Şort ve diğer şeyler: 'Bana ne bana ne' mi diyeceğiz?

Şort ve diğer şeyler: 'Bana ne bana ne' mi diyeceğiz?

Feride E. Tetik
22/09/2016 Perşembe

 

Kadınların otobüslerde, sokaklarda, parklarda, okullarda velhasıl kamuya açık alanlarda tacize uğramaları yeni değil. Faillerin sıkıştığı, sıkıştırılabildiği durumlarda erkek egemen ideoloji-dinci gerici formasyon kokteylli savunmaları da… Şort giydiği için bir sağlık emekçisi kadın arkadaşımıza atılan tekmeden bahsediyorum. Uzun uzadıya anlatmaya gerek yok, soL okurları gündemin yabancısı değil; bu yüzden olaya değil, olaya dair tepkilere değinmek istiyorum.

Beklenenden büyük bir tepki oluştu, fakat herkes başka bir şekilde tepkisinin adını koydu.

Feministler ısrarla meseleyi erkek şiddeti boyutunda kavradı, asıl önemli olan tekmeyi atanın cinsiyetiydi. Bilinçli yada bilinçsizce buradan ele aldı; bununla sınırlı tuttu.

Bir diğer grup ‘Bize az bile’ciler ‘Bavulumu toplayıp gideceğim bu ülkeden’, ‘ Bu memleket adam olmaz, cahil sürüsü, çomarlar bunları yapan’ arasında gidip geldi.

3. grup ‘Gerçek islam bu değil’ciler. Failin İslam hukuku adına attığı tekmeyi aşırı bulup ‘dinde zorlama yok’ efsanesine sığındılar.

Tüm gruplar ‘herkesin hayatına hiç kimse karışamaz’ mottosunda buluştu. 

Tepkilerin ilk elden karşılığı ‘bişeyler yapalım‘ idi. 'Kahrolsun bağzı şeyler’deki ‘bağzı şeyler’e karşı herkes, hasbelkader elinden ne gelirse artık… Şortlu fotoğraflar çekildi, tweetlendi. Hatta şort giymiş kadın-türbanlı kadın yan yana çekilen fotoğraflar herkesin yüreğine su serpti. Erkek şiddeti kınandı, hatta Çarşı grubundan bir erkek, tepkiselci erkeklere seslendi, Beşiktaş Köyiçi’ne çağırdı, ‘şortunu giy de gel dedi’. Büyük ihtimal iyi niyetli, naif bir hoşluk, sevimli bir ahmaklık tüm olanakları ile sergilendi. Mesele ‘haşema da giyerim şort da sana ne’ noktasına el birliğiyle getirilip nihayete erdirildi. 

Kafalar bunca karışık, tartışma bunca flu. Bahsettiğim gruplar Gezi’de buluşmuştu, doğrultusuzlukları liberalizmdir. 

Meclis Başkanı 'Kadınlar kahkaha atmasın' derse, biri çıkar şortlu bir kadına tekme atar, biri çıkar tayt giydi diye tecavüz eder, öbürü başka bir erkeğe saat sordu diye bıçaklar. Olayın üstünden bir hafta geçince Başbakan ‘ama tekme de çok olmuş, mırıldanın yeter’ derse, tekmeyi atan önce yakalanır sonra salıverilir, sonra bir daha tutuklanır falan… Tepkimizi göstermek için ‘bi şey yapmalı’ya dönülür, artık elimizden ne gelirse..

Meseleyi en hızlı kavrayanlardan biri Dilipak’tı.

“Yeni bir gezi kalkışması için zemin yokluyorlar. Şortlu kız, son cenaze olayı*, Bass’ın doğu gezisi...”

Gezi, muktediri korkutmaya devam ederken, Gezi'deki yönsüzlük, doğrultusuzluk da devam ediyor... 

Kadınlar üzerindeki baskının dinci ve seküler izdüşümlerinin aynı olmadığından bahsetmiştik. Yöntemi ve kontrolü de aynı değil. Tepkiselci yaklaşımların yön ve doğrultuya yani duruş ve siyasete sahip olmamaları ani parlama ve sönmelere mahkum kılıyor. ‘Haşema da giyerim şort da sana ne?' söylemi bir süre sonra omuzları kalkık bir ‘bana ne! bana ne! istediğimi giyerim’e dönüşüyor. Ne talebi ne muhatabı belli değil. Bu türban tartışmasının, 'upgrade' versiyonudur.

KADINLAR ADINA, HERKES İÇİN

Kadınların sorunlarını, bir bütün olarak kadın sorununu kapitalizmden ayrı ele almak bu yüzden mümkün değil. Erkek şiddetinin yaygın ve sistematik karakteri karşısında bütünlüklü bir politik mücadele dışında şansımızın olmaması da bundan. Kapitalizmin varlığını sürekli kılma mekanizmalarından birisi olan şiddet, sadece eğitim ve hukukun konusu olamaz. Bu ülkenin ‘adam’ olmayacağına dair söylem devletin sözde ‘projelerle’ engellemeye çalıştığı kadına yönelik şiddete biraz daha liberalizm sosu katmak dışında bir anlama gelmiyor.

Şeriat sadece recm ve kırbaç değildir. Şeriat ülkesi olmamak için kadınlar adına verilen mücadele, hem imam nikahına karşı net bir duruş hem de bireyin vicdan hürriyeti tarifini yapmayı gerektirir. Bireyi eşit ve özgür vatandaş kılmadıkça da, bu mümkün gözükmüyor. 

Bunlar bütünlüklü bir politik mücadelenin konusu. Bu bulanık sularda netlik şart, bu yüzden "düzen dışına çağrı"da ısrar gerekiyor.

Kadınlar adına, herkes için.

* Dilipak, Tarık Akan'ın onbinlerce kişinin katıldığı cenazesini, içine sindirememiş olmalı. 

.