Suriye’nin son kitapçıları

Suriye’nin son kitapçıları

Çeviri: Tulga Buğra Işık
11/05/2015 Pazartesi

Beşinci yılına giren Suriye savaşının sonucu olarak hala çatışmalarla sarsılan ülkeye şeytani ve kanlı bir yıkım gelirken Suriye’deki kitapçılarda büyük değişimler yaşandı.

Hayatın tüm yönlerinde görünür yaralar bırakan trajedi, her zaman devasa kitapçılarıyla ve bunların toplumsal yaşamdaki yeriyle bilinen büyük Suriye şehirlerinde de kendisini gösterdi.

Şam’da, Halep’te, Lazkiye’de ve diğer şehirlerde en önemli kitapçıların kaybolmasına yol açan tek şey savaşın getirdiği yıkım değildi. Aslında bazı kitapçılar savaşın çıkmasından çok önce kaybolmuştu.

Bu kez Gabriel García Márquez’in “Kırmızı Pazartesi”de yazdıklarının daha gerçekçi bir hali Kenan Yayımcılık ve Dağıtımcılık’ın sahibi Said el-Barguti tarafından yaşanmıştı.

Başkentin kitabevlerini hatırlayarak şöyle yazıyordu, “Hafızam beni 1950'lerin başlarına götürüyor. Benim okulum bit pazarına yakındı – Şam’da kırtasiye ve kullanılmış kitaplar satılan tek yer orasıydı o zamanlar.”

Şam çok sayıda kitap satan kitapçılara sahip değildi. Barguti ekliyordu; “Şehrin nüfusu o zamanlar 300 bin insanı aşmıyordu ve kitapçılar daha çok büfe gibiydi, gazete, dergi, kitap, peynir, sandviç satıyordu. Kitapçılar bugünkü öneme sahip değildi ve yalnızca kitap satmıyorlardı.”

1960'larda ve 1970'lerde – Barguti’nin dediğine göre büyük hayallerin kurulduğu zamanlarda- kitapçıların müşterileri kitap bulmak için birlikte giderlerdi. Kitapçılar çoğaldı ve Şam sokaklarını doldurdu. Filistinli Seman Hattat, Atlas kitapçısını el-Salihiyah Sokağı’nda açtı, Muhammed Hüseyin el-Nuri, el-Nuri isimli kitapçıyı El-Hicaz isimli meydanda açtı ve Muhammed Ziyad Tanbakcı, Şam adında bir kitapçı açtı, en eskisi Yakadha isimli kitapçıydı.

1960'larda ve 1970'lerde kitap okuyanların sayısının artmasıyla, Şam kitapçıları çoğaldı. Ancak ekonomik zayıflıklardan ve engellerden dolayı azalmaya başladılar. Suriyeli Filistinli yayımcı ekliyor; “Maysloun kitapçısı kafeye dönüştü, böylece 40 yıl boyunca aydınlanmacı kitapların arttığı dönem bitmiş oldu. El Mutanabi Sokağı’ndaki Yakadha elektrikçi oldu, Atlas kitapçısı ise kıyafet dükkanına dönüştü. Böylece Suriye trajedisi yalnızca insanların hayatlarını değil kitapçıları da etkilemiş oldu.”

Laik kitapçıların sayısı azaldı ve onların yerine İslami kitapçılar başkente hakim oldu. Bugün ziyaretçiler böyle kitapçıların varlığını gözlemleyebilir. Bu sırada başkentte yalnızca El Şam ve Noble adında iki kitapçı bu gidişata direndi.

Bu paradoks “Kama Sutra”, “Binbir Gece”, “Itırlı Bahçe” gibi nadir bulunan kitapların sansürsüz kopyalarının depolarda saklandığı, İslami kitaplarınsa teşhir edildiği ve ucuz fiyatlara satıldığı ılımlı kitapçılarda görülebilir.

