Konçerto, Müjgan, Sardunya ve Deniz

Konçerto, Müjgan, Sardunya ve Deniz

Kurtuluş Ovalı
08/05/2017 Pazartesi

1901’de İspanya’da, Valencia - Sagunto’da doğan Joaquin Rodrigo Virde henüz üç yaşındayken difteriye yakalanır ve görme yetisini kaybeder. Erken bir yaşta kör olmasına rağmen, büyük başarılar kazanan Rodrigo’yu tüm dünya Concierto de Aranjuez (Rodrigo’nun Gitar Konçertosu) adlı eseriyle tanır. Concierto de Aranjuez çalınması en zor olan gitar konçertosu olarak bilinir. Konçertoyu tam anlamıyla Paco de Lucia’nın çalabildiği söylenmektedir.

İspanya’da Hitler ve Mussolini destekli General Franco komutasındaki askeri faşist güçler 17 Temmuz 1936’da seçimle işbaşına gelen Sosyalistlerin "Halk Cephesi" koalisyonuna karşı ayaklanır. İspanya tüm dünyanın gözü önünde bir iç savaşa sürüklenir. Kendilerini demokrat ilan eden Fransa ve İngiltere gibi ülkeler bir halka karşı yapılan askeri ayaklanmaya ‘’İspanya’nın iç meselesi’’ diyerek ses çıkarmaz. Oysa İtalya ve Almanya General Franco’ya askeri ve maddi destekte bulunmaktadır. Hitlerin zulmünden korktukları için İspanya hükümetine Fransa ve İngiltere hükümetleri yardım etmeseler de birçok ülkenin devrimcileri, sosyalistleri ve anti-faşistler ‘’Enternasyonal Tugaylar’’ı oluşturarak İspanya Halkının yanında saf tutar. Rodrigo’nun bölümler halinde eşine yazdırdığı Concierto de Aranjuez işte bu ahval içinde 1939 yılında yazılmıştır. Konçerto 600 bin kişinin öldüğü bu iç savaşı ve sonrasında yönetimi ele geçiren diktatör Franco’nun halkına çektirdiği acıları, zulmü anlatır ve Faşizme karşı direnen devrimcilerin coşkusunu içerir. Bu konçertonun yukarıda anlattığım yazılma hikayesi ile bizim topraklarımızdaki hikayesi biraz farklıdır.

68 kuşağının öncü gençlik liderlerinden Deniz Gezmiş 45 yıl önce bugün yani 6 Mayıs 1972’de sabaha karşı 01.00’da öldürülmeye götürülmeden önce son arzusu olarak demli bir çay ve sigara eşliğinde Rodrigo’nun Gitar Konçertosu’nu dinlemek ister. Bir başka rivayete göre de öldürüldüğü günün sabahında TRT Ankara Radyosu’nda üst üste iki sefer bu konçerto çalınır. Dönemin TRT yöneticileri Deniz Gezmiş’in bu konçertoyu sevdiğini bilmediği için bu olaydan haberdar olmazlar. 

Deniz Gezmiş’in sevdiği konçerto kadar onun anısına yazılan şiir ve şarkılarında hikayesi farklıdır. Örneğin çoğumuzun Ahmet Kaya’dan dinleyerek sevdiği ‘’Mahur’’ adlı şarkı aslında Atilla İlhan’ın 1972 yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için yazdığı bir şiirdir;

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız / O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız

Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız / Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız

O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı  / Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı

Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı / Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra / Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara

Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara / Geceler uzar hazırlık sonbahara

Atilla İlhan bu şiiri Denizlerin ölüm haberini sabah radyodan dinledikten sonra yazmıştır. Yazar o günü şöyle anlatır;

‘’12 Mart sonrasının kahır günleriydi. Bir sabah radyoda duyduk ağır haberi: Deniz’lere kıymışlardı. Karşıyaka’dan İzmir’e geçmek için vapura bindim. Deniz bulanıktı; simsiyah, alçalmış bir gökyüzünün altında hırçın, çalkantılı… Acı bir yel esintisinin ortasında aklıma düştü ilk mısra… Vapurda sessiz bir köşe bulup yüksek sesle tekrarladım. Vapurdan indikten sonra da rıhtım boyunca bu ilk mısraları tekrarlayarak yürüdüm; Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı.”

‘’Müje’’ Farsçada ‘’kirpik’’ anlamına gelmektedir. ‘’Müjgan’’ ise ‘’kirpikler’’. Şiirdeki ‘’Müjgan’’ özel bir isim olarak değil Farsçadaki ‘’kirpikler’’ anlamında kullanılmıştır ve de şair ‘’Müjganla ağlaşmak’’ fiiliyle duygu durumunu çok güzel anlatmaktadır.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları için yazılmış iki farklı şiirde ise Can Yücel’in imzasını görürüz. İlki hepimizin çok iyi bildiği, yedi mısraya yazılmış ve ‘’Acıyorsam sana anam avradım olsun / Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!‘’ ile biten ‘’Mare Nostrum’’ yani ‘’Bizim Deniz’’ adlı şiirdir.  Diğeri ise ilk olarak 1979'da Yeni Türkü tarafından bestelenmiş olan ‘’Sardunyaya Ağıt’’ şiiridir. Bu bestenin bulunduğu albüm dönemin bakanlar kurulu kararı ile toplatılmıştır.

