‘Yo si Puedo' programı üzerine söyleşi

Leonela Relys Diaz 1961 yılında Küba'nın tarihi okuma-yazma kampanyasına dahil olmuştu. 1961 yılında 22 ay gibi kısa bir sürede Küba, tüm Latin Amerika'daki cehaletten arındırılmış ilk ülke ilan edildi. Leonela Relys Diaz bugün IPLAC (Küba Latin Amerika ve Karayipler Pedagoji Enstitüsü) üyesi ve “Yo Si Puedo” yani “Evet Yapabilirim” metodunun yazarı ve koordinatörü.
Cumartesi, 24 Nisan 2010 23:33

Merhaba, bize “Yo Si Puedo”nun başlangıç nedenlerini ve amaçlarını anlatabilir misiniz?

“Yo Si Puedo” 2001 yılında yola çıkan bir proje. Esasında Fidel'in bir fikriydi. Küba'nın 22 Aralık 1961'de, yani devrimden sadece 4 yıl sonra, proje başlangıcından ise 22 ay sonra çözdüğü okur-yazarlık sorununu dünya halkları için de çözme çabasının bir eseri. 2001 yılında başlatılan proje bir alfabetizasyon, yani okuma-yazma eğitimi projesi. Amaçlanan ise Latin Amerika başta olmak üzere ekonomik anlamda yetersiz olan tüm dünyadaki yoksul ülkelerde cehalet sorununu ortadan kaldırmak.

Program görsel ve işitsel desteklerle ilerliyor. Sayılar ve harfler arasında bağlantı kurarak okuma yazma öğreten bir yöntem.
İlk olarak ne zaman ve nerede bu yönteme dair fikir oluştu peki?

1980'lerde iki yıl boyunca Haiti'de çalışma olanağı buldum. 10 Haitili öğrencim oldu. Haiti'de yaptığım çalışma, “Yo Si Puedo”nun temelini oluşturdu. 2001 yılında ise Fidel, görsel-işitsel medyayı, yani televizyonu kullanmamızı önerdi. Televizyonu bu sistemde kullanmak Fidel'in fikriydi. 2001'de bu program şekillendiğinde “Yo Si Puedo” yani “Evet Yapabilirim” adını verdik.

Hangi ülkelerde uygulanıyor?
Latin Amerika'daki pek çok ülkeden Karayipler, Afrika ve Avrupa'ya kadar davet aldığımız hemen her yere yetişebildiğimiz kadar gidiyoruz. Bunların arasında Paraguay, Uruguay, Arjantin, Peru, Bolivya, Venezuela, Brezilya, Kolombiya, Panama, Meksika, Nikaragua, Guatemala, Ekvador, Haiti, Dominikler, Granada, Mozambik, Nijerya, Yeni Gine, İspanya-Sevil, Yeni Zellanda, Doğu Timor, Angola gibi çok sayıda ülke yer alıyor. Şimdi burada sayamadıklarım da var elbette.

Peki her ülkede uygulama standart mı?
Hayır, her ülkenin kendi gerçeklerine göre yeniden düzenleniyor. Hap gibi değil. Başlangıçta geliştirirken elbette Küba'nın sosyal gerçekleri üzerine inşa edildi. Ama her ülkeye uygulanabilirliği de gözetilerek uygulamanın bu özellikleri korundu ve altı çizildi.

Düşünün bir, sadece İspanyolca için 10 kez uyarladık sistemi. Çünkü her ülkede o ülkenin yerel şartları ve gerçekleriyle bağlantılı olarak ülkede birlikte çalıştığımız aktörlerle oluşturuyoruz. Ve bu sadece İspanyolca için geçerli değil. Örneğin Portekizce için hem Brezilya'ya hem de Angola'ya göre iki defa baştan yarattık metodu.

Dolayısıyla bu yöntemin “çevrildiğini” söyleyemeyiz, ama burada esas yaptığımız “adapte” etmek.

