Kent Kültür Sanat

“Geçmişe ağıt” ve “topunun köküne kibrit suyu” döneminden geçiyoruz. İkisinin aynı tarihsel uğrakta bir arada bulunmasında şaşırtıcı bir yan yok. Etrafımız bir yandan bıkkınlık verici seksenler ve doksanlar güzellemeleri, mahalleye özlem, insani olanın bulunduğu geçmiş zamana dönme arzusu, hatta eski şarkıların yeni düzenlemeleri ile dolup taşarken, diğer yandan sanatın her alanında (aforizmalarla dolu edebi metin de buna dahil) içerikten soyutlanmış bir performans, biçimsel denemeler,... Devamı için tıklayınız

Herhalde yetmiş yıl filan, hatta birkaç yıl daha fazlası geçmiş olmalı yazılmasının üstünden; Memleketimden İnsan Manzaraları’nın final episodu ile başlayalım bu yazıya.

Tesviyeci Fuat'la açılıyor bu episod: Eserin başında tanışmıştık, siyasi mahkûmdu; Halil, Süleyman ve Melahat'le birlikte, savaş zamanı, İstanbul'dan nakledilmişlerdi bozkırın ortasına, birbirlerinden ayrı hapishanelere... Fuat, serbest bırakılınca, “hapisanesinde bir yıl yattığı şehri gündüz gözüyle... Devamı için tıklayınız

Cem’in aramızdan ayrılışının üzerinden 5 yıl geçmiş. Öncekiler nasıl geçti hatırlamıyorum ama bu yıl ki aramızdan ayrılışının yıl dönümünün sessiz sedasız geçmesine el vermedi yüreğim. En azından benim bildiğim bir buluşma yoktu.

Özellikle bahsedilmesi gerekecek derecede iyi ve güzel bir insanı, “Gündelik olaylardan ziyade günümüze dair durumlarla ilgileniyorum, çalışmalarımın insanın yeryüzüyle kurduğu... Devamı için tıklayınız

Kadıköy’deki Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde on hafta boyunca devam eden “Devrim Çağı’nda Edebiyat” atölyesinde, katılımcıların ortaya koyduğu emek, vurgulanan temalar ve okunan metinler üzerinden yapılan tartışmalar ile, devrimler çağında aydın-sanat-iktidar ilişkisinin, edebi eserlerin tarihselliğinin ve mücadelenin güncelliğinin de vurgulandığı bir çalışma gerçekleştirildi.

Elli yıldan uzun sürmüş, etkisi bütün bir yüzyıla yayılmış ve hatta kendinden sonraki çağa da nüfuz... Devamı için tıklayınız

Bu yazı Turhan Selçuk’un, eserlerini ve Türkiye tarihine bıraktığı izleri gözler önüne seren YK Kültür Sanat’ın Beyoğlu binasındaki galeride yer alan “Turhan Selçuk Retrospektifi” sergisine değinmek için yazıldı. Ancak bu yazının yazılma ihtiyacı sergiyi gezerken hatırladığım bir konuyla alakalı, “solculaşma hikayelerimiz”.  İlk defa bu konuyu 2018 yılında Karaburun’da katıldığım bir konuşmada Endam Köybaşı’ndan dinlemiştim. Endam Köybaşı, Che, Fidel, Zehra Kosova gibi isimlerin solculaşma... Devamı için tıklayınız

Toplumsal mücadelelerin alaşağı edemediği diktatörler için “ölse de kurtulsak” temennisi önünde sonunda bir karşılık bulur. Birbirlerinden sıdkı sıyrılmış ancak ilişkiyi bitiremeyen çiftlerin temennileri ile de benzerlik var bu temennide. Umutsuzluktan çıkan umut kırıntısı gibidir “ölse de kurtulsak”. Bunun bir başka versiyonu “aman gitsin de nasıl giderse gitsin” değil mi?

Elbette bütün diktatörler gidicidir. Peki ya gittikten sonra? Geçmişin acıları, bu acıların ve baskıların... Devamı için tıklayınız

"Gözlerini aç. Nefes al. Nefes ver. Fazla toz var. Yine de nefes alabiliyorsun. Güzel başlangıç. Vücudunu gözden geçirmen lazım. Karanlık. El yordamıyla yap. Kanaman yok. Bacaklarında bir ağırlık. Olsun. Boynundan yada başından darbe almamışsın ya. Durum tespiti yapana kadar sabret."

Gözlerimi açtım. Nefes aldım. Nefes verdim. Fazla toz var. Yine de nefes alabiliyorum. Çünkü güzel bir öykü, güzel bir başlangıç.

Temiz Kağıdı. Mustafa Çevikdoğan'ın ilk... Devamı için tıklayınız

"Bu film; mezar başlarında sessizce ağlayan, mahkumlar için kendilerini feda eden, karakollarda, hapishanelerde ve infaz mangaları önünde hayatını yitiren tüm kadınlara bir saygı duruşudur."

Üç yıl süren İspanya iç savaşından sonra Franco rejiminin ikinci yılında, Kasım 1940’da  Madrid’de bir hapishaneye açar vizörünü yönetmen Benito Zambrano. Rahibe kadınların, günahkar kulları bağışlaması için "kadınların en mübareği" diye seslendikleri Meryem’e yakarışlarını duyarız. Bir... Devamı için tıklayınız

Sağınızdan solunuzdan sizi buz gibi kuşatan, ağzınızda metal tadı bırakan markalı giyim kuşam mağazalarının arasından geçip ulaştığınız ve birden çığlık atacak kadar sizi sevindiren geçen yüzyılın başlarında inşa edilmiş  bir  muhteşem yapı Elhamra. Kütüphane ve sinema geçmişini aklınızda tutarak baktığınızda en çok opera sahnelemeye yakıştığını düşündürten,  neredeyse minyatür, sıcacık bir mekana kavuşmak ne harika bir his. Hele bir de J.S.Bach’ın Kahve Kantatı  ve yanında şekerleme... Devamı için tıklayınız

Bir kuşağı anlatabilmek kuşkusuz oldukça zor bir iştir. Hele ki bu kuşak büyük iddialarve büyük mücadelelerle tarihe kazınan, bu cüretinin bedeli olarak türlü işkenceleri, yargısız infazları, darağaçlarını göğüslemiş bir kuşak ise işler daha da zorlaşır.Tahmin etmişsinizdir, bahse konu olan 68 kuşağıdır. Bildirileri, teorik yazıları, parti programları da vardır onların -ki bunları incelemek de mutlak gereklidir- ama kabul edelim, tarihin o denli hızlı aktığı, ilişkileri, çelişkileri ile... Devamı için tıklayınız

Pages