Bilimin İzleri

Bilim tarihinin dönemlere ayrılmasında hiç anlayamadığım nokta, İslam bilimi veya İslam’ın bilime katkısı gibi bir dönemden bahsedilmesidir. Öyle ki, kimi Marksist bilim tarihçilerinin dönem sınıflandırmasında bile İslami dönem yer almaktadır. Bu arada, sakın bu dönemleme çabasının çok elemanlı olduğunu düşünmeyin; değişik çalışmalarda üç ila altı döneme ayrılmaktadır bilim tarihi ve bunlardan bir tanesi İslami bilim dönemi olarak gösterilmektedir. Yani bilimin gelişmesinin nerdeyse en az... Devamı için tıklayınız

Çok eski bir propaganda malzemesidir: önce Çarlık Rusya’sının, sonra Sovyetler Birliği’nin sıcak denizlere inmek gibi tüm dış politikalarına yön veren bir hedeflerinin olduğu, bu yüzden yolları üzerinde duran Anadolu’nun ciddi bir Rus/Sovyet tehdidi altında olduğu söylenir. Tarih ders kitaplarında bile bu sav açık açık dile getirilir. Neden sıcak denizlere ulaşmak için İran gibi daha kısa bir yolu tercih etmedikleri sorusu bir yana (Aslında İran’da da böyle bir paranoya olup olmadığını merak... Devamı için tıklayınız

     Bundan 90 yıl önce Yeniçeri Ocağı lağvedildi. Birçok tarihçiye göre bu hamle (Vaka-i Hayriye) Tanzimat Fermanı ile başlayan reform hamlesinin gerçek başlangıç noktasıdır. Benim bu konuya girmemin nedeni ise, bilim dilinin Türkçeleşmesinin Tanzimat ile başladığını sıkça duymam oldu.

     Önce Tanzimat dönemini ele alalım. Tanzimat, Osmanlı’da kapitalizm yönünde atılan en güçlü adımlardan biri olarak kabul edilebilir. Belki Batı’daki temel gelişme dinamiğinin kapitalizm olduğu... Devamı için tıklayınız

Dünyada yapılabilecek en yüksek eğitime doktora, alınabilecek en yüksek bilimsel unvan da “Doktor” (PhD) olarak kabul edilir. Doktorasını yapmış olan herkes o alanda eşit yeterliliktedir; doçent, profesör olmak sadece kadro sorunudur, o kadar.

Doktora eğitiminin amaçları arasında, ilgili konunun “felsefesini” yapmanın yanı sıra bilimsel yöntemi ve bilimsel etiği öğretmek ve yapılan tez ile de bizzat bilimsel üretim yapmak da yer alır. Görüldüğü gibi yapılmak istenen bilim insanı... Devamı için tıklayınız

Irkçılığın bilimselliği

Nedense herkes yaptığı etkinliklerini, çalışmalarını bilimsel olarak nitelendirme gayreti içerisindedir: Önerilen diyetlerin hepsi bilimseldir, yapılan toplantılar bilimseldir; hatta mesleki deneyimlerin aktarıldığı konuşmalar bile. 

Sanırım bilimin hala insanlar üzerinde bir saygınlığı var. O yüzden herkes her yaptığına bilimsel bir kılıf bulma çabası içerisinde. Belki bu saygınlık bilimin insanlara uzak gibi görünmesinden ve hatta farklı bir dilde... Devamı için tıklayınız

Bilim yazıları yazdıkça kaçınılmaz olarak din sorununa da değinmek zorunda kalıyorsunuz. Aslında konu basit: bilim, din ile arasına ne kadar mesafe koyarsa o denli başarılı olur. Başka bir deyişle din bilimin zıddıdır; bilim araştırır din kabul eder, bilimde her şey sorgulanabilir, dinde tabular vardır...

Ama ne yazık ki işler bu basitlikte çözülemiyor, özellikle de Türkiye gibi egemen gücün (sadece hükümet kastetmiyorum) dinci ideolojiyi benimsediği ülkelerde. Gün geçmiyor ki bilim... Devamı için tıklayınız

Uruguay’ın eski başkanı Jose Mujica “Pepe”, bu günlerde Türkiye’de çok popüler. Geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye gelişinde düzenlenen toplantılarda alışılmadık bir izdiham yaşandı. Başkanlık konutu yerine, küçük bir evde oturması, makam aracı yerine kendi eski arabasını yeğlemesi övgüyle karşılandı; çoğunluk örnek alınması gereken bir lider olduğunu düşünüyordu.

Ben hiç de böyle hissetmiyorum; dahası kızıyorum bile. Önemli olan liderin kendi yaşam biçimi değil, toplumun durumudur. Ayrıca... Devamı için tıklayınız

Rennan Pekünlü’yü tanıyorsunuz değil mi? Anımsatayım; yasaların uygulanmasını istediği için hapse atılan öğretim üyesi, bilim insanı. Elbette bu hukuksuzluğun kâğıt üzerinde görünen yüzü. Gerçek ise bilimi savunduğu için aydınlanma karşıtlarınca, dinci gericilerce hedef seçilmiş biri olması.

Pekünlü’nün yeni kitabı* 2015 yılının sonuna doğru piyasaya çıktı. Kitap bir yandan Rennan Pekünlü’yü dışlayarak üniversitenin neler kaybettiğini, diğer yandan ise üniversiteden uzaklaştırarak,... Devamı için tıklayınız

 Bilimsel düşüncenin toplum içinde yaygınlaşması, daha doğrusu bilim dışı bakış açısının toplumdan bütünüyle uzaklaştırılması en büyük düşümüz. Bilimsel bakabilen bir toplumun hem her türlü yanlışlığa karşı ayağa kalkma gücü olacağı gibi, eşitlikçi bir toplumun da en büyük güvencesi yine bilimsel bakış olacaktır. Bilgi üretimi de ancak bu koşullar altında en uygun düzeye ulaşabilir.

Böyle bir hedef için okulların tek başına yeterli olduğunu düşünmek doğru değildir. Öncelikle toplum... Devamı için tıklayınız

Bilim özü itibariyle sol bir uğraştır; toplumsal ilerlemenin bilimsel gelişmeyle koşut olduğunun anımsanması bile bu yargının doğruluğunun dolaysız kanıtıdır. El değirmeni, yel değirmeni, buhar değirmeni dizgesinin köleci toplum, feodal toplum, kapitalist toplum sıralamasına denk gelmesi klasik ama tam da yerine oturan bir örnektir. Hatta denilebilir ki, toplumsal değişim için gerekli ve zorunlu koşulları bilimsel ilerlemeler sağlamıştır. Sağ hep var olan düzenin korunmasını, sol da ileriye... Devamı için tıklayınız

Pages