Soylulaştırmanın elli yılı

Soylulaştırmanın elli yılı

Merve N. Gürbüzel
19/05/2015 Salı

1960’larden önce, Londra’nın Islington mahallesi eski, bakımsız Viktoryan üsluplu evlerin birden çok işçi ailesine kiralandığı, harap bir bölgeydi. 1960’lara gelindiğinde gitgide artan sayıda orta ve orta-üst gelir grubundan insan, evler alıp buraları yenileyerek mahalleye yerleştiler. Bu akım sonra Londra’nın kent içindeki başka eski  mahallelerine de yayıldı.

Islington’un yeni sakinleri, kendi birliklerini kurdular. Birlik, belediye meclisiyle bağlantılar geliştirip sokak lambalarının, yol döşemelerinin yenilenmesini sağladı. Fakat kurdukları birliğin belki de en büyük başarısı 1970’de kendi konutlarının olduğu yeri trafiğe kapatıp, trafik akışının işçi konutlarının bulunduğu sokak  ve caddelere yönlendirilmesini sağlamaktı.

Yeni yerleşimciler içlerindeki gazeteciler üzerinden, ulusal basında da kendi ‘projelerini’ parlatma imkanı buldu. Projelerini ‘köykent’ olarak tanımlıyorlardı. Böylece, kentten kopmadan kent hayatının akışından ayrışmış bir hayat kurdular.

Yeni yaşam tarzı 1960’ların dergilerinde kendine çokça yer buldu. Bu kontrollü izolasyonda kendi kültürlerini geliştirdiler: yemek, eğlence ve ev yenileme (1980’lerden sonra gelişen orta sınıf zevklerinin bu dönemdeki kültürle bağlantısı olup olmadığına dair çalışmalar mevcut). 

Londra’nın içlerinde, özellikle Islington’da bu ilgi karlısında konut fiyatları yükselmeye başladı. Konut taleplerinin yükseldiği bölgelerdeki bir çok ev sahibi için eski kiracılarından kurtulup evleri yeni meraklılarına satmak cazip hale geldi. Bazı ev sahipleri kendi evlerinin ‘oturulmaz’ durumda olduğunu (satarak yenilemeye açık hale getirmek için) ihbar etti. Bazıları kiracılarını çıkarmak için tehdide başvurdu, mafya tuttu. Bunlar tüm heyecanın içinde görünmez kaldılar.

Bu anlattıklarım daha güncel kentsel deneyimlerimize dair bazı çağrışımlara sebep olmuştur sanıyorum. 1960’larda Islington’da oturan bir sosyolog, Ruth Glass, mahallesinde olup biteni ‘soylulaştırma’ (mutenalaştırma) olarak tanımlamıştı. Google’ın arama çubuğuna Ruth Glass yazdığımızda önerilerde ‘Ruth Glass gentrification quote’ (Ruth Glass soylulaştırma alıntısı) çıkar ve karşımıza çıkan paragraf şu olur:

Birer birer, Londra’nın ișçi semtlerinin birçoğu orta sınıflar -üst ve alt- tarafından ișgal edilmektedir. Eski püskü, mütevazı ahırlar ve kulübeler –üst katta iki, alt katta iki odalı- kira kontratlarının süresi dolduğunda ele geçirilmiș, șık ve pahalı konutlar haline gelmișlerdir. Daha önce ya da son dönemde çöküntüleșmiș olan daha büyük Viktorya evleri- oda oda kiraya verilen ya da birden fazla hane tarafından kullanılan evler- iyileștirilmiștir...Bir mahallede bu soylulaștırma süreci bir kez bașladığında, özgün ișçi sınıfı kullanıcılarının tamamı ya da çoğunluğu yerlerinden edilene ve mahallenin toplumsal karakteri tamamen değiștirilene kadar hızla devam eder.

