Şair Arjen Arî'yi anmak: Öpücükler Gömdüm Bir Umuda

Şair Arjen Arî'yi anmak: Öpücükler Gömdüm Bir Umuda

Münir Gök
11/11/2015 Çarşamba

Berî Her Zarokî                                  

(...)                                                                     

Zarokek bûm ez jî                                     
Wekî her zarokî, fêkiyê rojekê                    
Wekî her kesî ji dara dêya xwe                    

Ketim erdê ez jî                                        
Çawakî her fêkî bikeve ji darê                   
Her stêr çawakî birije erdê…                     

Bozkırın Tüm Çocukları

(...)

Çocuk oldum bende

Her çocuk gibi,aydınlığın meyvesi

Herkes gibi annemin fidanı oldum

 

Bende düştüm yere

Nasıl ki her meyve ağacından düşüyorsa

Nasıl ki yıldızlar yeryüzüne akıyorsa...(1)

 

   Evet o da düştü yere. Ama bu düşme yaşamdan değil, bedenen bir düşme oldu. Aksi mümkün mü? Modern Kürt şiirinin öncüsü, bir aydınlanma sevdalısı yaşamımızdan yitip gidebilir mi ? Şiiri sokaklara, dağlara, toplumun derinliklerine yerleştirirken, direnirken, mücadele ederken umutla beraber dizeleri de daima yanı başındaydı. Kimi zaman zindanda, kimi zaman sürgünde... Ama şikayeti bunlara değildi. Karanlığa, savaşlara idi asıl şikayeti.

Gazin                                                                    

çavên min bide, generalê min,                       

tu çavên min bide ji kerema xwe.                  

te du çav hene generalê min;                         

min ew winda kirin û du destên xwe.            

Ez Memedê te me, generalê min;                   

te ez şandim şer û te negot min                      

şerê ku tu diçiyê çavan jî dixwe!                     

Şikayet

gözlerimi ver generalim,

gözlerimi ver lütfen.

senin iki gözün var generalim,

onları kaybettim, iki ayağımı da.

senin Memedinim generalim;

savaşa gönderirken bana

gittiğin savaş gözleri de yer demedin! (2)

Evet, general ne Memed'e acımıştı ne de gözlerine. Ne Memed'in savaşı umurundaydı ne de Hüso'nun* biten ömrü. Çünkü aslolan o generali oraya diken bir avuç para babasının bekâsıydı! Ne zaman durdu ki kan.Hep akmıştır o kan bu vadilerde, Çarçıra Meydanı'nda evlerinin içinde. Bazen damla damla, bazen oluk oluk. Ne Memed'ler özgür kalabildi ne Hüso'ların eşitlik,özgürlük talebi geriye çekildi. Ya umut? Tükendi mi acaba insanda?

Hêvî                                                                      

Hêleke min diqutife ji sermê                     
Çiya keleheke asê, rê asê,dem asê            
Hêviya min kulîlka binê berfê                    
Ha bel bû ha bel bibê                                
Û berf tê                                                   
Tê                                                              
Tê..!                                                         

Bibare berfê                                              
Li ber xwe bide kulîlkê,                             
Tu ji vê axê yî, ez ji vê axê..!                    

Bibare berfê                                              
Li ber xwe bide kulîlkê                               
Berf li hêlekê, tu li hêlekê                          
Hêviya min jî bihar e                                  

Umut

Soğuk kasıp kavuruyor her yanımı

Dağ kapalı bir kale, yol kapalı, zaman mahsur

Umudum karın altındaki çiçekte

Ha açtı ha açıyor

Ve tekrar kar yağıyor

Yağıyor

Yağıyor..!

 

Kar durduğunda

Ayağa kalk çiçek,

Sen bu toprakta, ben bu toprakta..!

 

Kar durduğunda

Ayağa kalk çiçek

Kar bir yana sen bir yana

Benim de umudum bahardır (3)

Pablo Neruda'nın dediği gibi, ''Bütün çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz''. O yüzden Neruda'nın, Arî'nin, benim, senin, hepimizin umududur bahar. '' Her yazar, Gılgamış Destanı'ndaki gibi ölümsüzlük iksirinin peşine düşmez'' der Arî. Ölümsüzlük iksirinin peşine düşmeden, şimdiden ölümsüzleşen koca aydınlık. Sürgün müydü kara talihi? Belki de şiirini hapiste bırakmaktı en büyük talihsizliği. **Ve artık düşkün değildir aşk, düşkün değildir umut. Yüreğim, bir dervişsin sen. Kimin yüreğini anlayabilirsin ki. Karanlığın, umutsuzluğun karşısında hükmü yok kasidenin. Oluk oluk insanın, bütün heybetiyle insan kanının akıtıldığı dağlarda, ovalarda, vadilerde umudun öpücükleri de saklıydı.

