14 sonuçtan 1 - 14 arası gösteriliyor
Çarşamba, 18 Mayıs 2016 01:15
Aydemir Güler

Geçtiğimiz günlerde Bangladeş AKP’li yıllarımızda ikinci kez gündeme girdi. İlki 2012 sonuydu. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cemaat-i İslami liderlerinden Ghulam Azzam hakkında alınan idam kararının uygulanmamasını istemişti. Dakka “içişlerimize karışmayın” dedi. AKP konuştuğuyla kaldı, diyebiliriz.

Salı, 03 Mayıs 2016 01:30
Özgür Şen

Türkiye'de yıllarca gericiliğin sembolü olarak sakallı, takkeli erkekler, kara çarşaf içinde hiçbir yeri görünmeyen kadınlar kullanıldı. Haksız bir yakıştırma hiç değildi. Ne kara çarşaf masumdu, ne de herkesin bildiği o malum kıyafetle gezen erkekler... Ancak sorun gericiliğin, İslamcılığın ve hatta şeriatçılığın bu insanlarla sınırlı bir akım olarak görülmesiydi.

Salı, 17 Mayıs 2016 01:15
Nevzat Evrim Önal

Şahsen tanıma fırsatım olmadı Türkan Hoca’yı. Sadece bir kez, bir başka pırıl pırıl aydınlanma kadınının, sevgili hocam Türkel Minibaş’ın cenazesinde gördüm. Üç ay sonra o da aramızdan ayrılacaktı. On yedi yıldır kanserle mücadele ediyordu ve herkes sağlığının iyi olmadığını biliyordu. Geldiğinde “Türkan Saylan geldi” diye, saygılı ama şaşkınlık belirten fısıldaşmalar olmuştu.

Çarşamba, 11 Mayıs 2016 08:00
Aydemir Güler

Sol Haziran Direnişinde önderlik yeteneği gösteremedi, kendiliğinden halk hareketinden örgütlü bir direnişe sıçrayamadı. Türkiye’nin sahne olduğu o benzersiz dalganın geri çekilmesinin özet nedeni budur. Örgütlü halk için dillendirilen sloganın tersi de doğrudur. Örgütsüz halk yenilmeye mahkumdur.

Sadece halk değil. Halkı örgütleyemeyen sol ise tasfiye basıncına direnemedi.

Pazartesi, 09 Mayıs 2016 01:00
Osman Çutsay

Şunu sorabiliriz: Bir anda kenara itileveren Başbakan Davutoğlu’nun acaba Batı’da hiç mi karşılığı yok? Ya da bağlantısı yok? Yani bu bilim dışı “küçük üniversite memurunun” veya cahil imam türevinin, bir politikacı olarak AB’de hiçbir korumasının bulunmadığı iddia edilebilir mi? “Koruması” dediysek: Ona bir biçimde yatırım yapmış olan çevrelerden söz ediyoruz.

Salı, 31 Mayıs 2016 01:00
Nevzat Evrim Önal

Başlarken not: Bu yazı, Murat Uyurkulak’ın son kitabı Merhume’nin bir eleştirisi olarak okunabilir; değildir.

Pazartesi, 23 Mayıs 2016 01:00
İlker Belek

Ne değişecek?

Erdoğan ülkeyi zaten başkan olarak yönetmiyor mu? Evet.

Davutoğlu’nu getiren, götüren, Binali’yi atayan, AKP kongresini hazır ola diken O değil mi? Evet.

Hükümeti kim idare ediyor? Erdoğan.

O halde başkan ya da partili cumhurbaşkanı olduğunda ne değişecek?

Bir ara formül

Perşembe, 05 Mayıs 2016 01:00
Ahmet Çınar

Bir imam hatip okuluna teslim edildiğimde tam 11 yaşımdaydım. Kimse sormamıştı bana hangi okula gitmek istediğimi. Tam 7 yıl… Sistemli olarak her gün, her derste, her fırsatta –sonradan öğrendiğim- ne kadar ilerici, aydınlanmacı, bilimsel, laik değer varsa hepsine küfrediliyor, bu değerlerin tamamı aşağılanıyor, müslümanların zulüm gördüğü, ezildiği, mağdur edildiği propagandası yapılıyordu.

Pazar, 29 Mayıs 2016 08:30
Özkan Öztaş

İlkokul sıralarında hayatımın en tuhaf anılarını biriktirmiş olabilirim. Bugün bakınca, dönüp hatırlayınca düşünüp düşünüp gülüyorum.

Perşembe, 26 Mayıs 2016 01:00
Ahmet Çınar

“Yüzde 99’u müslüman olan bir ülkede…”

“İmam hatiplerin kapatılması cumhuriyet tarihinin en yanlış noktalarından biridir…”

Bu sözleri kim söylemiş olabilir?

Tayyip Erdoğan mı?

Kemal Kılıçdaroğlu mu?

Hayır hayır… Türkiye Cumhuriyetinin 26’ncı Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ.

Salı, 03 Mayıs 2016 01:45
Oğuz Oyan

Entellektüel kapasitesi sınırlı ama gericilik kapasitesi sınırsız bir avuç radikal İslamcı, uygun iç ve dış koşullar eşliğinde, merkez sağ seçmeni de arkasına alarak, Cumhuriyeti ele geçirme ve dinci bir rejime dönüştürme misyonlarında bir hayli mesafe aldılar.  

Pazar, 01 Mayıs 2016 23:30
Osman Çutsay

Bizi ilgilendirmemesi mümkün değil. Türkiye, Almanya için çoktan bir iç politika unsuruna dönüşmüştür madem, her gelişmeyi iki yüzüyle düşünmek zorundayız. Berlin’de yaşananlar, biraz da bizim hikâyemizdir.

Cuma, 27 Mayıs 2016 01:45
Mesut Odman

Buna benzer bir yazıyı ne zamandır aklımdan geçiriyordum. Bizim Orhan Gökdemir’in 24 Mayıs Salı günkü yazısını okuyunca, biraz daha kışkırtılmış oldum ve artık zamanı gelmiş sayılır dedim.

Önce, o yazının yazarına ilişkin birkaç söz.

Salı, 17 Mayıs 2016 01:30
Orhan Gökdemir

1990’lı yılların başı; Zamanın etkili haftalık haber dergilerinden birinde muhabirim. Tuhaf bir haberi araştırıyorum. İddia o ki, Almanya istihbaratı Diyanet İşleri’ne bağlı “DİTİB” adlı bir kuruluşa “MİT tarafından kullanıldığı” iddiasıyla baskın düzenlemiş.