Umudumuz çelişkilerde¹

Umudumuz çelişkilerde¹

Murat Akgöz
12/03/2015 Perşembe

Walter Benjamin, Brecht için “Onun konusu yoksulluktur” der². Ne doğru söz.

Hayır, hayır sosyalist bir sanatçının gözünü mutlaka yoksullara dikmesi gerektiğinden söz etmiyor sadece. Brecht, insana öyle çok inanıyor ki, insanın neler yapabileceğinin, ne ufukları yakın edeceğinin farkında ve bunun ancak bir arada özgürleşerek mümkün olacağını da biliyor. Ama kapitalizm, insanı çok dar bir yaşama hapsediyor ve bizi, yaşamı yükseltebileceğimiz o eşsiz mertebeden alıkoyuyor. Aşağılık, sefil ve hastalıklı bir döngüye mecbur bırakıyor hepimizi. Asıl büyük yoksulluk budur ve işte onu değiştirmek istiyor bu büyük komünist ozan.

Peki böyle büyük bir karanlık çöktüyse üzerimize, mecbur bırakıldıysak buna hatta, umut nerede? “Umut da nereden çıktı şimdi” demeyin, yoksullaşanın umudu azalır, umudu azalanın sanatı tükenir... Yeni bir yaşamın ve boyun eğmeyen insanın umudu nasıl üretilir?

soL Portal’ın 4 ay önce geçtiği yeni tasarımı sonrası, bir dizi birbirinden güzel ve ilgi çekici blogun yanına biz de bir “sinema blogu” eklemeyi düşünüyorduk uzun süredir. “Biz” dediğimiz, zaten hali hazırda, portalın organik bir parçası olan soL Dergisi’nde sinema yazılarını yazanlar, soL Sinema ekibi yani...

Zor bir iş yapıyor soL Portal ve ona bağlı olarak bloglar da. soL, böyle bir ülkede, sürekli ileri doğru hamle yapan, yaratıcı ve akıl açıcı haber ve incelemelere yer vererek, zor ama heyecan verici bir iş yapıyor. Biz de bunun bir parçası olacak olmaktan heyecanlıyız. Türkiye’de kültür sanat dünyasında AKP eliyle yaşanan çöküş, liberalizmin ideolojik tahakkümü ile iyice bir bulamaca dönmüşken, pırıl pırıl, iddialı, gerçek ve verimli bir eleştiri ve tartışma hattı kurabilmeyi istiyoruz. Arkamızda, Yeni İnsan Yeni Sinema dergisi, Nazım Hikmet Akademisi Sinema Bölümü ve soL Dergisi deneyimimizden oluşan geleneğimizin durması işimizi kolaylaştırıyor bir yandan.

Burada öncelikle her hafta o günlerde gösterime girmiş filmlerin eleştirilerine yer vereceğiz ve zaman zaman soL dergi’de çıkan yazılarımızı da paylaşacağız. Kısa bir zaman için de söyleşilerimiz, video kayıtlarımız, sinemanın kısa ama özgün tarihinde yer etmiş filmlerden seçtiğimiz kareler ve yorumlarımız v.b. bir dizi iş ile zenginleştireceğiz burayı.

Bütün bunları yaparken, önümüze, şu karanlıktan hep birlikte çıkmak için yazmayı hedef koyacağız. Eleştirimizi, değerlendirmemizi hep buraya konumlandıracağız. Bugün dünyadan ve insandan ümidini kesen sinemayı ve sinemacıyı kendi haline bırakmayacağız, “dünya değişebilir” diyeceğiz ona. Bir ticari faaliyet olarak değerlendirilip, iğdiş edilen sinemaya gözümüzü kapamayacağız. Kavga edeceğiz onunla, her türlü piyasa ilişkisinin ipliğini pazara çıkaracağız.  Ve seyirciye, bu çirkinliğe mahkum olunmadığını anlatmaya çalışacağız.

Neye güveniyoruz?

Hayat her zaman çelişkilerle maluldür ama kapitalizm o çelişkileri elinden geldiğince görünmez kılar. Ancak çelişkiler yok olmaz. Eğer elinizde sinema gibi bir sanat varsa ve kapitalizm çelişki üretmeye devam ediyorsa, niye umudumuz kırılsın ki?

Cabbar’ın (Umut) o dayanılmaz çaresizliğinden çıkış için define arama çelişkisinden çıkaracağız umudu, “özgürlükler ülkesine” yaklaşırken, Özgürlük Anıtı’nın seyre koyulan Şarlo’nun (Göçmen) tam da o anda bir iple bağlanışının çelişkisinde yeşerecek umut. Güney Amerikalı Maya’nın (Ekmek ve Güller), Kuzey Avrupalı Rosetta’nın (Rosetta), İranlı Solmaz Gholami’nin (Daire), Moskovalı Veronika’nın (Leylekler Uçarken) ve İstanbul’un göbeğindeki Meryem’in (Gelin) çelişkisinin ortak olduğuna dair bilgimizden doğacak umut.

Umudumuz çelişkilerdeyse, bu karanlığı yeniden üretmeye mecbur değildir sinema. İşte bu yüzden, sinema eleştirisi dünyamızın cılız tarihinde bir çok alanda kurucu misyon üstlenen sosyalist aydın Onat Kutlar’ın bir sözünü başlık ettik blogumuza: Sinema Bir Şenliktir³

Gerçekten öyle. Bunu biliyoruz. Ve bir şey daha biliyoruz: o, bütün insanlığın ortak yaratacağı bir şenlik olan en güzel filmin henüz çekilmediğini…


¹Bertold Brecht, Gesammellte Werke 18, Der Dreigroschenprozess, s. 139. Aktaran Mutlu Parkan, Brecht Estetiği ve Sinema, Dost Kitabevi Yay., 1983, s. 63
²Walter Benjamin, Brecht’i Anlamak, çev: Haluk Barışcan – Güven Işısağ, Metis Yay., 2000, s. 13
³Onat Kutlar, Sinema Bir Şenliktir, YKY Yay., 2010