Bugün yaşadığımız kabus gazeteci Ahmet el Hasan’a göre önceden görülmüştü, Hasan, “10 yıl önce Şam’ın şehir merkezi kapanmaya başladığında, vaizlerin videoları toplu taşıma araçlarında duyulmaya başlandığında ve ucuz İslami kitaplar yayıldığında, İslam Devleti ideolojisi biçimlenmeye başlamıştı, medeni insanların yenilgisini yansıtıyordu bu. Olayların patlamasını beklemekten başka bir şey yapamadık.”

Bugün El Necma meydanındaki El Aile isimli kitapçı eczaneye dönüştü. El Barid sokağındaki pek çok kitapçı abur cubur satılan yerler haline geldi, Intana isimli kitapçı ise sahibi Maan Abdül Selam yurtdışına gittikten sonra kapandı.

HALEP KİTAPÇILARINA ELVEDA DİYOR
Halep’in eskiden kitapların basıldığı ve kültürel bir ortam içerisinde yayıldığı, dolaştığı ve pazarlandığı bir merkez olduğu hatırlanmadan kitaplardan ve kitapçılardan bahsedilemez. Halep’te yazılan ilk Arapça roman olan “Hakikat Ormanı”, Francis Maraş tarafından 1865’te yazılmıştı ve 2000’lerin başına kadar Eş Şahba kitapçıların sayısının aşamalı olarak azaldığını ve kitap piyasasının düşüşte olduğunu, savaşta da dibe vurduğunu gözlemledi.

Yazar ve eleştirmen Nazir Cafer, Halep’teki kitapçıların 1970'lerde ve 1980'lerde gerçekten iyi durumda olduğunu söylüyor. “Her sokakta, Beyrut’ta, Kahire’de ya da Şam’da son basılan kitapların bulunduğu bir kitapçı olurdu. Bazı kitapçılar okuyuculara hangi kitabı istediklerini sorar ve 3 gün içerisinde yayınevinden alırlardı. Kuvvetli Sokağı’nda eski kitapları ve modern kütüphanelerde bulunmayan kitapları satan kitapçılar da vardı. Ancak bu kitapçıların hepsi telefon satmaya başladı.”

Halep’te yaşayan veya orayı ziyaret eden tüm eğitimli insanlar Fecr kitapçısına giderdi, burası Rusçadan Arapçaya çevrilen kitaplarda özelleşmişti, özellikle de Marksizm’e dair kitaplar vardı. Yıllık sergileri de genellikle kalabalık olurdu, böylece kitap hırsızları ödeme yapmadan istediklerini alırlardı.

“Kaldırımda sergiye girebilmek için bir saat beklediğimi hatırlıyorum, insanlar şafaktan beri oraya doluşuyordu, her yaştan meraklılar vardı. Oradan yıllar önce geçtiğimde ve kitapçının künefe satan bir dükkana dönüştüğünü gördüğümde derinden hayal kırıklığı yaşadım” diyor Cafer.

Halep’in kitapçıları Mısırlı ve Lübnanlı yayınevlerinin kitaplarının satılmasında ve duyulmasında büyük rol oynamıştı, Batı ile Doğu arasında bir bağ kuruyorlardı.

“Arap başkentlerinden son yayınlar basıldıktan birkaç gün sonra İstanbul isimli kitapçının vitrininde olurdu. Kitapçının sahibi her zaman tüm Arap başkentlerinden ya da yayınevlerinden Arapça ya da yabancı dilde kitapları getirmeye hazırdı. Oranın deri çantalar satan bir dükkana dönüştüğünü görmek beni derinden üzdü” diyor Cafer.

Afaş isimli kitapçı Halep’te Baron ve Kavtalı sokaklarının kesiştiği yerdeydi. Kitapçıda tarih ve çocuk kitapları vardı, ancak artık kapandı. Benzer şekilde Cemiliye mahallesinde el-Asmai isimli bir zamanlar prestijli bir kitapçı, boşaldıktan sonra satılmaya hazır durumda. Ajan el-Hadid isimli eski kitaplarıyla tanınan bir yer de bulunması zor uzak bir yere taşındı, eski yeri ise alışveriş merkezine dönüştü.

