Tarihsel sorumluluk ve ABD–Küba ilişkilerine yakın bakış

Tarihsel sorumluluk ve ABD–Küba ilişkilerine yakın bakış

Cüneyt Göksu
21/03/2016 Pazartesi

88 yıldan sonra ve 1959’daki devrimden beri, adaya ayak basan ilk ABD Başkanı Barack Obama, tarihi ziyaret için 20 Mart 2016’da Küba’ya ulaştı. Obama’nın ulaştıktan sonraki ilk mesajı, “Kübalılarla bir an önce tanışmak ve konuşmak için can atıyorum!” oldu. Obama, Devlet Başkanı Raul ile görüşecek ama Fidel ile görüşme konusunda bir plan olmadığı söylenmişti. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre Obama aynı zamanda “Ladies in White” isimli sistem karşıtı politik grupla da görüşme yapacak. 

ABD ve Küba’nın inişli çıkışlı politik ilişkilerine yakından bakarsak gelişmeler daha iyi kavranabilir. 

ABD-Küba arasında Aralık 2014’de tarihi bir gelişme oldu. ABD’de tutuklu bulunan üç Kübalının, on yıldan fazla süren davalarının sonlanması ve serbest kalmalarının hemen ertesinde, Küba Devlet Başkanı Raul Castro ve ABD Başkanı Obama aynı anda ekranların karşısına geçerek iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden ele alınacağını duyurdular. Böylece iki ülke ilişkilerinde yepyeni bir sayfa açıldığı gibi, Fidel’in Küba Halkına verdiği “Geri Dönecekler”  sözü karşılığını bulmuş oldu. Obama, 20 Ocak 2015’de Kongre’ye yaptığı çağrı ile ambargonun sonlanması için birlikte çalışılmaya başlanması gerektiğini duyurdu.

İki başkan, iki ülke arasındaki ilişkilerin, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler sözleşmesi temelinde, normalleştirilmesi doğrultusunda adımlar atılmasını öneriyor, Küba’nın diyaloga açık olduğunu, ABD’nin Küba halkıyla ilişkilerini değiştireceğini, on yıllardır ABD çıkarlarını ilerletmeyi başaramayan köhne ABD yaklaşımının sonlanacağını normalleşeceklerini hepimize duyuruyordu.

50 YILLIK ABLUKA
Barack Obama ve Raul Castro tarafından yapılan eşzamanlı açıklamalar, Latin Amerika’daki diğer hükümetler ve başlıca Amerikan şirketleri tarafından dönüm noktası olarak adlandırılmıştı. Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff, ABD-Küba diplomatik ilişkilerinin yeniden açılmasını ve adanın ABD başkenti tarafından yeni olanaklara doğru yol almasını “mühtiş bir ilerleme” olarak adlandırdı. ABD’nin yaptırımları yüzünden ekonomisi sıkıntı içinde olan Venezuela Devlet Başkanı Maduro, yapılan açıklamaları, Obama’nın cesaret verici, tarihi bir jesti olarak tanımladı.

Aynı zamanlarda, ABD’nin en ciddi ekonomi gazetesi “Wall Street Journal”, General Motors’dan, Cargill’e ve mobilya devi Ethan Allen’a kadar büyük ABD şirketlerinin Beyaz Saray’ın bu tarihi açıklamasını, diplomasiyi geri getirmesini, 50 yıllık ablukanın sökülüp atılması için gösterilen çabaları alkışladıklarını duyurdu.

