15. Küba ile Dayanışma için Avrupa Toplantısı

Avrupa'nın çeşitli ülkelerindeki Küba ile dayanışma amacıyla faaliyet gösteren örgütlerin iki yılda bir düzenlediği toplantıların 15.si Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da, 15-16 Mayıs tarihlerinde düzenlendi.
Cuma, 21 Mayıs 2010 03:56

Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü'nün öncülüğünde yürütülen toplantıya Bulgaristan-Küba Dayanışma Derneği'nin ev sahipliği yaptı. Toplantıya 24 ülkeden delegeler katıldı. Türkiye'den José Martí Küba Dostluk Derneği de toplantıda temsil edildi.

Toplantının ana temalarını Küba'ya karşı son aylarda yürütülen haksız kampanya ve Küba Beşlisi oluşturdu. Küba ile dayanışma amacıyla Avrupa çapında daha koordineli çalışmalar yürütülmesi, Avrupa Birliği'nin Küba karşıtı kampanyadaki rolünün üzerine gidilmesi gibi konularda kararlar alındı.

Toplantının konukları arasında Che Guevara'nın kızı Dr. Aleida Guevara ve Küba Beşlisi'nden Ramon Labañino'nun eşi Elisabeth Palmeiro da bulunuyordu.

16. Küba ile Dayanışma için Avrupa Toplantısı 2012 yılında Almanya'da yapılacak.

Sofya'daki toplantının sonuç bildirgesi ise şöyle:

Küba Devrimi'nden bu yana geçen 51 yılda insani değerler, kayda değer başarılar ve Küba'nın Kuzey Amerika'daki imparatorluktan bağımsızlığını kazanması açısından büyük kazanımlar elde edilmiştir.

Yoksul bir ülke olan, ekonomik ve finansal abluka altında sınırlı kaynaklarla ve ABD'den kendisine yönelen sayısız derecede saldırganlık örneği ile karşı karşıya yaşayan Küba, başarılarını korumayı ve bunları pek çok üçüncü dünya ülkesi ile paylaşmayı becermiştir. En son örnek Haiti'dir. Bu ülkede 1200'ün üzerinde Kübalı doktor bulunmaktadır. Küba, Haiti halkına en fazla ilgi gösteren ülke olmuştur. Sayıları 50.000'in üzerinde olan ve 97 ülkede çalışmış olan Kübalıları unutmamalıyız. Üçüncü dünyadan 27.000 genç insanın Küba'da ücretsiz üniversite eğitimi gördüğünü, 4,7 milyon insanın Küba'nın geliştirdiği “evet yapabilirim” isimli yöntemi kullanarak okuma yazma öğrendiğini, Küba'nın 1.600.000 görme özürlü insana ücretsiz göz tedavisi uyguladığını, dünyanın en yoksul ülkelerindeki 12 milyon çocuğun aşılandığını ve başka pek çok örneği unutmamalıyız.

Bu nedenlerden ötürü, Küba Devrimi ile dayanışma ve devrimi destekleme, adalet, insanlığın korunması ve daha iyi bir dünya için mücadele etme eylemidir.

Bugün Obama yönetimi Küba'ya karşı yıllardır uygulanan saldırgan siyaseti sürdürmektedir. Düşmanla ticaret yapma konulu yasayı onaylamıştır, adada ve ada dışında paralı askerler beslemektedir, Posada Carriles, Orlando Bosch gibi yeminli teröristleri desteklemektedir, adaya karşı yürütülen medya saldırganlığını desteklemektedir, Küba ile ticaret yapan firmaları cezalandırmaktadır, Küba halkına karşı girişilen terörist saldırıları önlemek için çalışan 5 Kübalı Kahramanı hapiste tutmaktadır. Kısacası önceki yönetimlerin saldırgan politikaları hâlâ yürürlüktedir, yalnızca dışa dönük yüzü değişmiştir.

Anlaşılması güç ve iki yüzlü davranan Avrupa Birliği, ortak Avrupa konumu adı altnda Küba'ya yaptırımlar uygulamaya başlamıştır böylece ABD'nin baskısına boyun eğmiş ve ABD yönetiminin çıkarlarına karşı zafiyet sergilemiş ve bunlara tabi olmuştur.

