Efsaneden siyasete Newroz

Efsaneden siyasete Newroz

Önder Demiraslan
21/03/2015 Cumartesi

Tarihsel arka planına bakıldığında Newroz’un kökleri Mitanilere kadar dayanmaktadır. M.Ö 1500’lerde Mezopotamya’nın kuzeyinde hüküm süren Mitaniler ‘’Zagmuk’’ (Mitani dilinde yeni gün anlamındadır) adını verdikleri bir bayramı kutlayarak bugünkü Newroz’un tohumlarını atmışlardır. Hem isim olarak hem de uygulanış biçimi olarak Zagmuk bayramı Newroz bayramına büyük oranda benzemektedir. Bu özel günde tapınaklarda ateşler yakılırdı ve krallar bu dönemde halkın arasına karışırlardı. Daha sonraki yüzyıllarda şekillenmiş olan Zerdüştlük inancında da uygulanan Newroz geleneğine Hurrilerde, Urartularda, Medlerde ve Perslerde de rastlamaktayız. Persler bu özel günü yılbaşı olarak benimsemişlerdir. Newroz’un bugünkü anlamı ise çeşitli mitolojik farklılıklardan bağımsız olarak birçok halk için baharın başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

Newroz, Kürtler arasında ‘’Demirci Kawa Destanı’’ olarak da bilinmektedir. Kürt siyasi hareketi derin kökleri olan bu efsaneyi yeniden gündeme getirmiştir. M.Ö 600’lü yıllara kadar uzanan Demirci Kawa Destanı Kürt sözlü geleneğinde yer edinmiş ve nesilden nesle sözlü olarak aktarılmıştır. Sözlü kültürü benimsemiş olan halklar geleceklerini şekillendirirken efsanelere ve destanlara önem biçerler. Kürt siyasi hareketi de Newroz destanının özgürlükçü yönüne dikkat çekerek Kürtler arasında yeni bir bilinç uyandırmayı hedeflemiştir de diyebiliriz.

 Newroz’u bugün siyasetten bağımsız bir şekilde ele almak neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Siyasi partilerin, özelliklede Kürt siyasi hareketinin Newroz’u sahiplenip Kürt halkına da benimsetmeye çalışması, siyasetin Newroz ile ilişkisi göstermektedir.  Newrozu’un siyasi bir forma dönüşmesinin Newroz efsanesindeki olay örgüsüyle doğrudan ilgisi olduğu açıktır. Bu efsaneye kısaca değinecek olursak söylemek istediğim daha da anlaşılır olacaktır.

’’Kürtlerin yaşadığı diyarlara hükmeden Dehak isminde zalim bir kral bir gün hastalanır. Sağ ve sol omuzunda birer yılan çıkar. Kral, dönemin en yetkin hekimlerini bu derde çare bulmaları için seferber eder. Hekimlerden birisi bu derdin çaresini için; ‘Her iki yılana günde birer tane genç insanın beynini yedirmek’ gerektiğini tedavisinin ancak böyle mümkün olacağını söyler. Durum böyle olunca Kürt gençleri ikişer ikişer kralın yılanları için kurban edilir. Kawa isminde bir de demirci vardır. Bu demircinin çocukları da kralın yılanlarına kurban edilir. Sıra tekrar Kawa’nın çocuklarına gelir ve en küçük oğlu da kurban edilmek istenir. Bu durumu artık kabullenemeyen Kawa Kürtleri örgütleyip gizliden gizliye krala karşı bir isyan girişimi başlatır. Kawa halka der ki: ‘Oğlumu Dehak’a götürmek için saraya gideceğim. Dehak tam oğlumu öldürecekken ondan hızlı davranıp elimdeki çekici Dehak’ın kafasına indireceğim. Dehak öldükten sonra sarayın tepesine çıkıp bir ateş yakacağım. Sizler bu ateşi gördüğünüzde Dehak’ı öldürdüğümü anlayın ve saraya gelin.’ Sarayda yanan ateşi gören kadınlar şehirde, gençler de dağlarda ateş yakarlar ve sarayı basıp Dehak’ın direnen askerlerini öldürdüler. O günden sonra halk için yeni bir dönem başlamıştır ve halk özgürlük ateşini yakıp aydınlığa kavuşmuştur.’’