Bir Amerikan generaline ait olan kitabın çevirisini yaptığı için 12 Mart 1971 askeri muhtırası sonrası Adana Cezaevi’ne gönderilen Can Yücel’in ‘’Sardunyaya Ağıt’’ şiirini cezaevinde 1972’nin baharında yazdığı bilinmektedir. Can Yücel cezaevine düşmesini şöyle anlatır; "Amerikan generalinin b.kuna yedi buçuk sene yedik. Sebebi de, adam diyor ki: ‘Bir memlekette sosyal adaletsizlik çok büyük olursa, halk gerilla hareketine taraf çıkarsa, siz istediğiniz kadar tedbir alın, bunu durdurmanıza imkân yoktur. Adam, Amerika açısından anlatıyor. Bunda kusur bulundu."

Ziyaretine gelen Süleyman Özgentürk (Nebil Özgentürk’ün babası) Can Yücel’e sardunya çiçeği getirir. Dönemin solcuları için bu çiçeğin birkaç anlamı vardır. Bir anlamı ‘’komünizm’’ diğeri de ‘’dayanışma’’dır. Ancak çiçek cezaevinde kargaşaya sebep olur. Bir çiçeğe bile tahammül edemeyen karanlık zihniyeti Can Yücel şiirde şöyle akseder:

İkindiyin saat beşte / Başgardiyan Rıza başta / Karalar bastı koğuşa / İkindiyin saat beşte.

Seyre durduk tantanayı / Tutuklayıp sardunyayı / Attılar dip kapalıya / ikindiyin saat beşte

Can Yücel’in nüktedanlığının çok iyi fark edildiği şiirdeki son bölüm muhtemelen Deniz Gezmiş için yazılmıştır;

.. yataklık etmiş ki zaar / suçu tevatür ve esrar / elbet bir kızıllığı var / ikindiydin saat beşte.

canların gözleri yaşta / aklı idamlık yoldaşta / yeşil ölümle dalaşta / sabahleyin saat beşte.

Bu şiirin farklı bir yorumu ise 2013 yılında Fazıl Say ve Serenad Bağcan tarafından yapılmıştır (link = https://www.youtube.com/watch?v=VRiPe_lJ4qQ ). Fazıl Say bu bestenin melodisini yine kendisi tarafından yönetilen ‘’Nazım Oratoryosu’’nda Nazım Hikmet’e ait olan ‘’Yatar Bursa Kalesinde’’ adlı şiirin bestesinde kullanmıştır (link = https://www.youtube.com/watch?v=9KTe08Ch4kw ). Fazıl Say melodik olarak birbirine benzeyen bu iki besteyle belki de bu coğrafyada hep itilen / ötekileştirilen ve cezaevlerinde ‘’uysallaştırılmaya’’ çalışılan Nazım Hikmet, Deniz Gezmiş ve Can Yücel’i buluşturmak istemiştir.  

Bir diğer şarkılaştırılmış şiir ise Metin ve Kemal Kahraman kardeşler tarafından yazılıp bestelenen ve sayısız müzisyen tarafından seslendirilen ‘’Deniz Koydum Adını’’ dır. Deniz Gezmiş ve fikirlerinden etkilenen birçok insan Deniz koymuştur çocuğunun adını kederi ise kendisinde kalmıştır;

Nerde kendini bilmez çocuklar / bir sabah öylece çekip gittiler

Çınladı alkışlar kör sokaklarda / yankısı kime kaldı?

Deniz koydum adını / kederi bende kaldı.

Uzak köyler kurdum birbirine / denizine aldandım

Deniz Gezmiş için en hüzünlü şarkılardan biri ise 2011 yılında Hüsnü Arkan tarafından seslendirilen ‘’5 Mayıs’’ şarkısıdır. Şarkının sözleri ve melodisi Hüsnü Arkan ile buluşunca ortaya bir şaheser çıkmıştır. Hüsnü Arkan birçok kişinin söylediği ‘’Kardeşim Deniz’’ yerine Deniz Gezmiş’e ‘’Abim’’ diye seslenmiştir bu şarkıda. Baharda bir tiryaki gibi aydınlık içen bu aydınlık şair bu şiirinde mayısın beşi olmuştur;

…ben bu bahar çok değiştim be anne / ben bu bahar burda değilim

ben bu bahar hayatın pencerelerinden kaçıp / bir ilmiği çözer dönerim

Gördüğünüz gibi şiir ve şarkıların çoğunluğu Deniz Gezmiş öldükten sonra yazılanlardır. Ancak ilginç bir şekilde Deniz Gezmiş’i hiç tanımamış olan Nazım Hikmet’in 1960’ların başında yazdığı iki şiir sanki Deniz Gezmiş’e yazılmıştır. Birisinde Nazım Hikmet bir kahin gibi Deniz Gezmiş’e ‘’Delikanlım’’ diye seslenmiş, diğerinde ise Deniz’e ‘’Hoşça kal Kardeşim Deniz’’ diyerek veda etmiştir;

Delikanlım! İyi bak yıldızlara,onları belki bir daha göremezsin....

Belki bir daha yıldızların ışığında kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin..

Delikanlım!. Senin kafanın içi yıldızlı karanlıklar kadar güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.

Yıldızlar ve senin kafan kâinatın en mükemmel şeyidir.

Delikanlım!. Sen ki, ya bir köşe başında kan sızarak kaşından gebereceksin, ya da bir darağacında can vereceksin. İyi bak yıldızlara onları göremezsin belki bir daha

Bir şeyler anlattın bize / Hoşça kal kardeşim deniz

Denizliğin kaderinden / Hoşça kal kardeşim deniz

Biraz daha umutluyuz / Hoşça kal kardeşim deniz

Biraz daha adam olduk / Hoşça kal kardeşim deniz

İşte geldik gidiyoruz / Hoşça kal kardeşim deniz

Ölümünün 45.yılında Deniz’lere saygıyla…