11 Mart 2010'da Avrupa Parlamentosu, adi bir suç için ceza almış olan, ancak “muhalif” ilan edilen bir mahkumun ölümü nedeniyle Küba'yı kınadı. Avrupa Parlamentosu Küba'nın, “değişmesini” talep etmiş ve ülkeye adeta bir sömürge imişçesine kendi görüşünü dayatmıştır.

Bu, içişlerine müdahaledir. Avrupa Parlamentosu ABD'de her yıl gerçekleşen ve aralarında çocukların ve zihinsel engellilerinde bulunduğu onlarca kişinin idam edildiğini görmezden gelmektedir. Avrupa Birliği, İsrail'in Filistin halkı üzerinde uyguladığı soykırım, Batı Sahra'nın Fas tarafından ilhak edilmesi, Kolombiya'daki toplu mezarlar, Honduras'taki darbe ve izleyen katliam ve Küba'ya yönelik ABD ablukası ve terörist faaliyetleri hakkında sessizliğini korumaktadır.

Bu Avrupa Birliği kendisini, Küba'ya karşı, yalanlar, manipülasyon ve yanlış bilgi üzerine kurulmuş olan bir medya kampanyası yürütmeye ve böylece medyadaki günlük iki yüzlülüğün her şeyi gerçekmiş gibi göstermesini sağlamaya zorunlu hissetmektedir. Aynı Avrupa'da, halklar kapitalizmin krizinin faturasını ödemekte, öte yandan Latin Amerika'da, insanlık için bir alternatif oluşturmaktadır.

Bu nedenle, 51 yıldır uzun bir süredir dünyanın en büyük askeri gücü ile karşı karşıya olan bu küçük ancak cesur Karayip adası ile dayanışma amacıyla düzenlenen bu toplantıya katılan biz Küba dostları Avrupa Birliği'nin Küba'yı kınamak için ahlaki meşruiyetinin olmadığını ilan ediyor ve aşağıdakileri talep ediyoruz:

1.ABD'nin Küba üzerinde uyguladığı ve ölümcül sonuçları olan ve BM tarafından 18 kez kınanan ablukanın kaldırılması.
2.AB'nin Küba'ya karşı ortak duruşunun iptal edilmesi ve acımasız lekeleme kampanyasına son verilmesi. Avrupa ülkelerinin hükümetlerinin medya saldırganlığını sona erdirmesini ve egemen ülkeler arasında karşılıklı saygıya dayalı ilişkilerin yeniden tesis edilmesini talep ediyoruz.
3.Küba halkına yönelik terörist faaliyetleri engellemeye çalışan ve ABD'deki hapishanelerde tutsak olan Beş Kübalı Kahramanın hemen salıverilmeleri. Ayrıca hapisteki eşleri olan René ve Gerardo'yu ziyaret etmeleri vize verilmeyerek engellenen Olga Salanueva ve Adriana Pérez'e vize verilmesi.
4.ABD'nin, bir deniz üssü ve uluslararası toplama kampı olarak kullandığı ve Obama'nın söz vermesine karşın halen kapatılmayan işgal altındaki Guantanamo toprağının Küba'ya geri verilmesi.
5.ABD'nin adada ve ada dışında teröristleri ve paralı askerleri finanse etmeye son vermesi.
6.ABD'de yaşayan yeminli teröristler olan Posada Carriles ve Orlando Bosch'un iade edilmeleri ve ceza almaları.

Gerçek bir onur, egemenlik, toplumsal adalet ve sürdürülebilir gelişme örneği olan Küba Devrimi'ni destekliyoruz. Devrimci Küba yönetimini Küba halkının yasal temsilcisi olarak destekliyoruz. Latin Amerika halklarının egemenlik mücadelesini, gerçek bağımsızlığı yaratan Bolivarcı değişim süreçlerini ve adil bir ülkeler arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel değişim projesi olan ALBA'yı destekliyoruz.

16 Mayıs 2010, Sofya