RAMÛSAN MİN VEŞARTİN Lİ GELİYEKÎ

ar girtiye qurm
û li dorê dileyize
çi kiribû
çi bû gunehê dara berû?
bi min re wê jî şer nexwestibû
bi min re zarokan, bi min re kulîlkê
û wê qîza xama…
ku, li dû min stûxwar ma
û bendî…

rondik herikîbin şer herikand
û xwîn pijiqand pelê kulîlkê
ma bayê kur rûxand hêlîna tivîlkê,
hij ma li milkê, ramûsan li milkê?

xwezî, lewitîn di kirêtiyê de
û şer dizî j ime xewnên mîrekî
li herêmekê em ji gundekî
dijmin jî bûna malê me pev dima
neyariya me nedigiha qewmekî
kengî bûya lev dihatin
em eydekê, erefatekê…

bi ya helbestê min kir
û min guh da bilûra şivên:
hij min aland li destmalek bi vên
û ramûsan min rakirin geliyekî…

ramûsan min veşartin li geliyekî
ew gelî yan ê elî, yan jî li cûdî
bi têhn dimînin li wirbi hij dimînin ramûsanên min
şer betal bibin, çek rawestin
ji çiyan şerker dadikevin
ezê di nav wan de bim
ileh ileh, tu bê pergî min
da te himbêz bikim ji dêvla çiyê…

şer de ye mîna min niha helbest jî
kengî parzinîn biwêj ji xwînê
ji êşê rêz, ji şînê çarîn
helbesta min hingî bixwîn
wê evîn jê binizile…

ÖPÜCÜKLER GÖMDÜM BİR VADİYE

ağacın gövdesini sarmış ateş
ve dans ediyor etrafında
ne yapmıştı
suçu neydi meşe ağacının?
benimle birlikte o da savaş istememişti
benimle birlikte çocuklar, benimle birlikte o çiçek
ve o körpe kız…
ki, boynubükük kaldı ardımda
ve bağlı…

gözyaşı aktıysa savaş akıttı
ve kan püskürttü çiçeğin yaprakları
yıldız yeli mi yıktı güvercinin yuvasını,
sevgi bir tarafta kaldı, öpücükler öte tarafta?

kire bulandı arzular
ve bir prensin düşlerini çaldı bizden savaş
bir yörede aynı köyden
düşman da olsak ayrışmazdık
bir kavme ilişmezdi düşamanlığımız
ne zaman olsa barışırdık
bir bayram sabahı, bir arefe günü…

şiire uydum ben de
çobanın kavalına kulak kesildim
sevgiyi arzulu bir mendille savurdum
ve öpücükleri bir vadiye kaldırdım…

bir vadiye gömdüm öpücükleri
o vadi ya geliyê elî ya da cudî vadisi
susuyor, sevgiyle bekliyorlar öpücüklerim orada
hükmü kalkarsa savaşın, silahlar susarsa eğer
savaşçılar inerse dağlardan
onların arasında olacağım
karşılamaya gelmelisin beni, mutlaka
ki sana sarılayım dağ niyetine…

savaştadır şimdi benim gibi şiir
ne zaman süzerseniz kavramları kandan
acılardan mısralar, matemlerden dörtlükler
o zaman okuyun bu şiirimi
o zaman aşk sızacak bu şiirimden…(4)

Direnirken yalnız bırakmamıştı onu şiir. Peki asıl savaş, Memed ile Hüso arasındaki savaş mıydı? Yok muydu başka bir savaş türü ? Ya patron Hüseyin Bey ile işçi Memed'in savaşı ne olacaktı? Ya patron Mehmet Bey ve emekçi Hüso arasındaki savaş nereye gidecekti ? Evet, asıl savaş bu olmalıydı.

