Doğuda ölüm, Batıda milli piyango kuyruğu mu?

Doğuda ölüm, Batıda milli piyango kuyruğu mu?

Gürkan Topbaş
22/12/2015 Salı

Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.

Edip Cansever / Mendilimde Kan Sesleri

‪#‎Cizre ‪#‎Silopi ‪#‎Sur

Böyle seslenmişti dizelerinde Edip Cansever Ahmet Abisine, daha bilindik adıyla Kayserili “Komünist Ahmet’e”. Fabrikada komünizm propagandası yaptığı için işten atılıp mahpuslukla ilk kez tanışan, Ruhi Su ve Vedat Türkali’nin işkence arkadaşına. Sonraki yıllarda tekrar tutuklanan (1951 TKP tevkifatında) Kayserili Komünist Ahmet’e…

Şiirin hangi dönemde hangi olay sonrası için yazıldığını bilemiyoruz. Yaşadığımız topraklarda hiçte yabancı olmadığımız birçok dönemi anlattığı, günümüzde de güncelliğini koruduğu bir gerçek.

7 Haziran ve 1 Kasım sonrası baskının ölümlerin ve kanın arttığı Kürt coğrafyasında, izlenen politika karşısında ağız dolusu küfrederek okuyoruz her ölümü. AKP’nin çözümü katliamdır, bir halk katili ile uzlaşamaz dediğimiz günler geliyor aklımıza ve sonunu bildiğimiz bir katliama engel olamayışımızın kızgınlığı.

Bir başka ses dolaşıyor sosyal medyada batıda yılbaşı hazırlıklarının ve milli piyango bileti kuyruklarının fotoğrafı paylaşılıyor. Vurdumduymazlıktan dert yanılıp ölümler karşısında sessiz kalınmasına tepkiler yükseliyor. Ölümün sıradanlaştığı topraklarda…

İş cinayetleri sonucu 1593 işçi, bu düzenin yarattığı erkek şiddeti sonucu 255 kadın, canlı bomba katliamlarında 138 can, nefret cinayetleri, ırkçı saldırılar ve linçler sonucu 4 kişi ve doğuda yükselen silah sesleri sonucu en az 523 kişi yaşamını yitirdi 1 Aralık 2015 tarihine kadar. Ölümlerin yaşamak kadar normalleştiği bu topraklarda geride kalan 11 ayda yitirdiğimiz yüzlerce can…

Emperyalistlerin çıkarları için yarattığı, insanlık dışı canilerin zulmünden kaçabilmiş tüm hayatı yok olmuş bir umut ile yola düşen Suriyeliler. Türkiyeli patronların ucuz iş gücü, harabe evlerin fahiş fiyatlara kiralandığı savaş mağdurları. Daha iyi yaşam koşulları ile Avrupa yollarına çıkan ve ege kıyılarına vuran yüzlerce beden.

Kürt illerinde gerçekleşen katliamı yukarıda bahsettiğimiz ölümlerden ayrı mı tutacağız yoksa ölen öldürülen sınıf biziz mi diyeceğiz?

Ölümlerin sadece insanlar Kürt olarak doğdukları, yaşadıkları coğrafyadan kaynaklandığını bilecek, ama Kürt burjuvalarının ölmediğini örneğin; Diyarbakır’da Kırklar Dağı’ndaki rezidanslarında hayatlarının akıp gittiğini bir gerginlik dahi yaşanmadığını unutacak mıyız?

Elbet bu kirli savaş bir süre sonra sönümlenecek yoksul halkın kanı ile boyanmış o masaya tekrar oturulacak. Bir barış balonu daha şişecek ve ana haber bültenleri doğuya fabrika yatırımlarından, dağlarının hammadde açısından çok zengin olduğunu bahsedecek. Barış yine burjuvaların ortak yatırım barışı olarak yola çıkacak…

Bu katliamın sonlanması için ses çıkarmayanlar ve hayatları her şey normalmiş gibi akıp gidenlerde mevcut. Tepki göstermeyenler şüphesiz ki milliyetçiler, burjuvalar ve katiline aşık olmuş bir halk. Bir de Türk olsun Kürt olsun etnik kökenli bir siyasetin içerisinde yer almak istemeyen örgütsüz, zihni soldan yana olan insanlarımız. Biz mücadelemizi bu insanlarla yükseltecek ve büyüteceğiz.

Ayrıştırıcı ve milliyetçiliğe iten söylemlere, hilenin olduğunu bile bile bir umut diyerek girilen M.P bileti kuyruğuna kanmayın. Haziran’da birlikte yürüyen milyonlara, Samsun’dan, İzmir’den, Antakya’dan, Adana’dan, Diyarbakır’dan, İstanbul’dan gelen ilk günlerde birbirlerine göz ucuyla bakan ve günler geçtikçe Ankara’nın soğuk gecelerinde varını yoğunu paylaşan birlikte mücadele eden tekel işçilerinin mücadelesine inanın.

Van’da ki İŞKUR işçileri ile İzmir’de Belediye işçilerinin ortak bir çıkar kavgasında olduğuna, ayağa kalkan metal sektöründe işçilerin etnik bir ayrılığa düşmeden sınıfının çıkarları için sendikal mücadelesine inanın.

Kozmopolit bir yapısı olan Mersin’de etnik milliyetçilik hatasına düşmeyen, birlikte mücadele eden ve kazanan şişecam işçilerine mücadelelerine inanın…

Burjuvazinin projesi olan halkın gözünü boyayan, aklını bulandıran Avrupa solunu unutun. İktidara geldikten sonra izlediği politikalar diğer burjuva partilerinden farksız olan İspanya’da Podemos, Yunanistan’da Syriza projelerinin rüzgârına değil, bu toprakların bereketine inanın.

Biz toprakların bereketine, sermaye sınıfının her tür manevrasına, restorasyon ya da reform girişimine rağmen, güveniyoruz.

Ortaklaşan mücadeleye, sınıfımızın aklına inanın.

Kayserili Komünist Ahmet’e onun mücadelesine inanın…