Kaldırım kitapçıları bile yıllardır süren savaşın ardından artık neredeyse yok oldu. Bu kitapçılar artık çok nadir ve yalnızca çalınmış ve ticari kitaplar satıyor.

“Zehra isimli kitapçı son kalanları oldu, onu ayakkabı veya kıyafet dükkanına çevirmek isteyenlere direniyor. Güzel bir geçmişe tutunuyor ve onu bırakmayı reddediyor” diyor Cafer.

LAZKİYE'DE BALIK VE KİTAPLAR
Lazkiye’deki 14 görkemli kitapçıdan yalnızca üçü kaldı, şehir yaşamından atılmaları için gösterilen çabaya direniyorlar.

El Hayyam isimli kitapçı bunların içindeki saygın kitapçılardan biri. “Hallum Meydanı yakınında bulunuyor, evimize yakın” diyor karikatürist İssam Hasan.

Hasan, başka eylemcilerle birlikte Lazkiye’deki çocuklara bedavaya çizim yapan bir kulüp kurmuş. “Genç olduğum zamanları hatırlıyorum, Osama dergisi, el-Mizmar ya da Tenten hatta Sovyet çizgi romanları almak için oraya giderdim. O zamanlar çocuk hikayeleri basan Kültür Bakanlığı, çocukların hayatına daha çok dahil olurdu” diyor.

Lazkiye halkı “Fikir ve Fan” isimli kitapçıyı özlemle hatırlıyor, sahibi orayı ayakkabı mağazasına dönüştürmüş. “1960'larda, 70'lerde ve 80'lerde komünizm karanlık yıllarındaydı. Eğitim ve kültür, Suriye’deki fakirlerin kurtuluşu olmuşken son nefesini veriyordu. İkinci milenyumun başlamasıyla teknoloji ve teknik kültür gelişti. Üniversite kütüphanesinde romantik buluşmalar yaşayan son nesle dahildik biz” diyor şair Muhammed Daryus.

“Genç erkekler eskiden buluşmaya giderken komşunun bahçesinden çiçek toplardı. Kültürlü insanları temsil eden son nesil bizdik. Kalın gözlükler, kesilmemiş sakallar ve kolumuzun altında bir kitapla beraber güçlü karakterlere sahiptik, her zaman bir adım ileri atmaya hazırdık” diye ekliyor.

TARTUS KİTAPÇILARI
Şahir Oula Husamo düşünüyor, “İnsanlar hala kitap alıyorlar mı?”. “Tartus’daki El Suriyati kitapçısının sahibinin yüzünü izliyorum, sonunda teslim olana kadar dayandı ve kitapların yerine okul ve ofis malzemeleri, boyama kitapları, astroloji kitapları koydu” diyor.

“Kitapçım artık yüksek fiyatlara dayanamaz. Kitaplar gittikçe lüks halini aldı. Bir kitabın fiyatı ekmeğin fiyatına eşit olduğunda, ekmeği seçmek zorundayız” diyor kitapçının sahibi.

“Tartus küçük bir şehir ve buradaki kitapçıların sayısı bölgenin demografik dağılımına bakıldığında orantılı, biz insanlar ve okuma arasındaki ilişkiye odaklanmalıyız” diyor Husamo.

“Sandun, sahip olduğu kitapların sayısına bakıldığında mütevazı. Kitaplar çocuk kitaplarından, genç kitaplarına ve yetişkin kitaplarına kadar geniş bir yelpazede. Sandun’a eskiden kültürel atölyeler yapılırdı, ancak burası daha çok okuyucu ve kitap alacak başka bir yer bulana kadar geçici olarak kapısını kapattı” diye ekliyor.


* Samer Mohammad Ismail'in Es-Sefir'de yayımlanan makalesinin çevirisidir.