Çocuk kentin neresinde?

Çocuk kentin neresinde?

Damla Baytekin
23/04/2015 Perşembe

Kent mekânı her geçen gün kullanıcıları için daha da yaşanmaz hâle geliyor. Bu yaşanmazlığın etkisini en çok hisseden kullanıcı gruplarından biri çocuklar. Çocukların bakım ve gelişim sorumluluğunun yalnızca ailenin üstünde olduğu Türkiye’de ebeveynlerin çalışma saatlerinin giderek artıyor olması, kent yaşamının yolda daha çok zaman geçirmeyi zorunlu kılması ve sokakların, parkların güvensizleşmesi, çocukların hayatına bilgisayar oyunu, AVM, arkadaşsızlık ve yalnızlaşma olarak geri dönüyor.

Çocukların zaman geçirdiği yerleri düşündüğümüzde ilk olarak aklımıza ev, okul ve çocuk parkları gelecektir. Günümüz kentlerinde bu mekânların durumuna baktığımızda ise tablo korkutucu bir hâl alıyor.

EVLER

Ülkemizde konut büyüklüğü hanede yaşayacak birey sayısına göre değil hanenin ekonomik gelir düzeyine göre belirleniyor. Böyle bir durumda kendine ait odası olmayan çocukların sayısı hayli fazla. Çocukların bir odası olsa bile o oda genellikle evin en küçük odası olduğu için, ışık almayan, çocuğun sadece farklı bir yerde uyumasına imkân veren bir alan oluyor ve oyun için yeterli alanı sağlamıyor.  Site tipi yaşam ve çok katlı yapılaşmaların çocukları doğadan kopardığı ve algısal motor gelişimlerine yeterince yanıt vermediği belirtiliyor.[1]

OKULLAR

Konutta olduğu gibi eğitimde de esas belirleyenin para olması pek çok şeyi etkiliyor. Okulların, özellikle ilkokul çağındaki çocuklar için, yürünebilir mesafede olması önemli bir faktörken pek çok çocuk taşımalı eğitimle evinden uzaktaki okullara gidiyor. Okul binaları fiziksel yeterlilikten yoksun durumda. İçinde onlarca çocuğun olduğu bir kapalı mekânda birlikte solunmasının yarattığı hava kirliliği dahi hesaba katılarak tasarımlar yapılması, çözümler üretilmesi gerekirken 4+4+4 sistemi devreye girdikten sonra okul binaları daha da yetersiz hâle geldi.

Çocukların okuldayken boş zamanlarını değerlendirebileceği okul bahçelerinin durumu da tartışmalı. Bu bahçelerin okul saatleri dışında da mahallede yaşayan çocuklara oyun alanı olarak hizmet vermesi düşünülürken otopark olarak işletilmeleri durumun küçük bir örneği.

PARKLAR

Geçtiğimiz günlerde Beşiktaş’taki çocuk parklarına baz istasyonu yapılması gündeme geldi. Ondan önce ise Yoğurtçu Parkı’nda beklenmedik bir anda, yüksek ihtimalle yapılan yol çalışması sebebi ile, göçük oluştuğu haberi...

Parkların ana yollar ile bağlantılarının kesilmesi gerekirken, bu koşulun sağlanmadığı pek çok park var. Çocuk oyun alanlarında kullanılan malzemelerin sağlıklığı da ayrı bir tartışma konusu. Bunların hepsi çocuğunuzun oynayacağı bir oyun alanı bulacak kadar şanslı iseniz düşünmeniz gereken tehlikeler.

1980 yılında İstanbul’da 230 çocuk oyun alanı varken çocuk başına 0,6m² alan düşüyordu, 1990 yılında 191 adet çocuk oyun alanı vardı ve çocuk başına düşen alan 0,2m² idi, 2000 yılında ise çocuk oyun alanı sayısı 222 olurken çocuk başına düşen alan 0,1m²’ye geriledi[2].

 

Küçük bir İstanbul turu yaptığımızda, İstanbul’un yoksul mahallelerinde daha az çocuk oyun alanı olduğuna ve bu alanlarda kullanılan malzemelerin daha kalitesiz, parkların ise daha bakımsız olduğuna şahit olabiliriz. Yani çocuk oyun alanları da “herkes için” kurgulanmıyor.

