Sınıfın Sağlığı

Bugün Almanya işçi sınıfının unutulmaz önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’in, sosyal demokrat çeteler tarafından katledilmesinin 100. yıldönümü.

Bu vesileyle Almanya’nın devrimci önderlerini anarken, Spartaküs Birliği’nin, aralarında “sağlık” taleplerinin de yer aldığı taleplerini bir kez daha anımsatmak istedik.

SOSYAL DEMOKRASİNİN İHANETİ VE KOMÜNİSTLER

Almanya’da Bismarck tarafından gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu, işçiler arasında,... Devamı için tıklayınız

Geçtiğimiz hafta Sınıfın Sağlığı’nda yayınlanan “Hangi akademisyen doğru söylüyor?” başlıklı yazımızda, akademisyenlerin besinler konusunda birbiriyle çelişen söylemlerinin nedeninin, aynı konu üzerine yapılan araştırmalardan farklı sonuçlar çıkabilmesi olduğunu yazmıştık. Ancak aslında akademisyenlerin beslenme üzerine söylediklerinin çok da önemi olmadığını, çünkü sağlığı belirleyen faktörler içinde ne yediğinizin veya yemediğinizin “tek başına” devede kulak kadar bir rolü... Devamı için tıklayınız

“Sağlık” ve “soykırım” sözcüklerinin bir gün yan yana gelerek, sağlığın bir soykırım aracı olarak kullanılmasını ifade eden “sağlık soykırımı” (génocide sanitaire) terimini oluşturacağı aklınıza gelir miydi? 1980’li yıllardan beri sağlıkta neler oldu neler… Bir eksik, bir fazla ne fark eder?

Düşünün, filmlerde olduğu gibi 1980’lerde komaya girmiş biri bugün uyanıp, artık hastalara “müşteri” dendiğini, hatta hastalarla ilgili davalarda artık Tüketici Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu... Devamı için tıklayınız

Hemen her gün medyada, sağlık konusunda “bildiğiniz her şeyi unutun” diye başlayan cümleler duymaya alıştık. Bir programdaki akademisyen, “zinhar falanca gıdayı evinize sokmayın” derken, muhtemelen aynı anda diğer kanalda başka bir akademisyen, o gıdayı kameraya bakarak yiyip, “sofranızdan eksik etmeyin” diyor.

Bakıyorsunuz, akademisyenlerin ikisi de konuştukları alanda Türkiye’deki birkaç elit uzmandan biri, ikisi de prestijli tıp fakültelerinde hocalık yapıyor, asistan yetiştiriyor... Devamı için tıklayınız

Küba 1959’dan beri her yıl olduğu gibi bu yıl da dünya emekçilerine “varlığıyla” yılbaşı armağanı veriyor, varlığıyla dünya emekçilerinin umutlarını diri tutuyor ve varlığıyla başka bir dünyanın olanaklı olduğunu kanıtlıyor.

Örneğin sağlık alanındaki iddialarımıza Küba sayesinde örnek gösterebiliyor, kanıt bulabiliyoruz. "Devlet, özel sektörden daha nitelikli, daha etkili sağlık hizmeti sunabilir" diyoruz, örneğimiz Küba... "Sağlıkta iyileşme için tedaviye değil, önleyiciliğe öncelik... Devamı için tıklayınız

Sınıfın Sağlığı üç yıl kadar önce, 19 Ekim 2015’te, “Yunanistan’ın dayanışma klinikleri” başlıklı bir yazı yayımlamış, gönüllü kuruluşların, ekonomik krizin yoksulların ve işlerini (dolayısıyla istihdama dayalı sosyal güvencelerini) yitirenlerin sağlığı üzerindeki olası yıkıcı etkilerini hafifletmek için geliştirdikleri özgün örgütlenme deneyimlerini paylaşmıştı.

Bu çevreler, sağlık alanında yürüttükleri dayanışmacı çalışmaların “geçici” olacağını, Syriza’nın Yunanistan’ın geleneksel... Devamı için tıklayınız

Küba’da sağlıkta dönüşümün ilk sinyalini, 20 Aralık 2009’da Küba Parlamentosu’nda yaptığı bir konuşmasında Başkan Raúl Castro vermişti: “Bütün yurttaşlara ücretsiz sağlanan sağlık ve eğitim hizmetlerinin niteliği üzerine olumsuz etkisi olmaksızın, hatta iyileştirerek, harcamaları önemli ölçüde azaltmanın mümkün olduğuna eminiz”.

Sağlıkta dönüşüm, Küba’nın en yüksek sağlık otoritesi olan Halk Sağlığı Bakanlığı’nın, 2010 yılı boyunca çok kapsamlı bir durum değerlendirmesi yaparak,... Devamı için tıklayınız

Fransa bir kez daha ayakta. Dün gece France 24 kanalındaki sokak röportajlarında kedilerine mikrofon uzatılan beyaz saçlılar, 68’in de böyle başladığını söylüyor. Olayları 1789’la kıyaslayan muzipler de var, fakat hiç 1848 ayaklanmasına veya 1871 Paris Komünü’ne referans veren birini duymadım.

Belki de bunun nedeni, 1871’in artık Fransızların hafızalarından silinmiş olmasıdır. Gerçekten de Paris sokaklarını dolaşırken, 1789’u anımsatacak birçok sembol görebiliyorsunuz, fakat 1871... Devamı için tıklayınız

Bugünlerde medyada İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilmesinin 70. yıldönümüne ilişkin haberler çıkmaya başladığını fark etmişsinizdir. Hâlâ dünya üzerinde “insan hakları” masalına inanan kalmış mıdır bilmiyorum, fakat insan hakları haftası sayesinde, yılda bir haftalığına da olsa nitelikli filmler izleme şansı bulabildiğimizi itiraf etmeliyim. Ben Komiser Ana’yı izledim. Muhtemelen bu filmi sinemalarda izleme şansım olmayacaktı.

Açıkçası ben daha çok “insan haklarıyla”... Devamı için tıklayınız

Tarihçiler, Lenin’in tütün kullanmadığını ve yanında tütün kullanılmasından da hiç haz etmediğini yazarlar. Fakat Lenin’in tütün karşıtı mücadelesinin, Şubat devriminin hemen sonrasında başladığını bilenlerin sayısı oldukça azdır.

Rusya’da Şubat devrimi patlak verdiğinde İsviçre’de olan Lenin, yoldaşlarıyla birlikte bir an önce Rusya’ya gitmenin yollarını aramaktadır. Sonunda Almanya’dan geçmekten başka çare olmadığı ortaya çıkınca, Alman yetkililerle görüşülür ve Alman yetkililer, 4... Devamı için tıklayınız

Pages