Festivali 'canlandıran' filmler

Festivali 'canlandıran' filmler

Sinema Bir Şenliktir
10/04/2015 Cuma

34. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilen festivalin klasikleşmiş bölümlerine ek olarak bu yıl ilk kez “Yeni Alman Canlandırma Sineması” programa ekleniyor. Hem izleyici hem de bu işe gönül verenler açısından daha fazla umut barındırdığı için günümüz sinemasının diğer türlerinden ayrılan Canlandırma Sineması festivali de canlandıracaktır.

Alman Canlandırma Sineması başlığı altında gösterilen filmler iki bölümde toplanıyor. 1955’ten beri yapılan DOK Leipzig Uluslararası Belgesel ve Canlandırma Film Festivali’nin Canlandırma Bölümü Yöneticisi Annegret Richter’in hazırladığı programın birinci bölümü 14, ikinci bölümü ise 10 kısa filmden oluşuyor.

İkinci bölüm çocuklara yönelik olmakla birlikte zaten festival programındaki “Çocuk Mönüsü” bölümüyle ilintili olarak gösteriliyor. Çocuk algısını yönlendirmeye yönelik bu animasyonlar her gün televizyonlarda gördüğümüz benzerleri gibi çocuklara “normal” olmayı öğütlüyor. Televizyonlardaki benzerlerinden ayrılan yönü ise farklı teknikler deniyor olmaları ve içerdikleri mesajı daha dolaylı ve naif yollarla iletmeyi denemeleri.

Birinci bölümdeki filmlerin özellikle farklı teknikleri bir arada kullanmış olanları dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra stopmotion, gölge oyunu, suluboya gibi alışılmış tekniklerin örneklerini de izlemek mümkün. Özellikle hikayesini Gorki’nin “Boles” öyküsünden esinlenen aynı adlı film kukla animasyonunun keyifli bir örneği. Genel olarak canlandırma sinemasının sahip olduğu; izleyici kitlesini belirleyememiş olmanın yarattığı savrulma sıkıntısı bu filmlerde de görülüyor. Eserinde sisteme eleştirel bir bakış sunmaya çalışan yönetmenlerin bu tavrı; ya türün “sevimlilik” kisvesi altında basitleşip günlük hayatın sıradanlığı, insan ilişkilerinin bozulması...vb. eleştirisine dönüşüyor, ya da deneysellik boyutuna ulaşıp anlaşılmaz oluyor.

Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nde başlamış, Picasso’nun barış güvercinlerini logo edinmiş, “Faşizme Karşı Filmler” seçkisiyle filmler göstermiş DOK Leipzig Festivali’nin animasyon filmler yarışma kategorisi 1995 yılında yani sosyalizmin çözülüşünün ve ülkenin Federal Almanya Cumhuriyeti ile birleşmesinin ardından eklenmiş. Dolayısıyla1990 sonrası ticari bir hal alan festivalin yola çıkış ilkeleriyle bağ kuramayan animasyon bölümü, türe tek katkısının teknik ilerleme olabileceği görüşünde olmalı ki; elindeki cevheri işlemek yerine bunu basit bir göstermeliğe dönüştürüyor. Hal böyle olunca ülkemizdeki festivale de aynı anlayış devşiriliyor. Yani teknolojisi itibariyle yeni ve evveliyatı olmayan canlandırma sinemasının mevcut biçimsel problemleri elbette çözülecektir. Canlandırma sinemacılarının daha hayati problemi yaşama bütünlüklü bir yaklaşımdan ve eleştiriden yoksun olmaları.

İmkanları ve sınırları henüz net olarak çizilmemiş olan canlandırma sineması doğru eller tarafından işlenip şekillendirilmeyi bekliyor. 14 Nisan’da Pera Müzesi’ndeki son gösterim ve ardından yapılacak olan Annegret Richter söyleşisi türün örneklerini görmek bakımından değerli.