Obama’nın müzakerelerin başında söylediği, Havana’da elçililik açılması, Küba’nın terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkartılması, seyahat, ticaret ve bilgi akışını arttıracak adımlar atacağını açıklaması aynı zamanda ABD’nin yıllardır adaya uyguladığı politikanın da başarısızlık itirafı oldu. Obama özetle Devrim sonrasında uyguladıkları Küba politikasının her cephede çöktüğünü, Küba’da arzu ettikleri değişimi silah zoruyla yaratamadıkları gibi adayı ekonomik, ticari ve finansal bir ablukaya alarak da başaramadıklarını, izolasyon politikasında yalnız kaldıklarını, izole olanın Küba değil ABD olduğunu itiraf ediyor. Ancak Küba konusundaki “ulvi” amaçlarından vazgeçmediklerini, köhnemiş araçlarını değiştirerek yola devam edeceklerini de ifade etmiş oluyor. Bu sürecin başlama zamanının Küba’nın diğer kıta ülkeleri, Çin ve Rusya ile bağlarını güçlendirdiği, Amerikan sermayesinin de potansiyel faydalarının boşa çıkacağı bir döneme denk gelmesi az rastlantı değil.

Küba Devrimi ile yaşıt durumdaki ablukanın Küba’ya verdiği ekonomik zarar, bugünün fiatları ile yaklaşık 120 milyar ABD Doları. ABD-Küba ilişkilerini daha iyi anlamak için, ablukanın tarihçesine yakından bakmakta fayda var.

ABLUKANIN KRONOLİJİSİ
17 Aralık 2014’de ABD Başkanının yaptığı tarihi çıkışa rağmen, ablukanın kalkması, ABD’de hükümet kuruluşlarının uygulaya geldiği bir çok kanunun da beraberinde değişmesine bağlı. Abluka’yı oluşturan bu kanunlara kronolojik sıra ile bakmakta fayda var.

-Trading with the Enemy Act of 1917 (TWEA): Bu kanun maddesi ABD’nin savaş durumunda olduğu ülkelere ekonomik yaptırım uygulayabilmesi, bu ülkelerden ithaları yasaklaması ve kendi ülkesindeki mal varlıklarını dondurmasını sağlamak için düzenlenmiş. 1959’da ki devrimden ve Füze Krizinden beri bu kanun maddesi Küba için uygulanmakta. 

-Foreign Assistance Act (1961): Bu kanun ABD Başkanını, Küba’ya karşı ambargo başlatabilmesi, uygulaması ve yardım gönderilmesini engellemek için tam yetkili kılıyor. ABD’nin yaptığı uluslararası yardımlardan Küba’nın faydalanmaması için gerekli düzenlemeleri yapıyor.

-Cuban Assets Control Regulations of the Department of the Treasury (1963): ABD’deki bütün Küba mal varlıklarını donduran, mali ve ticari işlemleri askıya alan, yasaklayan, bu işlemlerin üçüncü partiler tarafından da yapılmasını yasaklayan ve denetleyen kanun. 

-Export Administration Act (1979): ABD Başkanının Ulusal Güvenlik gerektiren durumlarda belirli ülkeleri eklediği ve bu ülkelere yapılan ihracatı koşullara bağlayan kanun. Küba bu listede yer almakta.

-Cuban Democracy Act or the Torricelli Act (1992): ABD firmalarının üçüncü ülkelerdeki iştiraklerinin Küba ile ticaretini engelleyen kanun. Bu kanuna göre Küba limanlarına giren gemiler, 180 gün boyunca ABD’ye giremiyor.

-Cuban Liberty and Democratic Solidarity Act or the Helms-Burton Act (1996): Ablukanın kapsamını arttıran, diğer ülkeler üzerinde ki bağlayıcılığını genişleten ve ABD Başkanının bu konuda ki yetkilerini arttıran kanun.

-Section 211 of the Consolidated and Emergency Supplemental Appropriations Act for the fiscal year 1999: Kuba’ya ait marka ve ürünlerin ABD içinde marka haklarının korunmasını engelleyen kanun. 

-Trade Sanctions Reform and Export Enhancement Act (2000): Küba’ya yapılacak tarım ürünleri ihracatını önceden nakit ödeme, kredi kullandırmama gibi sıkı şartlara bağlayan, ABD vatandaşlarının Küba’ya seyahatlerini sınırlandırıp sadece 12 kategoriye bağlayan kanun.

OLASILIK DAHİLİNDE
ABD Başkanı Obama, abluka dahil Küba’ya uygulanan bütün yaptırım politikasının işe yaramadığını ve Kongre’de ablukanın kaldırılması için tartışma başlatacağını söyledi.