Konut alanlarının içinden uzaklaştırılan parklar sebebiyle çocuklarımız AVM’deki oyuncaklara ya da evdeki bilgisayarlara mahkûm kılınıyor.

Yapılan araştırmalar çocuk parklarının kış aylarında kullanıcı sayısının azaldığını gösteriyor. Oysa kış mevsiminde de kullanılabilecek parklar yapılabilmesi mümkün.

Çocuk oyun alanları üzerine yapılan araştırmalarda; alanların yer seçiminin tesadüfi olduğu, yaş grupları ve yaş gruplarına uygun oyun türleri dikkate alınmadan tasarım yapıldığı tespit edilmiş.

 Çocuk oyun alanları ile ilgili 8 farklı ilin incelendiği bir çalışmada[3] kumun çocuk parklarında sadece yumuşak zemin amaçlı kullanıldığı, suyunsa görsel öge olarak tercih edildiği tespiti yapılmış. Oysa her iki malzeme de çocukların oyun aracı olarak kullanabilecekleri malzemeler.

ÇOCUKLAR KENTİ NASIL GÖRÜYOR?

TOKİ’nin (Toplu Konut İdaresi) 2007 yılında düzenlediği “Benim Evim Benim Şehrim” konulu resim yarışması sonucu, her ile ait birincilerin (bazı iller de ikincilerin de) resimlerinin yer aldığı, 89 resimden oluşan bir kitapçık basılmış. Bu kitapçıktaki resimlerin çeşitli disiplinlerden uzmanlarca incelenmesi sonucu ortaya çıkan çalışma[4] çocukların kent ile kurdukları bağı irdelemesi bakımından önemli.

Yeşil dokunun resimlerin %36’sında var olduğu, %41’inde az var olduğu (birkaç ağaç ya da çiçek), %33’ünde ise hiç olmadığı görülmüş. Çocukların yaptıkları resimlerde genellikle kendilerine ait oyun alanlarını resmetmeleri beklenirken resimlerin %63’ünde böyle bir alan resmedilmemiş. Resimlerdeki insan duygu ve ifadelerine bakıldığında ise ifade olmayan ya da ifadenin belirsiz olduğu resimler %61’lik, ifadenin üzgün olduğu resimler %15’lik, ifadenin mutlu olduğu resimler ise %24’lük orana sahip.

Çalışmadan da görüleceği üzere artık yeşil alanlar ve mutlu kentler çocukların imgelerinde yer almıyor.

İlk resim Osmaniye, mevcut doku, üzgün, ikinci resim Sakarya, istenen doku, mutlu

 

KENTLERE SAĞLIKLI ÇOCUKLAR BIRAKMAK

Kente vurulan her darbede çocuklarımıza yaşanabilir kentler bırakamayacağımız yönünde endişelerimiz artıyor. Bu kentlerde büyüyen çocukların ne derecede sağlıklı büyüyebildiği başka bir tartışma noktası. 

Bir ülkenin geleceğini yalnızca bir bireyin çocukları değil bütün bir nesil oluşturur. Bu sebeple kendi çocuklarımıza paralar dökerek daha sağlıklı, daha güzel mekânlar satın almak yerine bütün çocukların yaşanabilir, sağlıklı bir kentte büyümesini sağlamak için mücadele etmeliyiz.

 

[1] Tüfekçioğlu, E. “Okul Öncesi 4-6 Yaş Çocuklarında Algısal Motor Gelişim Programlarının Denge ve Çabukluk Üzerine Etkisi”, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 2008

[2] Aksoy, Y., İstanbul Kenti Yeşil Alan Durumunun İrdelenmesi, Doktora Tezi, İTÜ Fen Bilimleri Emstitüsü, 2001

[3] Aksoy, Y., Çocuk Oyun Alanları Üzerine Bir Araştırma İstanbul, Isparta, Eskişehir, Erzurum, Kayseri, Ankara, Zonguldak ve Trabzon İlleri Örneği,

[4] Çakırer Özservet, Y., Tasarımda İnsan Odağını Kaybetmemek İçin Kentli Çocuklar ve Resmettiklerine Bakmak, Çevre Tasrım Kongresi 2013

***

Katkı ve öneriler için: [email protected]

Blogumuzu sosyal medyadan da takip edebilirsiniz:

facebook: https://www.facebook.com/baska.1.kent

twitter: @BaskaKent