Sayfa yolu
‘Plan Kolombiya’: Amaç, uyuşturucu ile mücadele mi yoksa ülkeyi askerileştirme mi?
Can Berk İzmirden
Yayın Tarihi: 07.02.2016 , 20:45 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:50

Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, 4 Şubat 2000 yılında uygulanmaya başlanan ‘Plan Kolombiya’nın 15. Yıldönümünü kutlamak için bu hafta ABD Başkanı Barack Obama ile Washington’da bir araya geldi. İki lider yaptıkları basın toplantısında ‘Plan Kolombiya’nın başarısını överken önümüzdeki 10 yılı aşkın süre boyunca Kolombiya’daki güvenliği güçlendirmek ve uyuşturucuyla mücadele etmek için 450 milyon dolar bütçesi olacak olan “Paz Kolombiya” diye adlandırılacak ‘Plan Kolombiya 2’nin uygulanacağını ilan etti. ABD Kongresi'nden plan için 450 milyon dolarlık yardım talebinde bulunacağını belirten Obama, Kolombiya’daki sivil savaşın uzun tarihini anımsatırken, 2000’den beri uygulanan planın ülkede barışı sağlamakta hayati bir rol oynadığını söyledi. ABD’nin Kolombiya’ya bugüne kadar yaptığı yardımlarından ve gelecekte olacak olan sıkı ilişkilerden dolayı defalarca Obama’ya teşekkür eden Santos ise ‘Plan Kolombiya’nın Kolombiya’ya birçok konuda yardım ettiğini ve ülke tarihinde en etkili ve güçlü askeri kuvvetlerini oluşturduğunu belirtirken, “Paz Kolombiya” ile yeni bir dönemin başladığını duyurdu.[1]
Peki, uyuşturucuyla mücadele ve narko-trafiğe karşı güvenlik için bundan 15 yıl önce uygulamaya koyulan ‘Plan Kolombiya’ bu iki liderin dediği gibi Kolombiya’daki barışı sağlamakta hayati bir rol oynadı mı? Ülkede bulunan insan hakları örgütlerine ve plana “Plan Washington” diyen bir sürü vatandaşa göre, planın barışı sağlamak ne kelime tam tersine korkunç etkileri oldu.
4 Şubat 2000 yılında o dönemin ABD Başkanı Bill Clinton ve Kolombiya Devlet Başkanı Andres Pastrana arasında imzalanan ‘Plan Kolombiya’ sayesinde uyuşturucu ile mücadele adı altında ülkedeki askerileşmeyi artırmak için milyarlarca Amerikan doları Kolombiya’ya yağdı. Planın amacı, Kolombiya’yı uyuşturucu mafyalarından, FARC gerillalarından ve sağcı paramiliter gruplardan kurtarmaktı.[2] Peki, yıllarca Kolombiya’daki uyuşturucu mafyaları ile ülkesi arasındaki ilişkilere göz yuman ve ülkedeki sol yükselişe karşı 1960 Kennedy hükümetinden beri oluşmasına destek sağladıkları paramiliter gruplarla ABD-destekli Kolombiya ordusunun müttefik olarak operasyonlar düzenlemesini “yok sayan” ABD hükümeti, gerçekten bu planı gerçekleştirmekte ne kadar samimiydi? Yoksa ortada başka bir çıkar mı vardı? Planın yürürlüğe girmesinden beri yapılanlar gösteriyor ki, amaç daha farklı.
Uyuşturucu ile Mücadele
Yetkililer, ‘Plan Kolombiya’ ile başlayan süreçte koka üretimi yapılan 1,6 milyon hektarlık alandan daha çok bir alanın havadan fümigasyon uygulanarak yok edildiğini belirtiyor. Yalnız bu fümigasyon işleminde ot öldürücü glifosat kullanıldığı biliniyor ve Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre uygulanan glifosat kansorejen içerdiği için Kolombiya nüfusunu hayati bir tehlikeye sokuyor. Ayrıca yetkililere göre, fümigasyon hiçbir işe yaramamış durumda. Örneğin, koka üretilen arazi sayısı azalacağına arttı. BM raporuna göre 2013 yılında 43 bin hektarlık alanda koka üretimi gerçekleşirken bu sayı 2014 yılında 69 bin hektarlık alana yükseldi. Koka üretiminde de bir azalma olmadı; Kolombiya güvenlik güçleri 2015 yılında 252 ton uyuşturucu ele geçirdi. Ulusal Kolombiya Üniversitesi’nde Kolombiya-ABD ilişkileri hakkında uzmanlık yapan Diana Rojas’a göre de, ‘Plan Kolombiya’ uyuşturucu trafiğini parçaladı ve bu da uyuşturucu ile mücadeleyi zora sokuyor.[3] Üstelik plan doğrultusunda Kolombiya’ya yapılan operasyonlar sonucu uyuşturucu ticareti ve şiddeti Kuzey Meksika’ya sıçramış bulunuyor. Meksika’da 2006’dan bu yana uyuşturucuya bağlı şiddetten yaklaşık 25 bin kişi öldürüldü. Plan, uyuşturucu üretimini, ticaretini ve şiddetini azaltmak yerine yaygınlaştırmış durumda.
