Latin Amerika Filistin konusunda ne diyor?

Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın, yürütülen girişimlerin ardından Eylül ayı içerisinde Filistin Devleti’nin tam üyeliği için Birleşmiş Milletler’e (BM) başvuru yapması, Latin Amerika ülkelerinde de yankı buldu.
Pazartesi, 10 Ekim 2011 14:27

Gerek başvuru ile ilgili yapılan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oturumunda yapılan bazı konuşmalarda gerekse başka demeçlerde, Latin Amerika ülkelerinin çoğunluğu, Filistin’in BM üyeliğini açıkça destekledi. Yalnızca iki ülke, Kolombiya ve Meksika, çekince belirttiler.
Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales konu hakkındaki olumlu görüşlerini, sol elinde bir Filistin bayrağı sallayarak “Bolivya yalnızca Filistin’in BM üyeliğini desteklememektedir. Daha doğru bir ifade ile, Filistin’e BM’ye hoşgeldin demektedir” şeklinde ifade etti. Bu vesileyle, BM’in derhal yeniden yapılandırılması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Çeşitli Kübalı yetkililer de Filistin’in üyeliğine açık destek verdiler. BM Genel Kurulu’nda bir konuşma yapan Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, BM’nin Filistin’i bağımsız ve özgür bir devlet olarak tanıması gerektiğini bir kez daha vurguladı. 1967 öncesindeki sınırların ve Kudüs’ün başkent olarak kabul edilmesi gerektiğini belirten Rodríguez, Güvenlik Konseyi ile birlikte ya da onsuz, ABD’nin vetosu olsun olmasın, yeni barış görüşmeleri yapılsın ya da yapılmasın, bu adımın atılmasının zorunlu olduğunu söyledi.

Küba’nın eski Devlet Başkanı Fidel Castro da, Filistin’i tanımama eğiliminde olan ABD’ye yüklendi.

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chávez, Filistin Devleti’nin tanınmasının “tarihsel olarak adilane bir hareket” olacağını vurguladı. Chávez, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’a yazdığı mektupta Filistin sorununun "Orta Doğu sorunu" değil, sömürgeciliğin ve emperyalizmin damgasını taşıyan bir "Avrupa sorunu" olduğunu dile getirdi.

Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff ise BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Genel Kurul’daki ülkelerin çoğunun, Filistin’in burada temsil edilmesi zamanının geldiğini düşündüklerini belirtti. Rousseff, Filistin halkının meşru haklarının, egemenliğinin ve bağımsızlığının tanınmasının, Ortadoğu’da kalıcı bir barışa ulaşılması şansını artıracağını söyledi. Bilindiği gibi Brezilya, Filistin’in başvurusu hakkında karar verecek olan BM Güvenlik Konseyi’nin geçici üyelerinden biri konumunda.

Latin Amerika ülkelerinden Brezilya, Arjantin, Ekvador, Küba, Venezuela, Nikaragua, Guyana, Paraguay, Kosta Rika ve El Salvador, Filistin’i 1967 öncesi sınırları ile birlikte bağımsız bir devlet olarak tanımış durumdalar. Şili, Uruguay ve Peru sınırlarla ilgili bir konum belirtmeden Filisti’i tanımış durumda. Meksika ise Filistin’e desteğini açıklamakla birlikte bu ülkeyi tanımış değil.

Öte yandan halen BM Güvenlik Konseyi’nin geçici üyelerinden biri konumundaki Kolombiya, İsrail’in bu konudaki görüşünü desteklemeye devam ediyor ve Filistin’i tanımıyor. Kolombiya Dışişleri Bakanı María Ángela Holguín, BM Güvenlik Konseyi’nde Filistin’e destek vermeyeceklerini açıkladı. Öncelikle Filistin’in ve İsrail’in kendi aralarındaki çelişkileri çözmelerini gerektiğini belirtti. Bu olmadan Filistin’i tanımanın hiçbir işe yaramayacağını sözlerine ekledi.

Filistin’e desteklerini açıklayan Latin Amerika ülkeleri, emperyalizmin karşısında konumlanarak oldukça önemli bir hat oluşturmuş durumdalar. Ancak Ortadoğu’ya bakarken, emperyalizmin ve bölgenin dinamiklerini fazlaca “uzaktan” değerlendirdiklerine işaret eden konumlanışlar görmek mümkün. Hiç kuşkusuz bunların en önemlisi, AKP’ye, AKP iktidarındaki Türkiye’ye bakışları. AKP’nin bölgede üstlendiği işlevlere ve özellikle İsrail’i hedef alma biçimine antiemperyalist bir karakter atfetme eğilimindeler. Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda Filistin konusunda yaptığı konuşma bu değerlendirmeyi pekiştiren bir unsur oldu. Öte yandan Libya meselesinde doğrudan emperyalizmin tavrını benimsemesi, bunun Türkiye’nin güncel dış politikasının genel karakteri olduğunu ortaya koyması açısından değer taşıyor. Antiemperyalist Latin Amerika yönetimlerinin AKP’nin antiemperyalist bir karaktere sahip olamayacağını görmeleri bu tür gelişmelerle mümkün hale gelecektir.