Yerel aktörler derken kastettiğiniz nedir?
Örneğin Sevil'de Sevilli öğretmenler, uzmanlarla çalışıyoruz Brezilya'da Brezilyalı öğretmenler ve uzmanlarla. Bolivya'da ise hükümetler arasında imzalana bir anlaşma olduğu için iki ülke hükümetinin belirlediği uzmanlarla yapıyoruz bu çalışmayı. Arjantin'de bir sivil toplum kuruluşu ile gerçekleştiriyoruz. Ekvador'da ise bir belediye ile. Burada önemli olan söz konusu dilin kullanıldığı yerde, o bölgenin uzmanlarıyla çalışmak. Çünkü dili ve kullanım olanaklarını esas olarak bilenler onlar. Biz yöntemi tarif ediyoruz, ama o bölgeye uyarlamasını o dilin sahipleriyle yapmamız gerekiyor.

Anladığım kadarıyla bölgesel de çalışabiliyorsunuz yani?
Evet, proje tüm ülkeyi kapsayacak şekilde olmak zorunda değil. Bir lokasyonda iki öğretmenle çalışmaya başlayıp daha sonra bunu çoğaltabiliriz. Başlangıçta gönüllü katkıyla olabilir ama sonrasında geliştirilip genişletilirse bunun dışına çıkmak gerekebilir.

Esasında profesyonel bir çalışma mı söz konusu yani?
Kastettiğim şu. Örneğin Türkiye'de sistemi uygulamaya başladık. 2 öğretmenle ile başladık çalışmalara ve yavaş yavaş Türkçedeki uygulaması şekillendi. Sistemin esas uygulaması için bu projede çalışacak öğretmenler ve uzmanlar gerekiyor. Örneğin Venezuela'da bu projede çalışan öğretmenlere 100.-USD ödeme yapılıyor, Brezilya Gine'sinde bir paket pirinç, Haiti'de yine yiyecek veriliyor. Gönüllülük elbette temel, ama bu işte istihdam edilecek yerel çalışanlar için çalışmanın bir karşılığı talep edilirse bir şekilde karşılanıyor.

Bir ülkede başlamak için ne yapılması gerekiyor?
“Yo Si Puedo”nun dört temel pedagojik ilkesi var. İlk olarak o ülkenin sosyo-kültürel ve linguistik karakteri inceleniyor. O ülkenin gelenekleri, kültürü ve gerçekleri tanımlanıyor. Bunun için, örneğin, Kübalı iki uzman Türkiyeli uzmanlarla bir araya gelip çalışacaklar, sorunu analiz edecekler. İkinci adımda pedagojik malzemeler üretiliyor. Türkiyeli uzmanlar Küba'ya geliyor ve 6 ay kalıyor. Bu sürede kitaplar dahil kullanılacak tüm malzemeler üretiliyor. Üçüncü olarak televizyonda kullanılacak malzemeler için çalışılıyor. Bu ekip 6 kişiden oluşuyor. Yaklaşık iki ay sürüyor bu çalışma.

Dördüncü ve son adım ise programın edisyonunun yapılması. Çekilecek film için kurulan ekip Türkiye'ye gidiyor. Burada çekimler yapılıyor. Bu ekipte mutlaka ICAIC (Küba Sinema Sanatı ve Endüstrisi Enstitüsü)'ten bir yetkili oluyor. Kullanılan imajlar, müzikler vs ise yerel malzeme.

Umarız 1961 Aralık'ında Küba'da okur-yazarlık sorununu çözen ve sonrasında geliştirilerek Bolivya ve Venezuela'yı da cehaletten arınmış topraklar ilan eden bu yöntem Türkiye'deki okuma-yazma bilmeyenler için bir umut olur.

BİLMİYORSAN ÖĞREN BİLİYORSAN ÖĞRET
Devrimden 3 ay sonra başlatılan okuma yazma seferberliğiyle kısa sürede “Okuryazarlık Açısından Kurtarılmış Bölge” ilan edilen Küba, bugün eğitim alanında dünya ortalamasının üstünde.

ABD tarafından düzenlenen açık ve saklı işgal girişimlerini, 50 yıldır aralıksız devam eden ekonomik ve siyasi ablukayı, sayılamayacak kadar çok ve organize terörist saldırıları geride bırakan Küba devrimi direniyor. Küba Sovyetlerin çözülüşüne, küreselleşmeye, neo-liberalizme meydan okuyarak 50 yıldır ayakta durmaya devam ediyor.

