Kolombiya seçimleri neyi değiştirebilir?

Kolombiya'da başkanlık seçimlerinin birinci turu 30 Mayıs'ta yapılacak. Eğer birinci turda adaylardan herhangi biri geçerli oyların yüzde 50'sini almayı başaramazsa ikinci tura gidilecek. Birinci turda en fazla oyu alan iki adayın yarışacağı ikinci tur ise 20 Haziran'da yapılacak.
Salı, 25 Mayıs 2010 13:18

Halen başkanlık görevini yürüten sağcı Álvaro Uribe, 2002 yılından bu yana iş başında. Kısa bir süre önce arka arkaya üçüncü kez başkanlığa aday olabilmek için, meclisten, bu konuda bir referandum düzenlenmesi kararını çıkarttı. Ancak Anayasa Mahkemesi meclisin bu kararını iptal edince, Uribe'nin üçüncü kez başkanlık yapma hayalleri de sona ermiş oldu. Uribe 2006 yılında ikinci kere seçime katılabilmek için benzeri bir hamle yapmış ve bunda başarılı olarak anayasada değişiklik yapılmasını sağlamıştı.

2002 yılına dek Kolombiya siyaseti, ülkenin iki büyük partisi olan Kolombiya Liberal Partisi ile Kolombiya Muhafazakar Partisi'nin egemenliğindeydi. Liberal Parti'nin üyesi olan Uribe, bu partiden başkan adayı olmak istedi. Ancak parti Horacio Serpa'yı başkanlığa aday gösterince Uribe yeni bir parti kurdu ve seçimlere bu partinin adayı olarak girdi.

Seçimleri kazandıktan sonra, 2003 yılında “demokratik güvenlik politikası” adını verdiği politikayı yürürlüğe koydu. Faşizan ögeler içeren bu politikanın temelinde, devletin güvenlik alanındaki denetimini artırmak amacıyla özgürlüklerin kısıtlanması yatıyordu. Politikanın görünürdeki söylemi, ülkede süregiden şiddeti azaltmak için devletin daha fazla ağırlığını hissettirmesine dayanıyor, “terörle mücadele” ile “uyuşturucu ticaretine karşı mücadele” halkın güvenliğini sağlamak amacıyla yürütüldükleri savlanarak aynı kefeye konuyordu.

Aslında demokratik güvenlik isimli politikanın temel amacı, kıtada esmeye başlayan sol rüzgarların Kolombiya'yı da etkisi altına almasını engellemekten başka bir şey değildi. Ülkede uzun bir süredir silahlı mücadele yürüten, bazı bölgeleri denetimleri altında tutan ve oldukça önemli bir toplumsal desteğe sahip olan, başta FARC ve ELN olmak üzere çeşitli devrimci örgütler bulunuyordu. Sol rüzgarların bu örgütleri iktidara yaklaştırmasından korkan Kolombiya burjuvazisi, ABD'nin de büyük desteği ile Uribe'nin politikasına destek verdi.

Aslında bu politika, Uribe'den önceki başkan Andrés Pastrana döneminde yürürlüğe konan ABD'nin Kolombiya Planı'nın uzantısı niteliğinde. Kolombiya Planı özetle, devrimci örgütlerin denetimindeki bölgelere askeri müdahaleyi, “uyuşturucuya karşı savaş” politikasının bir parçası olarak yürütülmesini öngören askeri strateji olarak tanımlanabilir. Uribe'nin demokratik güvenlik politikası Kolombiya Planı'nı, askeri düzeyden toplumsal düzeye taşıması ile ayırt ediliyor. Uribe, “toplumun güvenliğini” sağlamak için toplumsal desteğe başvurarak, bunu belirli bir düzeyde sağlamayı başardı.

Uyguladığı faşizan popülist politikalar ülkede yerleşik bir siyasi çizgi ortaya çıkmasına yol açtı. Uribizm olarak anılan çizgi, çeşitli siyasi partiler tarafından temsil ediliyor. Uribe'yi değişik siyasi partiler ve çeşitli kişiler destekliyor.

Uribe'nin asıl destekçisi ise hiç kuşkusuz ABD. Kolombiya Planı'nı çok sadık biçimde sahiplenen ve bunun için uygun bir toplumsal zemin yaratan Uribe, ABD ile işbirliğini çok ileriye taşıdı. Geçtiğimiz yıl, ABD'nin Güney Amerika'ya dönük son derece önemli askeri hamlesine aracılık etti. Yapılan bir anlaşma ile ABD bu ülkede, istediğinde, başta Venezuela olmak üzere kıtadaki sol iktidarlara karşı kullanabileceği yedi adet askeri üssün sahibi oldu.

Uribe ayrıca uluslararası düzlemde de aktif bir politika izleyerek, Chavez'in başını çektiği Latin Amerika sol çizgisinin karşısına, sağ çizginin önderi olarak yerleşti.

Uribe'nin sekiz yıl içerisinde yarattığı siyasal çizginin ve bunun ülke siyasetine yansımalarının, siyaseti uzunca bir süreliğine belirlediğini söylemek mümkün. 2002'ye kadar yaşanan sokak şiddetinin yok olmamakla birlikte önemli ölçüde azalması, faşist paramiliter grupların yarattığı terörün önlenmesi ya da regüle edilmesi, halkı bu çizgiyi desteklemeye sevk etmiş durumda. Yeni başkan adayları da bunu göz önüne almama şansına sahip değiller.

Başkanlık seçiminde yarışan ve siyasi yelpazenin çeşitli kesimlerinde yer alan önemli adayların tamamı Uribe'nin politikalarını, genel hatlarıyla sürdüreceklerini belirttiler.

Uribe'nin doğrudan izleyicisi olan eski savunma bakanı Juan Manuel Santos anketlerde birinci sırada görünüyor. Santos güvenlik politikasının yeni tehditlere de uyarlanması, yani genişletilmesi gerektiğini düşünüyor. FARC'la ormanlarda savaşan özel ordu birimlerine benzer biçimde, kentlerdeki suç örgütlerine karşı savaşacak özel polis birimleri kurulması gerektiğini savunuyor. Diğer bir güçlü aday olan Muhafazakar Parti'nin adayı Neomí Sanín, yeni bir yurttaş güvenliği bakanlığı kurulacağı sözünü veriyor. Merkez soldaki birleşmenin ürünü olan Yeşil Parti'nin adayı olan ve son haftalarda Santos'u zorlayabilecek gibi görünen ve hatta ikinci turda galip gelme olasılığı güçlü olan eski Bogotá belediye başkanı Antanas Mockus ise Uribe'nin FARC ile mücadelede sergilediği enerjinin aynısını bütün yasadışı gruplarla mücadele etmekte sergileyeceği vaadinde bulunuyor.

Kısacası, Uribe gidiyor, ama Uribe rejimi ya da Uribizm iş başında kalıyor.

Murat Akad