Aslında bu alıntıda Glass’ın soylulaştırmayı, baktığı mahallelere has bir süreç olarak tanımlandığını sezeriz. Salt bu en popüler soylulaştırma alıntısına dayanıp şimdiye dair bir şeyler söylemenin pek imkanı görünmüyor. Fakat bugüne bakarken en önemli olacak mesele, özgün işçi sınıfı kullanıcılarının yerinden edilmesi ve mahallenin karakterinin tamamen değiştirilmesi, bizim soylulaştırmayı yeni durumumuz için de kullanmayı sürdürmemizin temeli.

Erken soylulaştırıcıların dönemi, 1980’lerle kapanmıştı. Sonrasında bir karikatüre dönüşen ‘Islingtonlu’ tipi alay konusu haline geldi. Marka kıyafetler giyen, pahalı restoranlarda yemek yiyen, egzotik yiyecekler alan liberal solcularla dalga geçmek için bu tabir kullanılmaya başlandı. Hatta ilk kez başbakan seçilmesinden hemen önce Tony Blair’e de Islingtonlu deniyordu[1]. 1980’lerde ve 1990’larda Blair’in Islington’da yaşaması da bu tercihi kolaylaştırıyordu, tabii.

1990’lardan bu yana ise bu terimin orijinal referansından çok farklı bir sürece şahit oluyoruz. Birkaç bohem kentlinin ev yenileyip yaşamaya başladıkları kent merkezindeki eski mahallelerden bahsedemiyoruz. Bunların yerini inşaat şirketleri, hükümet, yerel yönetimler, zorla ya da anlaşmayla yerinden edilen çok sayıdaki insan aldı. Bugün soylulaştırma bireysel bir girişimcilik ve yaşam tarzı manifestosu görevinde değil, kentsel bir strateji, bir sermaye birikim stratejisi halinde.

Öncü soylulaştırıcılar, kentin çok ‘girilmez’ yerlerine değil daha ‘yumuşak’ bölgelerine, kendi evlerini yeniledikten sonra eski sakinlerle garip de olsa bir ilişki tutturabilecekleri mahallelere yönelmişlerdi. Şimdi, yeni sakinlere yer açmak için kentin neresi olursa olsun, alan eski sakinlerden tamamen arındırıyor, çoğu zaman eski bina stokundan da. Artık beklenen sakinlerin tek isteği konut değil, bu konutta kendi kültürlerini kurmak değil. Eğlence, rekreasyon ve tüketim alanları da sağlanmalı (Karaköy’ü düşünelim).

Neil Smith, soylulaştırma tanımlanan kentsel sürecin sınıfsal vurgusunu içerdiğinden, yerine ‘kentsel yenileme’kavramının yerleştirilmek istendiği (ki Avrupa’da başarılmıştır) tespitini yapıyor[2]. Çünkü yenileme iyi ve gereklidir; soylulaştırma gibi, içinde kentin kimin için yenilendiğinin ifadesini barındırmaz.

Türkiye için, birebir eş anlamlılık iddia edemesek de kentsel dönüşümün tanımlanmasını benzer bir meşrulaştırıcılık taşıdığını biliyoruz. Deprem odaklı dönüşümle, kentsel dönüşüm hız kazanmıştı. Ama zamanla, kentsel dönüşümü de yıkıcı bir afete dönüştü çoğu insan için. Evlerini kaybettiler, oturdukları yerlerden sürüldüler.

Glass’ın mahallesinde olanı soylulaştırma olarak tanımlarken gördüklerinden bambaşka, daha çok aktörlü, daha geniş ölçekli bir süreci yaşıyoruz. Ama baki kalan şey kentsel dönüşüm sürgünlerinin kim oldukları.


[1] J. Moran, (2007). Early cultures of gentrification in London, 1955–1980. Journal of Urban History, 34(1), 101-121.

[2] N.Smith, “New Globalism, New Urbanism:Gentrification as Global Urban Strategy”, N.Brenner ve N.Theodore (der) Spaces of Neoliberalism: Urban Restructuring in North America and Western Europe içinde, 2002, Blackwell:UK.


Katkı ve önerileriz için: [email protected]

Blogumuzu sosyal medyadan da takip edebilirsiniz:

facebook: https://www.facebook.com/baska.1.kent

twitter: @BaskaKent