Ücretsiz, evrensel, kaliteli sağlık hizmetleri, biyoteknoloji alanında elde edilen gelişmeler, ulusal ve kişisel güvenlik konusunda dünya liderliğine oynaması, suç oranlarının inanılmaz düşüklüğü ve neredeyse sıfırlanan şiddet olaylarının üstüne onurlu bir dış politika ve bağımsız duruş… Küba’nın ileri ve işlevli bir sosyal refah programı geliştirdiğini, UNESCO'sundan Dünya Banka'sına pekçok uluslararası organizasyon kabul ediyor. Küba'nın başarılı sayıldığı alanlardan belki de en önde geleni ise eğitim.

Devrimden önce Küba’da nüfusun yaklaşık dörtte birinin okuma yazması yoktu. Okul çağındaki çocukların %54’ü okul yüzü görmemişti. Küba hükümeti bu tabloyu tersine çevirmek için hemen işe koyuldu. Mart 1959’da, devrimden üç ay sonra Temel Eğitim ve Okuma Yazma Öğretimi Ulusal Komitesi kuruldu ve okuma-yazma seferberliği başlatıldı. “Her okur-yazar olamayana bir eğitmen, her eğitmene bir okur-yazar olamayan” ve “Bilmiyorsan öğren, biliyorsan öğret” ilkeleriyle yola çıkan Komite eğitim ve çeşitli bakanlıklar, kitle örgütleri, sendikalar ve
devrimci partilerin temsilcilerinden oluşuyordu.

Gündüz rençper gece öğretmen
Komite ilk iş olarak işsiz öğretmenleri göreve aldı. Devrimden önce faal olarak çalışan 17 bin öğretmen vardı, işsiz öğretmenlerin de göreve alınmasıyla bu sayı 36 bine çıktı. Bu öğretmenlerden 35 bini kampanyaya katıldı. 35 bin öğretmen yeterli olmayınca 1960 yılında ortaöğretim gençliğine çağrıda bulunuldu. İkna için radyolardaki çağrı ve açıklamalar aralıksız sürdü.

On binlerce genç çağrıya uydu, aldıkları kısa süreli eğitim sonunda genç müfreze eğitimcilerinin öncüleri oldular. Eğitmenler kısa süreli bir eğitimden sonra giysi, araç ve gereçlerini yanlarına alarak eğitmen eksikliği çekilen bölgelere yollandı. Eğitmen köylüyle aynı yaşamı paylaşıyordu, gündüz tarım çalışmalarına katılıyor ve akşam olunca kendini ağırlayan aile bireylerine okuma yazma öğretiyordu.

Yo Si Puedo / Evet, Yapabilirim
Nisan 1961’de kurulan Conrado Benitez Birlikleri ile 15 Nisan 1961’de okulların kapanmasının ardından 105 bin genç ailelerinin rızasıyla, birliklere katıldı. Yaş ortalamaları 15 olan bu genç eğitmenlerin 55 bini de kadındı. Ağustos 1961’de işçilere de çağrıda bulunuldu. Çağrı sonucunda Patrio O Muerte (Ya Vatan Ya Ölüm) işçi birlikleri doğdu. Alfabenin kullanılışını hemen kavrayan 20 bini aşkın işçi, ülkenin en yoksul bölgelerine hareket ettiler.

1961 Eylül ayı başında Ulusal Okuma Yazma Komitesi toplandı. Kampanyanın bilançosunu yaptı ve bir dizi önlem aldı. 22 Aralık 1961’de Okuma-Yazma Seferberliğinin sona erdiği açıklandı ve Küba görkemli bir şekilde “Okur-Yazarlık Açısından Kurtarılmış Bölge” ilan edildi. Okuma-yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 23,6’dan yüzde 3,9’a düşmüştü ve 22 ay gibi kısa bir sürede 700 bini aşkın yetişkin okuma yazmayı öğrenmişti.
Tüm Latin Amerika ve Karayiplerde Küba’yı takiben Venezuela 2005 yılında, Bolivya ise 22 Aralık 2008 tarihinde cehaletten arındırılmış ülke statüsüne kavuştu. Ve bunu sağlayan da yine Kübalı eğitimcilerin geliştirdikleri “Yo Si Puedo (Evet, Yapabilirim)” yöntemi ve Kübalı öğretmenlerin birebir katkısı oldu. Ekvador ve Nikaragua da yöntemi uygulayan ülkeler arasında yer alıyor. Ülkemizde ise 2000 nüfus sayımına göre, yetişkin nüfusumuzun %14’ü okuma-yazma bilmiyor.