ABD’nin bu girişimine ve Obama’nın bu kararına etki edenlerden en önemlilerinden ikisi şüphesiz ki, ABD Ticaret Odası ve Amerikan Üretici Dernekleri olmuştur. Bu iki kurumun Küba Ticaret Piyasasına girmek için yaptıkları baskılar konuyu buraya kadar taşımıştır. Uzun yıllar önce adayı ziyaret eden bir senatör, “Eğer ambargoyu kaldırmayıp, ada ile ticaret yapmazsak, Küba’yı nasıl kapitalist yaparız ki” diyerek sanki bugünlerin habercisi olmuştur. Adaya gelecek ABD dolarları, Küba Devriminin yıllardır yavaş ilerleyen reformlarını hızlandırabilir ama aynı zamanda turizmden kaynaklı, her ne kadar kontrol edilmeye çalışılsa da, gelir makasını da arttırabilir.

Medyada çıkan bütün tartışmalarla birlikte, sadece Latin Amerika değil, dünyada ki bütün işçi sınıfının da yakında izlediği bu yakınlaşma süreci kimilerince Devrimin ana ekseni ve kaynağı olan “Castroizm”i de zayıflatabilir. Çünkü iki ülke arasındaki bu yakınlaşma, sosyal eşitsizliği arttırabilir, sınıflar arası açılacak açıdan dolayı gerginlikler olabilir. Bunların sonucunda karşı-devrimci hareketlerin adadaki hareketleri da artabilir. Bunlar az da olsa olasılık dahilinde.

Panama’da Nisan 2015’de yapılan Amerika Kıtası Devletler Toplantısında, iki lider bu defa yüzyüze bir araya geldiler ve el sıkıştılar. Obama, burada şu ifadeyi kullanıyor: “Benim daha doğmadığım dönemden kalan bir problemi daha fazla devam ettiremem”

Raul’un da ilişkilerin normalleşmesi için, Obama’dan isteği 60 yıllık ablukanın kalkması ve Küba’nın Terörist Ülkeler Listesi’nden çıkartılması. Listeden çıkartılan Küba’nın önünde ablukanın kalkması için Temsilciler Meclisi’nde alınacak kararlar var ki, “Derin ABD” ve “Miami’deki Karşı Devrimci”lerin bu kararları çok kolay aldırmayacağı da ortada. Küba’daki yönetim biçimini hala “Diktatörlük” olarak adlandıran geniş bir ABD’li bürokrat kesimi mevcut.

Söylenenler ile yapılanların tutarlı da olması gerekiyor. Mesela bu görüşmeler yapılırken, ABD ve Küba delegasyonlarının toplantılarında, ABD tarafında, Che’nin katili Felix Rodriguez, delegasyonda görevli olarak ortaya çıkıyor.

Raul, Obama’yı “dürüst” olarak tanımlasa da, ABD başkanının bu görüntüsü ABD-Küba ilişkilerini kurtarmaya yetmez. Temsilciler Meclisi’nde ilişkilerin gerginliğinden nemalanan senatörler çoğunluktadır. Bunların önemli bir bölümü devrim sonrasında adadan kaçan ve geride bıraktıklarını geri alabileceklerini hayal eden mutlu azınlığın temsilcileridir. ABD-Küba pazarlıklarında bu kitle kendince haklı gördüklerini geri almak için Obama’ya baskı yapabilir.

YA HEP YA HİÇ
Raul, Panama’da sadece Obama ile görüşmedi. Thomas Donahue, ABD Ticaret Odası Başkanı ile de konuştu. Donahue, uzun zamandır, ABD’nin kapitalist ilişkiler üzerinden adaya girebileceği üzerine konuşan bir kişidir. Bu kanal üzerinden adanın kaynak ve insanlarına ulaşılabileceği konusuda tezler üretir.