Sevgiyi arıyordu. Yüreği dolu dolu bir sevgi. Öyle bir sevgi ki; candan, çocukça ve başka bir şeye benzemeyen bir sevgi. Biliyordu; sevgi yoksa hayat boştu. Biliyordu; sevgi yoksa, yaşam aynı göğün altında kavramaktan uzaktır. Nazım'ın dediği gibi: Yok öyle umutları umutları yitirip karanlıklara savrulmak. Aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak. Direnişin çimentosu sevgiydi. insan sevgisi, insanlık sevgisi, aydınlık sevgisi...Peki aynı göğün altında hangisiydi sonbahar şimdi ?

Ji Kîşweran Payîz e Niha                                                 

(...)
Payîz e, dem dê xwe veguhere guherek din               
Kêlî ê nepirsin ji te bo bibin saet                              
Û roj dê raneweste li te bo nebe şev;                        
Roj derew, şev derew, zeman nakeve xew...             
Demsal e... ji kîşweran payîz e niha                          
 

Hanginiz Sonbahar Şimdi
(...)

Güzdür, zaman kendini değiştirecek

Âna sormayın senin için saat olacak

Ve gün durmayacak sana gece olmayacak

Gün yalan, gece yalan, zaman uykuya dalmıyor 

Mevsimler... Hanginiz sonbahar şimdi

 

   Sonbahar emekçiler için çoğu zaman umudu, aşkı ve kurtuluşu ifade eder. İnsanlığın, işçilerin, yoksulların kaderini eline aldığı o muazzam devrim sonbahardaydı. Tarih bilincimize kazındı bir kere. Tarih bilincimize pek çok şey daha kazındı. Spartaküs'ten Paris Komünü'ne, Mazdek İsyanı'ndan Bolşevik devrime, Demirci Kawa Destanı'ndan Şeyh Bedtettin'e kadar...Kawa, Dehaq'ın yılanına boyun eğmeyen yiğit insan. Dehaq'ın zulmüne isyan ateşini yakanlar, bugün zulmün, karanlığın, yoksulluğun, adaletsizliğin nedeni olan sömürücü bir düzene boyun eğebilir mi ?

[Ji destana kawa                                                       

Yekî şaşikreş:                                                           

''ger ez bim, got, ji Ehrîman e                               

ev bela ne ya me mirovan e                                   

xur û xumexum ma we nebihîst                           

min baş guh dayê, mêjÎ vedilîst!                            

ya baş qîzeke naşî, beyendî                                   

em bikin gorî serê Efendî!..''                                  

Wezîr mizgîn da...                                                     

wezîr giha cem Dehaqê nexweş                           

li ber sekinî, bi rûyekî geş:                                      

''tacîdarê m'bi text û taca te                                   

sêhrdaran dît dermanê êşa te!''                              

gotin, ''tacîdar heya neh mehan                              

divê ku vexwe xwîna du Kurdan!''                            

(...)                                                                                   

 

[Destana Kawa'dan]  

Siyah sarıklı biri:

''Bence, dedi, Ehriman'dan bu bela

biz insanlar işi değil bu bela      

 duymadınız mı gürültü, uğultuyu!

 iyi dinledim, beynim çalkalanıyordu!    

 gencecik ve toy bir kızı en iyisi                                                                                                                                                     

Efendimiz için kurban edelim mi!..''

vezir müjdeyi verir...

vezir vardı hasta Dehhak'ın yanına

önünde durup, yüzünde mutlulukla

''and olsun ki tac ü tahtına ey sultan

büyücüler buldular derdine derman!''

dediler, ''ey sultan, dokuz ay boyunca

iki Kürdün kanı ilaçtır yarana!''

(...)  (5)

 

Kaynakça:

* Arjen Arî ''Piçek Merhamet/ Biraz Merhamet'' şiirinde Memed ile Türkleri, Hüso ile Kürtleri tasvir etmektedir.

** Arî yurt dışına çıkmadan önce Nusaybinde bir süre hapis yatar. Sebest bırakılınca şiirleri kendisine verilmez. Savcılıktan istemeye gittiğinde ise ''şiirlerinle birlikte tekrar hapis mi yatmak istiyorsun'' cevabını alır.

1) Berî Her Zarokî- Çeviri Kurdewarî ekibi http://www.antoloji.com/beri-her-zaroki-siiri/

2) Selim Temo - Kürt Şiiri Antolojisi 2. cilt s 1110

3) Hêvî - çeviri Kurdewarî http://www.antoloji.com/hevi-3-siiri/

4) https://siirlerlesarkilarla.wordpress.com/2013/03/03/arjen-ari-ramusan-m...

5) Kürt Şiiri Antolojisi, 2. cilt s.1112