Yıl dönümünde... Her yer Halepçe, her yer katliam

Yıl dönümünde... Her yer Halepçe, her yer katliam

Kurdewari
16/03/2015 Pazartesi

Kürt halkının tarihine baktığımızda Halepçe katliamı hafızalardan silinmeyecek bir yere oturdu. Katledenlerin karakteristik özelliğidir. Hem katliam inkâr edilir, hem de yılların yaşananları unutturması için elden ne geliyorsa yapılır.

Ama olmadı. Halepçe'nin kronolojik olarak günümüze yakın bir dönemde olmasıyla da ilgili değil sadece mesele. Kürt halkı Halepçe'yi günlük hayatta her gün boğazında düğümlendiği bir yere koydu çünkü.

Halepçe katliamı bütün olarak bir coğrafyayı Kürtlerden arındırma projesinin bir çıktısı idi. Ne ilkti ne son olacağa benziyordu. Tarihte dönem dönem Kürtlerden arındırma, Arap kemeri oluşturma, göç ve iskân uygulamalarına tabi tutma ya da inkâr ve imha siyaseti. Burjuva tarihinde Kürtlere ayrılan sayfalarda bunlara yer var.

Saddam Hüseyin ve emir erlerinden artık adının anıldığı haliyle Kimyasal Ali… Yaşananların planlayıcısı ve uygulayıcısı olarak geçti tarihe.

Yıl 1988 16 Mart sabahı. Herkes Kürtler normal bir güne uyanmıştı diye anlatır ama pek de öyle değildi. Saddam'ın Kürtlere karşı bir operasyona girişeceği hissedilir bir duruma gelmişti. Yediden yetmişe herkes Ortadoğu coğrafyasında Saddam'ın önündeki süreci yönetmede Kürtlere pay vermesini beklemiyordu. Petrolün, savaşın ve yeniden inşa sürecinin sermaye denetimini elinde tutmak istiyordu Saddam. Yapılacak şey belliydi; Kürtleri bu aşamada güçlenmeden ekarte etmek…

Herkes bir şeyleri az çok sezinliyor, tahminlerde bulunuyordu. Ama kimsenin böylesi bir katliamı hesaba kattığı yoktu. Zulümdü katliamdı vahşetti.

Yaşananlar Kürtlere yapılan bir bahar temizliği idi. Tabiri maruz görün, okurken bile yüreği sızlıyor insanın. Ancak sürecin adı tam da böyle konulmuştu: Enfal!

İsmini kurandaki bir süreden alan Enfal operasyonunun anlamı savaş ganimeti demekti. 16 Mart 1988 günü kimyasal silahlar ile kendini gösteriyordu. Ne acı, elma kokan gazların kokusu yayılıyordu dört bir yana ve insanlar meraklarından sokaklara çıkıyordu.

Sonrası  malum.  Şairin dediği gibi: vedalaşma bayramıydı, ölüm Newroz’uydu bu.

Saddam'ın alaşağı ve idam edildiği gün Kürtler farklı duygular içinde idi. Herkes bir yanıyla eski bir yarasını taşıyordu anılarında

Ancak öyle olmadı. Saddam’ı gönderenler yerine insanlığı ve kardeşliği inşa etmedi. Emperyalizm kan ekip kan biçerdi. Yine öyle olmuştu.

İsmini Kuran’ın Enfal suresinden alan operasyon biçim değiştirdi, isim değiştir. IŞİD oldu, ÖSO oldu, El Nusra oldu…

Halepçe, Kobanê, Tel Ebyad, Cizire ya da Serekaniye… Kürtlere düşen katliam ve ölüm oldu yine…

Hesap ortada. İster Saddam olsun ya da emir eri Kimyasal Ali, ister Tayyip olsun ya da tetikçisi Hakan Fidan. Katliam yine katliam, zulüm yine zulümdü.

Halepçe Kürt tarihinin hafızalardan silinemeyecek bir yerine oturdu. Bugün kara bayraklarla Kürdistan’ı yeniden revize etmeye çalışanların unuttuğu şey, Kürt halkının Kuran’ı her okuyuşunda Enfal’in boğazlarında düğümlenişidir.


'Kobanê... Ölene kadar" (Fotoğraf: Selin Asker)


Katkı ve önerileriniz için: [email protected]