Bilimin İzleri

Mart 2013’de günlük soL gazetesinde bilim konulu yazılar yazmaya başladıktan sonra ayda en az iki yazıyla devam ediyorum. O zamanki sayfa editörüyle anlaşmamıza göre bilim üzerine yazılar yazacaktım, üniversite üzerine değil. Bu anlaşmaya, sayfa (sonrasında blog) editörüm iki kez değişmesine karşın, sadık kaldım. Ta ki bugüne dek.

Birçok üniversitenin rektörünün değişeceği bir döneme giriyoruz. Türkiye’de üretilen bilginin önemli bir kısmı, OECD ölçütlerine göre,... Devamı için tıklayınız

Samuel Stouffer, Amerikalı sosyal bilimcilerin önde gelenlerindendir. Asıl ününü 1949 yılında yayınlanan “Amerikan Askeri” (The American Soldier) isimli iki ciltlik yapıtıyla kazanmıştır. Daha doğrusu, İkinci Dünya Savaşında Sosyal Psikoloji isimli dört ciltlik kitabın son iki cildiydi Amerikan Askeri. Eserin önemi, elbette hacminden çok, başta istatistik olmak üzere fen bilimlerinin tekelinde sayılan yöntemlerin sosyal bilimlerde kullanılmasından, uygulanmasından geliyordu. Çalışmada 500.... Devamı için tıklayınız

Engels’in Doğanın Diyalektiği isimli eseri marksizmin temel prensiplerinden diyalektik materyalizmi bilim alanına doğrudan uygulaması ile diğer klasiklerden ayrılır. Aslında daha öncesinde Marks’ın, diferansiyel işlemleri diyalektiğin terimleri içinde kanıtlama çalışmaları olmuşsa da, “Doğanın Diyalektiği” ile doğa bilim alanında belirleyici rolü oynayan Engels olmuştur.

Bu kitap içerisinde ise “Maymundan İnsana Geçişte İşin Rolü” adlı yarım kalmış yazısı özel bir öneme sahiptir.... Devamı için tıklayınız

Yıllar önce Bergama’yı ünlü ve deneyimli bir rehber (aynı zamanda öğretim üyesi) eşliğinde dolaşmıştım. Akropol’u dolaşırken doğal olarak konu Berlin’e kaçırılan Zeus Sunağına geldi. Yüz metrekarenin üzerinde bir zemine oturan ve 20 metre yüksekliğindeki bir eserin nasıl yurt dışına götürüldüğü bir yana, dikkat çeken bir diğer nokta Bergama’da bırakılan kısımlardan geriye doğru dürüst bir şeyin kalmadığıydı.

Rehberimiz, antik kentin taşlarının Bergama’da evlerinde yapımında... Devamı için tıklayınız

Kimi zaman düşünüyorum, bunca sorunlu bir ülkede bilim üzerine yazılar yazmanın anlamı ne diye. Herkes gibi benim de aklım manşetlerdeyken farklı bir şeyler yazmak çok güç oluyor ama sonuçta bu yazılanlar belki de gelecek için deyip, yazmayı sürdürüyorum. “Bilim özgürlüğü” de böyle bir konu; temel özgürlükler ayaklar altındayken….

Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say 2012 yılında Ömer Hayyam’a ait bazı mısraları sosyal medyada paylaştığı için ‘Halkın bir kesiminin benimsediği... Devamı için tıklayınız

Kimi zaman düşünüyorum, bunca sorunlu bir ülkede bilim üzerine yazılar yazmanın anlamı ne diye. Herkes gibi benim de aklım manşetlerdeyken farklı bir şeyler yazmak çok güç oluyor ama sonuçta bu yazılanlar belki de gelecek için deyip, yazmayı sürdürüyorum. “Bilim özgürlüğü” de böyle bir konu; temel özgürlükler ayaklar altındayken…

Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say 2012 yılında Ömer Hayyam’a ait bazı mısraları sosyal medyada paylaştığı için "Halkın bir kesiminin benimsediği... Devamı için tıklayınız

Ben Maurits Cornelis Escher’i çok geç öğrendim. Aslında, çizimlerini hep görürdüm ama doğrusu çizerini hiç merak etmemiştim. Eğer siz de bu durumdaysanız, yani tanımıyorsanız, hemen bir tarama motorunun görseller kısmından Escher yazıp bakın, çıkanların birçoğunu bir yerlerde gördüğünüzü fark edeceksiniz. Yani bilip de bilmediğimiz bir sanatçıdır Escher. (1)

1898 Hollanda doğumlu olan sanatçı okul yıllarında grafiğe yönelir. Kısa sürede ünlenen sanatçı, ülkesi dışında İtalya, İspanya... Devamı için tıklayınız

Toplum ve bilim ilişkisi, aslında bu sütunlarda yazdığım yazıların temelini oluşturuyor. Bilimin toplumun şekillenmesindeki işlevini, bilim insanlarının topluma karşı sorumluluğunu ve toplumsal yapının bilim üzerindeki etkisini defalarca ve çeşitli örnekler vererek yazdım.  Peki, kimi zaman toplumsal eylemlerle bilimsel gerçeklerin veya daha doğru bir ifadeyle bilimsel gerçek sanılanın değiştirilebileceğini biliyor musunuz?

Genelde kabul edilen ve öğretilen, bilimsel kabullerin yine... Devamı için tıklayınız

Hep bilimin olumlu yanlarını yazmak olmaz; arada sırada da olsa bilimsel hilelerden/yolsuzluklardan da söz etmek gerekir. Bu konuda önemli (!), dünyaca ünlü iki kişiyi, Burt(1) ve Benveniste’yi(2) daha önce yazmıştım. Bugün Elias Alsabti’yi anlatacağım. Küçük bir uyarı; sakın “bu iş sadece yurtdışında oluyor, biz temiziz” diye düşünmeyin.  Türkiye’den de örneklerim olmuştu; Dokuz Eylül Olgusu(3) gibi. Zamanı gelince bunları tekrar ele alacağım.

Elias A.K. Alsabti 1954... Devamı için tıklayınız

Kuşkusuz, örgütlü olmak çağdaş yaşamın bir gereği. Sadece çağdaş yaşamın değil, aydın olmanın da, kentli olmanın da bir gereği. Bu durumda çağdaşlık, kentlilik ve aydın olma kavramlarıyla yakından ilintili olan bilim insanının örgütlü olması ve hatta bu konuda toplumun diğer kesimlerinin de önünü açmasını beklemek yanlış olmaz. Ancak durum hiç de böyle değil.

Kuramsal olarak bakıldığında, örgütlenmek isteyen herkes için bir yer var: çalışanlar için işkoluna göre sendikalar, öğrenciler... Devamı için tıklayınız

Pages