Venezuela’da elektrik sorunu

Venezuela’da geçtiğimiz Salı günü ülkenin elektrik şebekesi hakkında casusluk yaptığından şüphe duyulan sekiz Kolombiya vatandaşı tutuklandı. Elektrik sektöründe geçen yıldan bu yana yaşanan sorunların ülke gündeminde taşıdığı ağırlık, konuyu emperyalizmin müdahaleleri için cazip hale getiriyor. Sorunların asıl önemli boyutunu ise, planlamadan sanayi politikalarına, bürokrasiden işçi katılımına, devrim sürecinin kritik meseleleriyle olan bağlantısı oluşturuyor.
Cuma, 09 Nisan 2010 12:55

Venezuela İçişleri Bakanlığı, geçtiğimiz salı günü bir açıklama yaparak ülkedeki elektrik şebekesi hakkında ayrıntılı bilgi topladığı belirlenen sekiz Kolombiya vatandaşının tutuklandığını duyurdu.

Üzerlerinde trafo merkezlerinin, elektrik hatlarının ve ulusal ulaşım altyapısının görüntülerini içeren bir fotoğraf makinesiyle birlikte çeşitli ekipmanlar bulunan şüphelilerin yakalanmasını sağlayan süreç, Venezuela’nın elektrik sektöründe bir süredir devam etmekte olan krizin yarattığı hassasiyetin ürünü. Ülkede yaşanan enerji sıkıntısı ve buna eşlik eden elektrik kesintileri, özellikle mart ayında gerçekleşen ve sabotaj olduğu düşünülen patlamanın ardından ülkenin önde gelen elektrik üretim tesislerinin güvenliği konusunu gündeme getirmiş ve bu tesisler yakından izlenmeye başlamıştı.

Chávez hükümeti, başta petrol olmak üzere enerji sektörüne yönelik sabotajların hem ülkedeki devrim muhaliflerinin hem de emperyalizmin elindeki en önemli silahlardan biri olduğunu biliyor.

Diğer yandan, sektörde yaşanan sorunlar nedeniyle alevlenen tartışmaların kapsamı karşı devrimci müdahalelere karşı alınacak güvenlik tedbirlerinden ibaret değil. Ülke gündemini uzunca süredir meşgul eden söz konusu tartışmalar, devrim sürecinin iç dinamiklerine ilişkin önemli meselelere uzanıyor.

Elektrik sektöründe sorunun kaynağı
Venezuela’nın elektrik sektöründe geçtiğimiz yıldan bu yana şiddetlenerek seyreden ve bu yılın şubat ayında ulusal çapta acil durum ilan edilmesine yol açan sorunların gerisinde pek çok neden yatıyor.

Chávez,1998 yılında iktidara geldiğinde sermaye politikalarıyla darboğaza sokulmuş bir sektör devraldı. Ülkenin enerji politikalarındaki plansızlık elektrik sektörüne de yansımış ve elektrik üretimi, toplam ihtiyacın yüzde 87’sini karşılayan tek bir santrale, Guri hidroelektrik santraline bağımlı hale getirilmişti.

Üstelik aynı dönemde elektrik sektörü özelleştirme sürecine sokulmuştu. Bunun anlamı devlete ait on dört elektrik işletmesinde yatırımların durdurulması, sektörün parçalı hale getirilmesi ve mevcut verimliliğin düşmesiydi.

Chávez hükümeti, özelleştirilmiş olan işletmeleri 2007 yılında yeniden devletleştirerek bütün işletmeleri CORPOELEC adlı tek bir şirket altında birleştirdi. Ancak atılan bu adım, geçtiğimiz yıl derinleşen krizin önünü kesmek için yeterli olmadı. Zira Chávez’in iktidara gelmesinden bu yana elektrik üretimi yaklaşık yarı yarıya artmış olmakla birlikte, aynı dönem boyunca ekonomide yaşanan genişleme, ücretlerdeki artış ve halkın pek çok hizmete ücretsiz erişimi nedeniyle elektrik tüketimindeki artış daha yüksek düzeylerde gerçekleşti.

Tüm bu sürecin ardından geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklık nedeniyle barajlardaki suyun hızla azalması nedeniyle ülkede şiddetli bir elektrik sıkıntısı baş gösterdi. Sanayi bölgeleri başta olmak üzere ülkenin hemen her yerinde sıkça yaşanan elektrik kesintileri üretim süreçlerini olumsuz etkilediği gibi toplumsal hoşnutsuzluklara neden oldu. Krizin çözülmesi amacıyla ekim ayında bir elektrik bakanlığı kurulmakla birlikte, sürecin yönetilmesinde ortaya çıkan aksaklıklar nedeniyle bakan ocak ayında görevinden alındı.

Şubat ayında Chávez, elektrik sektöründe acil durum ilan edilerek bir dizi önlem uygulamaya koydu. Söz konusu önlemler elektrik üretim ve dağıtım altyapısında iyileştirmeye gidilmesini, yeni altyapıların kurulmasını, tüketimin azaltılmasını ve enerji tasarrufu konusunda toplumsal bilincin artırılmasını hedefliyor.

