Sınıfın Sağlığı

Son aylarda hayatımıza yeni bir hastalık daha girdi: Ebola.

Ebola hastalığını TV ekranlarındaki panik görüntüleriyle tanıdık. Havaalanlarından karga tulumba ambulanslara atılıp, bilim-kurgu filmlerde gördüğümüz sahnelerle hastanelere taşınan “şüpheliler”, ABD’nin salgını sınırlamak için “askeri çözüm” önerileri ve Dünya Sağlık Örgütü’nün, eğer salgın 2015 Mart’ına kadar sınırlanamazsa yüzbinlerce kişinin ölebileceği yolundaki uyarıları... Elbette bu arada zengin ülkeler salgına karşı... Devamı için tıklayınız

Hafta başında medya organlarının 2014 Küresel Açlık Endeksi’nin (KAE) sonuçlarına yer verdiği dikkatinizi çekmiştir. Endeksin ülkeleri kişi başına düşen günlük kalori miktarına göre sıraladığını, araştırma sonuçlarının yoksul ülkelerdeki nüfusun önemli bir kısmının yetersiz beslendiğini ortaya koyduğunu yazdılar veya söylediler. Buna göre açlık, aşağıda sıralayacağımız “10 ülkenin” sorunuydu ve Türkiye’nin durumu oldukça iyi görünüyordu. Bu arada araya şu cümlenin sıkıştığı da... Devamı için tıklayınız

Sorunlara toplumcu yaklaşımın özünü, insanların sorunlarını onlar adına “çözmek” değil, insanların sorunlarını çözebilmeleri için “güçlendirilmeleri” oluşturur. Bu iki yaklaşım arasında çok büyük ve önemli bir fark vardır: birinci yaklaşım insanları güçsüzleştirir ve bağımlı kılarken, ikinci yaklaşım insanları güçlendirir ve bağımsızlaştırır (ve aynı zamanda özgürleştirir).

Türkiye modern zamanların en kapsamlı ve en şiddetli emek-kırımıyla karşı karşıyadır. Başta inşaat ve madencilik... Devamı için tıklayınız

Anne sütü ile beslenen bebeklerin gelecekte daha sağlıklı olacakları, pek çok hastalık için anne sütü alamayanlara göre daha az risk taşıdıkları kabul ediliyor. Gerçek şu ki, bebeğini emziremeyenler çoğunlukla yoksul anneler. Üstelik yaşadıkları bölgelerde temiz içme suyuna ulaşma imkanları daha kısıtlı ya da uygun mamayı almaya güçleri yetmiyor. Bebeğin anne sütü alamıyor olması, bu eşitsizlik zincirinin sadece bir halkası; bunu görmezden gelen kampanyalar ise bebeğini emzirecek... Devamı için tıklayınız

Suriye iç savaşı bugüne kadar yüz binlerce can aldı ve ülke nüfusunun neredeyse üçte birinin evlerini terk etmelerine neden oldu. ABD ve AB emperyalizminin bu savaşta, gerek silah göndererek ve dengesiz diplomatik yöntemler kullanarak, gerekse Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan üzerinden büyük bir rolü olduğunu hepimiz biliyoruz; fakat Üçüncü Dünya Sağlık Yardımı (Third World Health Aid - TWHA) örgütünden Marc Botenga... Devamı için tıklayınız

“Semaşko’nun 'işçilerin sağlığı işçilerin elinde olmalıdır' ilkesini izleyen Küba’da, sendikalar iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek üzere işçi sağlığı ve iş güvenliği gözetimi ve eğitim çalışmalarını doğrudan üstlenmişler”.

Sovyetler Birliği’nin çözülmesinden sonra işçiler ve emekçiler için giderek bir “cehennem” halini almaya başlayan gezegenimizde, milyonlarca işçi özelleştirmeler ve enformel istihdamla karakterli, haksız ve ahlaksız bir... Devamı için tıklayınız

* Bu makalenin özgün kaynağı: Phillips, L. (2013). Socialize Big Pharma. Jacobin Magazine, 29.06.2013.

Çeviren: Başak Dönertaş


Özel ilaç sektörünün varlığını koruması, toplum sağlığı açısından önemli bir risk oluşturmaktadır. Tek çözüm bu firmaların tamamen kamulaştırılmasıdır.

İlaç sanayisi, petrol şirketleri ve silah üreticileri gibi... Devamı için tıklayınız

Modern tıbbın doğuşu 18. yüzyılın sonlarına denk gelir. Düşünce dünyasında Aristotelesçi yasağın kalkmasıyla deney yapabilir hale gelen bilim, üretici güçleri dönüştürmeye başlamıştır. Aydınlanma yıllarıyla birlikte tıp, başta kilisenin laik bir kopyası olmaya zorlanmış, burjuva devrimleri çağıyla birlikte dinsellikten kopuş yaşamıştır. Artık siyaseti tıbbın geniş ölçekli uygulaması olarak gören mücadeleci sağlıkçılar dönemi açılmaktaydı. Özellikle 20. yüzyılda iktidarın emekçi sınıflar... Devamı için tıklayınız

Silikozis hastalığı, kot kumlamada çalıştırılan işçilerde ardı ardına ölümlere neden olması ve binlerce insanın bu hastalığa yakalanarak ölümü bekler hale gelmesiyle kamuoyunun gündemine geldi. Sonraki süreçte verilen mücadelelerle kot kumlamanın yasaklanmasıyla silikozis gündemdeki yerini kaybetti.

Oysa silikozis, taş ocakları, madenler, tünel kazıcılığı, dökümhaneler, cam sanayi, seramik, çimento, kiremit tuğla üretimi ve kum püskürtmenin olduğu tüm iş kollarında görülebilmektedir.... Devamı için tıklayınız

2006 yılında Almanya’da yabancı göçmenler dahil 256 bin kişi evsizdi ve bunlardan 10 bin kadarı Berlin’deydi. Alman hükumeti bu kepazeliğin üzerine gitmeye, hiç değilse “görüntüyü” kurtarmaya çalıştı, fakat 2008 yılında 227 bine indirebildiği evsiz sayısı, 2010 yılında yeniden 248 bine tırmandı. Kiliseler başta olmak üzere çeşitli yardım kuruluşlarının Alman kapitalizminin “tutunamayanlar” arasına attığı bu insanları “sokaklardan” kurtarma gayretlerine karşın, bugün Almanya’da en az 18 bin... Devamı için tıklayınız

Pages