Çocuklar ve Ödevler...

Çocuklar ve Ödevler...

Psikiyatrist Cem Taylan Erden
02/05/2017 Salı

Bu aralar beni en çok zorlayan konu olduğundan olsa gerek ödevler üzerine yazmak istedim. Zira yapılmamış her sayfa ödev ebeveynin kalbine saplanan bir bıçak gibi acıtıp duruyor.

Ödev TDK'nin sözlüğünde "Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış, vazife, vecibe" olarak tanımlanmış. Yani toplumsal sözleşmenin çocuğumuza biçilen kısmı da diyebiliriz. Her yaşın bir vazifesi var çocuğum, sen de okuluna gideceksin, uslu bir öğrenci olacaksın, sonra eve gelip yemeğini güzelce yiyip ödevlerini yaparak gönül rahatlığıyla yatağına gideceksin. Acaba buradaki gönül rahatlığı çocuğa mı yoksa ebeveyne mi ait?

Çocuğumuz ev ödevlerini tamamlamadığında ne yaşıyorsunuz? Toplumsal sorumluluğunu yerine getirmekten kaçan, bu nedenle çeşitli sıkıntılar yaşaması muhtemel, tembel, uyumsuz, sorumsuz bir çocuk yetiştiriyor olma ihtimaliniz aklınızı acıtmıyor mu? Hele de çocuğunuz öğretmenin her seferinde ödevlerin tamamını kontrol edemediği gerçeğini farkedip çakallık ilminin inceliklerini öğrenmeye başladıysa  yanıtınız ne olurdu? Eğer yanıtınız hala hayırsa yazıyı tam da burada bırakabilirsiniz. Yok eğer evet diyorsanız belki de çocuğunuza toplumsal vazifeleri konusunda boyunu ölçecek, sınırlarını keşfedecek fırsatı tanımıyor olabilirsiniz.

Ebeveynlik sanatı çocuğun geleceği ile ilgili kaygıları ve korkuları yönetme sanatı olarak da tanımlanabilir. Çocukluk ise deneme yanılma yöntemiyle hayattaki yolumuzu bulduğumuz en yaratıcı dönemdir.İşte bu ikisinin toplumsal düzeyde çakıştığı en yakıcı konulardan birisi ödev konusudur.

Çocuğumuzun topluma ve elbette ki bize karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi arzumuz ve bunun aksine dair kaygılarımızın, çocuğumuzun deneyim yoluyla öğrenme becerisini sakatlamasına izin vermeden yapacağımız her türden müdahale etkin bir ebeveynlik pratiği örneği olacaktır. Yani çocuğun sosyolojik ve psikolojik kendilikleri arasındaki mesafenin sosyolojik kendilik lehine ve psikolojik kendilik aleyhine açılmadığı her müdahale; çocuğun toplumsal görevleri ve içsel arzuları arasındaki dengeyi gözeten her yaklaşım makbuldür.

Örneğin ebeveynin kendi ödevleri ile arasındaki ilişkiye ve zaman zaman sıkıcı olabilenlere karşı tutumuna çocuğun tanıklık etmesini sağlamak doğrudan yapılmayan ödevleri imlemediği için yararlı olabilir. Veyahut sık molalı ama kısa çalışma süreli bir oyunlaştırma çocuğun sıkıntısıyla başetme çabasında ona yardımcı olabilir.

Çocuğun okulda büyümüş de küçülmüş biri gibi değil de büyümeyi öğrenmekte olan bir birey olduğunu akıldan çıkarmadan, onun büyümeyi öğrenmesi için gereksinim duyduğu özgün süreyi tanımalıyız. Dersler bir şekilde öğreniliyor ama çocuğumuzun yaratıcı süreçleriyle bağlantısının kopmamasına dikkat etmeyi öğrenmesi oldukça kıymetli. Bu bağlantıya ebeveynin göstereceği özen ise evde yapacağı öğretmenlik denemelerinden kat be kat  daha kıymetli olacaktır.