Bu kapsamda ülke çapında otuzun üzerinde yeni termik ve hidroelektrik santralinin kurulması ve mevcut tesislerin kapasitesinin genişletilmesi için yatırımlara hız verildi. Düzensiz uygulanan elektrik kesintilerinin belirli bir programa bağlanması doğrultusunda adımlar atıldı. Sanayi sektöründeki işletmelerden, önümüzdeki bir yıl içinde enerji tüketimini yüzde 20 oranında azaltacak bir plan yapmaları ve uygulamaya sokmaları talep edildi. Hizmet sektöründe faaliyet gösteren ticari işletmelerin çalışma sürelerine ve elektrik harcamalarına kısıtlama getirildi. Sağlık sektörü gibi kritik sektörler dışında yer alan kamu kurumlarının mesai saatlerinde radikal değişiklikler gerçekleştirildi. Enerji tasarrufu sağlayan cihazların kullanılmasını teşvik eden düzenlemeler yapıldı. Ülkedeki ampullerin daha az enerji tüketen ampullerle değiştirilmesi ve enerji tasarrufu konusunda toplumsal bilincin artırılması için kampanyalar başlatıldı.

Önlemlere yönelik tepkiler
Venezuela’daki elektrik krizinin çözümü için uygulamaya sokulan tedbirler arasında en fazla tartışma yaratan başlık, sanayi sektöründeki işletmelere getirilen yüzde 20’lik tasarruf zorunluluğu oldu.

Yapılan zorunlu tasarruf düzenlemesi ülkenin en büyük alüminyum ve çelik işletmeleri olan ALCASA, Venalum ve SIDOR başta olmak üzere ağır sanayi kuruluşlarındaki üretimin önemli oranda azaltılması anlamına geliyor. Diğer yandan, geçtiğimiz yıl dünya alüminyum ve çelik fiyatlarında yaşanan düşüş, işletme altyapılarının uzun süredir yenilenmemesi ve benzeri etkenler nedeniyle bu devlet işletmelerinin üretim seviyesinde yüzde 33 civarında gerileme gerçekleşmiş olması, tasarruf politikasının olası sonuçlarını daha da tartışmalı hale getiriyor.

Alüminyum sektöründe faaliyet gösteren belirli sendikalardan oluşan İşçi Kontrol Kolektifi, hükümetin sanayiye yönelik elektrik tasarruf tedbirlerinin ülkenin temel sınai yapısını dönüştürmeyi amaçlayan Sosyalist Guyana Planı’yla uyumlu olduğu görüşünü savunuyor.

Söz konusu planın temel hedeflerinden biri, sanayinin hammadde ihracatına dayalı karakterine son vererek iç piyasaya yönelik imalat yapmasını teşvik etmek. İşçi Kontrol Kolektifi, alüminyum çelik işletmelerinin enerji yoğun hammadde üretim bölümlerini tasarruf kapsamında kapatmasının ve ülkenin inşaat, ulaşım, otomotiv ve benzeri sektörlerini hedef alan daha az enerji yoğun imalat süreçlerine yönelmesinin mümkün olduğunu ileri sürüyor.

Sektördeki kimi işçi sendikaları ise elektrik tasarruf önlemleri karşısında daha eleştirel bir tutuma sahip. Örneğin, çelik işçileri sendikası SUTISS, alınan önlemlerin, sanayinin dışa bağımlılığının artması ihtimalini ortadan kaldırmadığı görüşünde. Ağır sanayinin ülke kalkınması için taşıdığı önemin farkında olunmadığını iddia eden sendika, ağır sanayide uygulanacak bu tür tedbirlerin, alışveriş ve eğlence merkezleri gibi hizmet sektörlerinde uygulanan tedbirlere göre daha ağır sonuçları olacağını savunuyor.

Diğer yandan SUTISS, yıllar boyunca talepteki artış görüldüğü halde elektrik üretimine yeterince yatırım yapılmamış olmasının sorumluluğunun ağır sanayiye yüklendiğini ileri sürüyor.

Aslında, uygulamaya sokulan önlemlerden yana olsun ya da olmasın, hemen her işçi sendikasının elektrik sektöründe gereken kimi düzenlemelerin daha önce hayata geçirilmemiş olmasıyla ilgili eleştirileri mevcut.

Ortak eleştiri noktalarından birini, elektrik işletmelerinin yönetim yapılarının ihtiyaç duyulan reformlara direnç göstermesi oluşturuyor. Geçmişte petrol şirketi PDVSA’da olduğu gibi elektrik sektöründe de üretimi sabote etme girişimleri yaşanmış, söz konusu girişimlerin püskürtülmesinde hükümetin kararlılığı ve işçilerin müdahaleleri önemli rol oynamıştı. 2002 yılından bu yana benzeri bir karşı karşıya geliş yaşanmamış olmakla birlikte hala ağırlık sahibi olan bu karşı devrimci bürokrasinin sektördeki sorunların düğüm haline gelmesinde önemli rolü bulunuyor.

Krizden çıkışın yolu devrimci sürecin ileri taşınması
Chávez hükümeti, tüm cephelerde olduğu gibi, elektrik sektörünün toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda düzenlenmesi konusunda da zorlu bir mücadele sürecinden geçiyor. Sektörde yaşanan bu sorunun kaynağında da Venezuela’da henüz merkezi planlamaya dayalı bir ekonomik yapıya geçilememesinin, sanayideki mülkiyet yapısı nedeniyle kapsamlı politika geliştirilememesinin, devlet yapılanmasında eski dönemden kalan unsurların ağırlığının, devrim sürecinde işçi sınıfına daha ileri roller tanımlanmamış olmasının ciddi izleri görülüyor. Bu açıdan bakıldığında Venezuela’da yaşanan sorunların hemen hepsi birbiriyle oldukça bağlantılı bir aşamaya gelmiş durumda. Tekil alanlardaki sorunların ileriye sıçrayarak çözülmesi ise pek çok alana eşgüdümlü olarak müdahale edilmesini gerektiriyor.

Nahide Özkan