Şiddet ile Mücadele
‘Plan Kolombiya’nın amaçlarından biri de ülkedeki şiddete bir son getirmekti. Fakat plan uygulanmaya başlandıktan sonra şiddet görenlerin sayısında bir azalma olacağına artış tespit edildi. Amerikan bir sivil toplum örgütü olan “Washington Office on Latin America” (WOLA), kayıtlı 6 milyon 424 bin kişinin şiddet gördüğünü, en az bin sendikacının öldürüldüğünü ve toplam yaklaşık 7 bin kişinin yerinden edildiğini, işkence gördüğünü ve kaçırıldığını belirtti. WOLA, ayrıca Kolombiya güvenlik güçlerini paramiliter çetelerle birlikte operasyonlar düzenlediğini ve hükümetin istihbarat servisinin bu şiddette rol oynadığını belirtti. 2006 yılında ortaya çıkan “Parapolitik Skandal”da da dönemin devlet başkanı Alvaro Uribe’nin (2002-2010 yılları arasında devlet başkanı görevindeydi) ve kongrenin paramiliter çetelerle ve ölüm mangalarıyla sıkı bağlantıları olduğu görüldü. Üstelik Kolombiya tarihinde kara bir leke olan Uribe’nin dönemin ABD Dışişleri Bakanı ve bugün ABD Başkanlık seçiminde Demokrat aday adayı Hillary Clinton tarafından “demokratikleşmeye olan katkıları” için övüldüğü de unutulmasın.
Bütün bunlara ek olarak, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tarafından 2002 – 2008 yılları arasında en az 3 bin kişinin “yanlış pozitif” ölüm dedikleri şekilde çoğu yoksul, uyuşturucu bağımlısı ve engelli sivilin kaçırılıp Kolombiya güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğü açıklandı. Güvenlik güçlerinin ise öldürdükleri sivillere gerilla üniformaları giydirip savaş sırasında öldürülmüş gibi kamuoyuna sunduğu ve böylece ‘Plan Kolombiya’nın başarısının öneminin belirtildiği iddia edildi. Bu ölüm kampanyasında rol aldığı için 800’e aşkın düşük rütbeli asker mahkûm edildi, fakat generallere dava bile açılamadı. Hatta o dönem komutanlık yapmış kişiler daha sonra üst düzeylere getirildi.[4]

Cinsel Şiddet
‘Oxfam’ın da içerisinde bulunduğu kadın hakları örgütlerinin yaptığı araştırmaya göre planın ilk 9 senesinde her saat başı 8 Kolombiyalı kadın tecavüze uğradı.[5] Araştırmada, yaklaşık 500 bin kadının farklı şekillerde cinsel şiddet gördüğünü ve yaklaşık 8 bin kadının 2000-2009 yılları arasında fuhuşa zorlandığı belirtildi. Konu hakkında kapsamlı bir haber yapan TeleSUR’a konuşan insan hakları avukatı Milena Montaya, cinsel şiddetin sadece iç savaşın bir sonucu olmadığını, ayrıca askeri bir strateji olarak da hem Kolombiya ordusu hem de Amerikan ordusu tarafından kullanıldığını belirtiyor. Kolombiya’daki Amerikan üsleri genellikle kadınların ve gençlerin iş ve eğitim konusunda çok az fırsat bulabildikleri yoksul kırsal alanlarda kuruluyor. Plan doğrultusunda kırsal alanlarda koka arazileri yok edilen yoksul köylü de ailesini geçirmekte zorlanıyor. Bu yüzden bu bölgelerde ‘zorla fuhuşun’ arttığı gözlemleniyor.
Ayrıca, Kolombiya ve ABD arasındaki anlaşmalardan ve diplomatik ayrıcalıklardan dolayı her ne kadar cinsel istismar bilgisi çok olsa da, çoğu cezasız kalıyor. Örneğin, barış konuşmaları doğrultusunda Kolombiya hükümeti ve FARC tarafından hazırlanan 800 sayfalık bir raporda 2003- 2007 yılları arasında ABD askerlerinin ve paraları askerlerin en az 54 Kolombiyalı kadına cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıktı. Raporda ayrıca 2007’de ABD’li çavuş Michael J. Coen ve savunmadan sorumlu asker Cesar Ruiz’in 12 yaşındaki bir kız çocuğuna uyuşturucu vererek tecavüz ettiği belirtildi. Coen ve Ruiz, Kolombiya’dan kaçtılar ve ABD’de hiçbir zaman aleyhlerine dava açılmadı. Mağdurun ailesi ise şüphelilerle ilişkisi olan kişilerin tehditleri sonucu bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.[6] Cezasız kalan askerlerin kendilerini dokunulmaz hissetmeleri, çocuklara ve kadınlara olan cinsel istismarı artırıyor. İnsan hakları çalışanlarına göre cinsel şiddetin uzun dönemli etkileri de kadınlar ve yakınları üzerinde gözlemleniyor.[7]
‘Plan Kolombiya’nın Emperyalist Amacı
‘Plan Kolombiya’ kapsamında bir sürü askeri üs, meclis kararına ihtiyaç duyulmadan ABD ordusunun kullanımına açıldı. Fakat bunun anayasaya aykırı olduğu dile getirilmesine rağmen ABD ordusu istediği şekilde bu üsleri kullanabiliyor. Bunun yanı sıra, planın başka bir amacı Kolombiya’da güçlü bir güvenlik gücü oluşturmaktı. Kolombiya, plan sayesinde iyi eğitimli ordu ve polis gücü geliştirdi. Hatta bu güç diğer ülkelerde asker yetiştirmeye bile başladı. Örneğin, Kolombiya’dan gelen paralı askerle bugün Suudi öncülüğünde Yemen’e karşı açılan savaşta Birleşik Arap Emirlikleri askerlerinin yanında görev alıyor. Ayrıca, bugün milyonlarca ton tarım ürünü ithal ettiklerini ve hiç kimsenin tarım alanlarında yaşamak istemediğini belirten muhalefet yetkilileri[8], planın bir sürü köylünün gelir kapısı olan tarım arazilerini yok ettiğini ve yapılan serbest anlaşmalarla ülkenin tarım ekonomisini bitirdiğini söylüyor.
‘Plan Kolombiya’ doğrultusunda yapılan Amerikan yatırımının yaklaşık yüzde 71’i askeri eğitime, savunmaya ve istihbarata harcandığı ve çoğunun ekonomi ve askeri içerikli olması gerçeğinden yola çıkarsak halkın barış istediği ülkede emperyalizmin askerileşmeye ve serbest ticarete önem verdiği görülüyor. ‘Plan Kolombiya’ ortaya çıkma nedeni olan “amaçlarını” yerine getirmek yerine uyuşturucu ile mücadele adı altında ülkeye yoksulluk, cinsel şiddet gibi birçok acı getirdi.
Belki bugün ülkemizde barışın sağlanması için emperyalist güçlerden umut besleyenler bu tabloya bakarak emperyalizmin halklara sadece acı ve yoksulluk getirdiğini anlayabilirler.
[1] http://www.telesurtv.net/english/news/Plan-Colombia-2.0-As-It-Develops-2...
[2] http://www.telesurtv.net/english/opinion/The-Wages-of-Plan-Colombia-Have...
[3] http://www.bbc.com/news/world-latin-america-35491504
[4] https://news.vice.com/article/false-positives-how-colombias-army-execute...
[5] http://www.usofficeoncolombia.org/uploads/application-pdf/2011-03-23-Rep...
[6] http://www.telesurtv.net/english/news/US-Military-Sexually-Abused-at-Lea...
[7] http://www.telesurtv.net/english/analysis/Plan-Colombia-Has-Been-a-Night...
[8] http://t24.com.tr/haber/hedef-uyusturucu-mu-askeri-kontrol-mu,89585
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