Özel dönemin eğitimdeki etkileri ve aşılma yolları
SSCB’nin çözülüşünün ardından dış ticaretinin %88'ini kaybeden ve bu kayıpla başlayan ‘Özel Dönem’in en karanlık günlerinin yaşandığı 1989-1993 yılları arasında Küba halkı ortalama 9 kilo zayıfladı. Bu kriz günlerinin eğitim üzerindeki etkisi de zayıflatıcıydı.

Yapı malzemesi sıkıntısı nedeniyle okullardaki fiziki şartlar bozuldu. Kağıt, kalem yokluğu baş gösterdi. Tüm öğrenciler için ücretsiz olan ders kitaplarının tekrar basımı imkansız hale geldi. Eğitime katılım oranında düşüş oldu. Öğretmenlerin işlerini bırakması nedeniyle ilköğretimde sınıf başına düşen öğrenci sayısı 38’e yükseldi.

1995’de Özel Dönem’i geride bırakmaya kararlı olan Küba aldığı bazı kararlarla eğitimde toparlanma sürecini başlattı. Öğretmenlerin tekrar mesleklerine dönmeleri için, maaşlarına %30’luk artış yapıldı. Eğitimli fakat işsiz genç kuşaktan “acil durum öğretmenleri” oluşturuldu. Sayıları 20 bin civarında olan bu gençler, bir yıllık pedagojik eğitimden geçerek, eski öğretmenlerin asistanlığında okullarda ders vermeye başladılar. Bu sayede tüm adada sınıf mevcutları tekrar 20’ye düşürüldü. Gönüllüler vasıtası ile ilk ve orta öğretim okulları boyandı, eski, kırık eşyalar onarıldı. Okullarda yeni teknolojiler kullanılmaya başlandı. En ücra taşra okullarında dahi bilgisayarlı eğitime geçildi. Müfredatlar güncellendi ve öğretmenler bu konuda eğitildiler.

Çalışmayan gençler için “toplumsal iş okulları”nın kurulmasına karar verildi. Bir yıl boyunca eğitim alan gençler, eğitimleri tamamlandıktan sonra “toplumsal işçi” olarak iş sahibi oldular ya da herkese açık olan üniversite eğitimine dahil oldular. “Toplumsal İş Okulları”nın tampon rolü oluşturduğu bu süreçte işsizlik ciddi oranda düştü. 2005’te Küba’da işsizlik oranı %2 seviyesine geriledi.

Bugün Küba’da eğitim devriminde üçüncü aşama devam ediyor. Amaçlanan halkın tamamının bütünlüklü ve genel bir kültür seviyesine ulaşması “bataille d’idees” yani “fikirler savaşı”.

Rakamlarla bitirirken
Küba’da okul öncesi eğitimde kırk beş günlükten beş yaşına kadar çocukları alan okullar bulunuyor. 2002-03 dönemi verilerine göre, 3-5 yaş grubu için okul öncesi düzeyde okullaşma oranı yüzde 100. Türkiye’de ise bu oran yüzde 2.6.

İlköğretimde, sınıflarda bir öğretmene en fazla 20 öğrenci düşüyor. Taşımalı eğitim türü bir uygulamanın olmadığı ülkede, kırsal bölgelerde ondan az öğrencisi bulunan 2000’den fazla okul bulunuyor. Bu yaklaşımın belirleyiciliği nedeniyle UNESCO’nun 2002-03 öğretim yılı verilerine göre Küba’da öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 11. Bu düzeyde, yine aynı öğretim yılı için, Küba’da toplam okullaşma oranı yüzde 98. Türkiye’de ise bugün ilköğretim çağında olup da okula gitmeyen kabaca 1 milyon çocuk bulunuyor.

Küba’da temel orta öğretimde, sınıflarda bir öğretmene 15 öğrenci düşüyor ve okullaşma oranı 2002-03 öğretim yılı için yüzde 93.
Bugün Küba’da toplam 49 üniversite ve Yüksek Öğrenim Bakanlığı üniversitelerine bağlı 73 Araştırma Merkezi var. Üniversitelerde 125 binden fazla öğrenci öğrenim görüyor. Ada genelinde, 300'den fazla yüksek lisans, 140'tan fazla doktora programı var ve yaklaşık 110 ülkeden 17 bin yabancı öğrenci, Küba’daki çeşitli üniversitelerde eğitim görüyor.

Gülzerin Kızıler