ücret ve iş sözleşmesi bağımlılığı ortadan kaldırılmalı, kendilerine kamusal denetim yapma yetkileri verilmeli, ücretlerini işverenden değil devletten almalıdır…”

Bireyleşemeden toplumsallaşmanın yaraları zor sarılır…

Toplum Amerika’nın keşfi, kadın erkek eşitliğinin fıtratı, paralel yapılar, dörtgen, matris, saraylar ve daha bir sürü zihin bulamacıyla uğraşırken, en hayati konuların bilinçli bir manevrayla sumen altı edilişini, gündemimizden alınışını derin bir uykuyla heba edebilir.


* B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı