An hoviti, an sosyalîzm!

An hoviti, an sosyalîzm!

Ramazan Avesta
17/08/2015 Pazartesi

Bir kadın yatıyor yerde. Çırılçıplak, kanlar içinde, yüzükoyun. İnsanlar bunun bir montaj olma ihtimaline kapılmak istiyor, savaşın bu kadar çirkinleşemeyeceğini düşünüyor. Taraflar var, aslında hiç de taraf olamayanlar. İçinde bulundukları, ellerinde bulundurdukları itibari ile birbirlerine taraf olamayacaklar var.

Aynı sınıftan olanlar bunlar. Kanı aynı derecede akanlar, gözyaşları aynı olanlar, yoksulluğu hep beraber paylaşanlar bunlar. Damsız bir köy evinin kapısına giden bir askerin cenazesinin yahut virane bir gecekondunun kapısına giden gerillanın acısının aynı olduğu ancak taraflaşmış taraflıların coğrafyası.

Höykürenler var, savaş isteriz, savaş isteriz diye. Hiçbir yitirdiği olmayan taraflar bunlar, karşı taraftan olanlar. Bir tırnağı bile incinmeyen, bir kuruşu dahi gitmeyen savaş borazanları bunlar. Arkalarına aldıkları dalkavuklarla tutuşturuyorlar ülkeyi. Şiddet artıyor gün geçtikçe, savaş kirli bir şeyken dayanılmaz bir hal alıyor. Kadın hala yerde, yüzükoyun, kanlar içinde, çırılçıplak.

Tarih bize yılların verdiği deneyimle bir şey öğretti. Belleğimizde ülkenin içinde bulunduğu çirkinlikler ve acılar karşısında tekrarlanan bir slogan var sürekli;

"An hoviti, an sosyalîzm!"

Böyle günlerde bu slogan daha da yakıcılaşıyor, hatta bıçak gibi kemiğe dayanıyor. Yüzü koyun yatırılıp işkence edilen, Türk emekçilerinin, devrimcilerinin uzaktan yakından bağdaştırılamayacağı o Türk’ün gücü nidaları en tepedeki kana susamışlardan alınan cesaretle bağdaştırılabilir ancak. Yüreği yanmış asker ailelerinin ‘neden hep gariban çocukları ölüyor, neden bir tek vekilin çocuğu yok’ diye feryadı ile hiçbir ilgisi yok Hakkari’deki Türkün gücünü gösterecek caninin.

O yüzden Türk halkını bu ayıba ortak etmeye hakkımız yok. Bu savaş, 60 yaşındaki ninemin Kürtçe serzenişinde dediği gibi; ‘Asker anneleri böyle savaşa karşı çıkıp, şu savaş savaş diye bağırana sen git savaş diye cevap verirlerse ne güzel olur.’O güzellik aslında emekçilerin kol kola savaşa karşı barışı haykırdıkları, ortak düşmanı tanıdıkları andır.

Barbarlık en son kendini Kevser Ertürk (Ekin Van) adlı kadın gerillanın öldürüldükten sonra bedeninin çırılçıplak teşhiri ile gösterdi. Buna karşı valilik bunu sosyal medyada duyuranların peşine düştü. Bu düpedüz barbarlık ve gerici kapitalist iktidarın, iktidarı terk etmemenin verdiği hırsın yansımasıdır. Onlar iktidarları uğruna gencecik insanları ölüme yollayacak kadar barbarlaşmışlardır. Bu durum da aslında kapitalizmin vahşiliğinin ve barbarlığının tarihine yabancı olmayan bir şeydir. İki kez dünyayı savaşa sürükleyen, akla hayale gelmeyen işkencelerle katliamlar yapan bir sistemin gericilikle kuşanmış bugünkü formu karşımızda.  Bugün sokakta cansız yatan bedenlere sessiz kalanlar ile bundan motivasyon sağlayanlar ya da tüm bu yaşananları bilmezden gelip “barış” yalanları söyleyenler, düzenin çarkına su taşımaktadır.

Bu yüzden bu sistem acilen yıkılmalıdır. Kanla beslenen bu sistemin içinde bocalayıp halkı düzen içi arayışlarla oyalayanlar da bunun hesabını veremezler, altından kalkamazlar. Şimdi bu sloganı haykırmanın tam zamanı, çünkü artık bu bir slogandan çok daha ötedir, bir ihtiyaçtır;

An Hoviti, An Cıvakparezi (Ya Barbarlık, Ya Sosyalizm)


Katkı ve önerileniz için: [email protected]