Newroz bayramı Ortadoğu’da yaygındır. Ortadoğu halklarından olan Kürtler de Newroz’u milyonların katılımı ile kutlamaktadır. Gerek Kürdistan’da ve Türkiye’de, gerekse de Avrupa’nın çeşitli merkezlerindeki Kürtler gittikleri her alana Newroz’u taşıyıp çok büyük katılımlarla bu bayramı kutlamaktadırlar. Siyaset alanında yaşanan tartışmalarda bu bayramın ‘’Gerçekte kimin bayramı’’ olduğu konusunda bir yarış vardır. Ancak Kürtler için net olan Newroz efsanesinin yıllarca özgürlüğe giden yolda örnek alınmış ve bu efsanenin, içinde barındırdığı ‘’Kürt halkına özgürlük’’ konusu ile de özgürlüğe susamış bir halk için örnek bir model olduğudur. Newroz’un bir efsanenin ötesine geçip siyasi bir kimlik kazanmasının sebeplerinden birisi de ulus bilinciyle ilgilidir. Demirci Kawa’nın Kürt oluşu ve Kürt halkı için mücadele etmesi, ulus bilinci gelişen Kürtler arasında karşılık bulmuştur.

 Newroz, Kürtler arasında bilinen ve anlatılan bir efsane olmasına karşın yakın bir tarihe kadar bugünkü anlamıyla kutlanan bir bayram olmamıştır. 1900’lü yılların başındaki Süleymaniye Newroz’unu saymazsak, örgtülü biçikde ilk kez 1950’lili yıllarda Irak Kürdistan’ında kutlanan Newroz, ancak 1970 yılının başında Türkiye’de kutlanmaya başlanmıştır. Türkiye’de ilk Newroz Devrimci Doğu Kültür Ocakları’nın (DDKO) öncülüğünde 1971 yılında kutlanmıştır. 1982 baharına kadar geleneksel olmanın ötesine geçemeyen Newroz kutlamaları, bu tarihten sonra büyük bir uyanışın, haykırışın ve mücadele alanının adı olmuştur.

 Kürtler için bugün Newroz’u diğer kahramanlık destanlarından ayıran en önemli neden, 21 Mart 1982 yılına dayanmaktadır. PKK’nin kurucularından olan Mazlum Doğan, Newroz’un yıldönümü olan 1982’nin 21 Mart gününde Diyarbakır Cezaevinde bedenini ateşe vererek hem yılların birikmiş olan bir haykırışını gerçekleştirmiş, hem de yeni bir mücadele döneminin kapısını açmıştır.

Uzunca yıllar dört parçalı Kürdistan’da her türlü baskı ve zulme direnen Kürtler, Diyarbakır Cezaevinde 27 yaşındaki bir gencin bedenini ateşe vermesine seyirci kalmamışlardır. Bugün milyonlarca insanın Newroz meydanlarını doldurma sebebini burada aramak gerekiyor. Günümüzün Kawa’sı olarak bilinen Mazlum Doğan, Kürt özgürlük hareketinin yolunu aydınlatan bu girişimi ile günümüz Dehak’larına karşı isyan bayrağını çekmiştir. PKK de bu girişim sonrasında örgütlenme faaliyetlerine hız kazandırmış, Mazlum Doğan’ın bu girişimi boşa çıkartmamış ve Newroz alanlarını uzunca bir süre özgürlük alanı olarak yaşatmıştır. PKK, özellikle geçmiş dönemlerde demirci Kawa’nın proleter yönüne dikkat çekmiştir ve Kürtler arasındaki örgütlenmesine de bu bilinçle yaklaşmıştır.

Siyasi iktidar da bu süreçte boş durmayarak özgürlük alanlarına dönen Newroz meydanlarına saldırarak ‘’gerekli önlemi’’ kendince almıştır. 1991 yılındaki Newroz kutlamalarında 31 insanımız katledilmiştir. Daha da acımasız olan bir Newroz katliamı ise bundan 1 yıl sonraki 1992 Newroz’unda yapılan katliamdır. Süleyman Demirel’in ‘’Herkes istediği gibi Newroz’u özgürce kutlayabilir’’ açıklamasından sonra gelen katliamda 94 kişi Newroz alanlarında özgürlüğü için can vermiştir.

Newroz meydanlarında özgürlüğü için can vermiş olan ve Mazlum Doğan’ın başlatmış olduğu isyan girişimi ile özgürlük meydanı olan Newroz’un bugün bakıldığında anlamı farklılaştırmıştır. En son 2013 Newrozu ile deklere edilen, İslami değerlerle çevrilmiş ve aynı zamanda AKP’yle yürütülen ‘’çözüm süreci” ile birlikte yeni bir süreç başlamıştır.

Biliyoruz ki onlarca yıldır özgürlüğü için mücadele eden Kürt emekçi halkı Newroz’u sermayeye kurban etmeyecektir ve Mazlum Doğan’ın yaktığı özgürlük ateşine sahip çıkacaktır.

Newroz Piroz Be!

Katkı ve Önerileriniz İçin: so[email protected]