Obama’nın planı oldukça hızlı ilerliyor. ABD Ticaret Sekreteri adayı ziyaret ediyor. Ablukanın zayıflatılmasının, karşılıklı yatırım olanaklarının araştırılmasının ve Serbest Yatırım Bölgesi Mariel’in detaylarının konuşulmasının yolunu yapıyor.

Küba'nın ABD'li tüccarları kongreyi daha hızlı adım atmaya zorlayacak şekilde kışkırtmaya, ABD'yi "ya hep ya hiç" gibi bir tutumla sıkıştırmaya çalıştığı görüşü de konuşulanlar arasında.

ABD vatandaşlarının seyahatleri konusunda ki 12 kategori yerinde durmakla birlikte, ülke içindeki harcama limitleri ve kredi kartı kullanım yasakları kaldırıldı. ABD dışındaki ABD bankaları ve yabancı finans kurumları Küba’nın iletişim cihazları alımındaki “sadece nakit ödeme” şartını ortadan kaldırıp, kredi kullandırma imkanlarına kavuştu. ABD’den Küba’ya ürün ihraç edilirken, ABD Ticaret Bakanlığı’ndan onay alınması gerekenlerin listesi, sadece iletişim ekipmanları, inşaat malzemesi ve tarımsal üretim araçları ile sınırlandırıldı. 2014’den beri ticari anlaşmalarda, iletişim ve turizm alanında, karşılıklı uçak seferlerinde ciddi mesafe alındı. 1959’dan beri ilk defa bir ABD şirketi, Strawood Hotel zinciri, adada faaliyet göstermek için Küba’lılarla anlaşma sağladı. 

ABD – Küba İlişkilerilerinde önemli bazı tarihler.

-1959: Fidel Castro, diktatör Batista’yı devirdi

-1960: Küba’daki ABD işletmeleri kamulaştırıldı

-1961: Diplomatik ilişkiler zayıfladı ve Domuzlar Körfezi çıkartması gerçekleşti

-1962: JFK, Küba’ya ticari ambargoyu onayladı

-1977: Jimmy Carter, Havana’da irtibat ofisi açtı

-1980: 125,000 Küba’lı ABD’ye göç etti

-2001: Bush, ekonomik yaptırımları sıkılaştırdı

-2006: Fidel devlet başkanlığından ayrıldı. Raul dönemi başladı

-2014: ABD ve Küba, yeniden diplomatik ilişki başlatma kararı aldı

-2015: 1956’dan beri ilk defa ABD ve Küba başkanları bir araya geldi ve karşılıklı olarak iki ülke Havana ve Washington’da büyükelçilik açtılar. 

ABD, ideolojik olarak yıkamadığı Küba’da başka bir denemenin peşinde. Normalleşme adı altında, kemikleşmiş sorunlara el atıyor ama bunun arkasında adaya sermayeyi, popülizmi ve kültürel hegamonyayı yerleştirecek; son tahlilde emperyal girişimlerinin yeni aracını devreye alacağı da ortada. Raul bu değişik taktiğin farkında olduğunu, “mücadele bitmedi, yeni araçlarla devam ediyor. Herşeyi tartışamaya niyetliyiz fakat çok sabırlı olmamız gerekiyor” şeklinde özetlemiştir.

Obama’nın bu ziyareti iki ülke ilişkileri açısından yüzdeyüz normalleşme garantisi taşımamakla birlikte, ciddi miktarda yol alınan düzenlemelerin bir uzantısı olarak görülmelidir. Herşeye karşın 54 yıldır devam eden, Küba’ya 100 Milyar Dolarlık maaliyeti olan abluka devam etmektedir ve kalkması sadece ABD Başkanının iki dudağı arasında değildir. 

Küba, 60 yıldır verdiği fikir ve ideolojik mücadelesiyle tecrübelidir ama karşı tarafın kuzu postuna bürünmüş bir kurt olduğunu da unutmadan, sadece yöntem değiştirdiğini hatırlayarak taktik geliştirmeyi sürdürecektir; tabii ki değişmeyen tek şeyin değişimin ta kendisi olduğunu unutmadan.