30 sonuçtan 16 - 30 arası gösteriliyor
Cuma, 18 Haziran 2010 10:30
Yurdakul Er

Hafta başında falan yinelenmiş, sözde "açıklanmış" oldu. Övündüler ve "sirkatin söyler" bir rolü nasıl iştahla üstlendiklerine bir kez daha tanık olduk. Ülkeyi haraç mezat satmışlar ve daha da satmaya kararlılar. Özelleştirmeden söz ediyoruz.

Cuma, 11 Haziran 2010 10:48
Yurdakul Er

Öğrenmek, sürekli yinelemelere dayanıyor. Tekrarlayarak öğreniyoruz. O zaman soralım: Türkiye'deki oligarşi, bu kadar sık tekrarladıktan sonra, artık yönetmeyi öğrenmemiş sayılabilir mi? Yoksa haksızlık mı ediyoruz "laik burjuvazi"den iktidarı görece yumuşak bir iç savaşla devralmış görünen "badem bıyıklı imam tüccarlar" takımına?

Cuma, 07 Mayıs 2010 10:30
Yurdakul Er

Solun yenilgileri, öyle bir çırpıda unutulacak tarihsel olaylar değildir. Tortusunu, hatta kirini, modern zamanların sınıf hareketi üzerine ister istemez yığar. Bundan kaçınılamıyor. Dolayısıyla, yenilgi sonrası kuşaklar, devrimci mücadelelerinde bir de geçmişin bu ağır dezavantajıyla “güreşmek” zorunda kalıyorlar.

Cuma, 14 Mayıs 2010 10:30
Yurdakul Er

Komşularımızın sayısı çok. Dertleri de çok. Oralarda pişenlerden bizim payımıza da epey bir şey düşeceği, malumumuz. Eh, komşuda pişer, bize de düşer. Ama bu düşenler veya düşecek olanlar, hiç öyle iç açıcı şeyler değil.

Cuma, 21 Mayıs 2010 10:30
Yurdakul Er

Böyle bu iş. Birilerinin, bazen farkını hatırlatmak için söylemesi gerekiyor. Eh, o birileri de galiba biz oluyoruz: Kapitalizmin kitle ve birey ruhu bir mutlak egemenlik tanımı değildir elbette, ama özellikle yeni ortaçağımızda, toplumu taşıyan her kurumsallıkta, bu zihniyet resmen önü çekmektedir.

Cuma, 28 Mayıs 2010 10:30
Yurdakul Er

Friedrich Engels, Alman tarihindeki mülkiyet biçimlerini ve büyük toprak sahipliğinin oluşumunu incelerken, "tarihin alışılmış ironisiyle" diyordu. Acı bir şeydi ve söylemek istediği galiba şuydu: Tarihsel müdahalelerin aktörleri, eylemleriyle, başlangıçtaki hesaplarının veya niyetlerinin tam tersi sonuçları tetikleyebiliyordu.

Cuma, 30 Nisan 2010 10:29
Yurdakul Er

Türkiye oligarşisinin önüne attığı kemiklerle epey semiren bir “medyatör”, isteyen gazeteci de diyebilir, geçmiş zaman, TCK’daki şu meşhur 141 ve 142’nci maddeler, 1991’de galiba, 163 ile birlikte kaldırıldığında, muhtemelen eski solcu arkadaşlarına hitaben, “Kalktı işte komünizm yasağı, kurun partinizi, daha ne istiyorsunuz?” mealinde yazılar yazmış, Özal’la gelen özgürlüğü övmüştü.

Cuma, 09 Nisan 2010 10:30
Yurdakul Er

Toplumun önüne bir deli gömleği daha koydular, şimdi onaylamasını istiyorlar. Anayasaymış! Peki, bakarız. Ama derdimiz başkadır biz meramımızı baştan söyleyelim, sonunda da yineleriz: Sol bir cumhuriyet kongresi daha fazla zaman isteyebilir, anlarız, ama bu şike anayasa çekişmeleri ortamında, solumuz kendi anayasa anlayışını toplumun önüne bir konferansla hiç değilse tasarı olarak getirebilir.

Cuma, 02 Nisan 2010 10:30
Yurdakul Er

Tepkilerimiz oluyor. Eh, malum, bize de tepkiler var. Bunları görüyor, okuyor ve kayda geçiriyoruz. Peki, bundan zevk mi alıyoruz?

Cuma, 12 Mart 2010 09:30
Yurdakul Er

Galiba bir şeye çok güveniyorlar: Bu toplumu paramparça ettiklerinden eminler. Yeterince atomize olmuş bir sürünün, ekran önünden kendini koparıp en fazla bir camiye atabilecek kadar gücü kaldığı anlaşılan bu tuhaf kalabalığın, artık dirençle falan bir ilgisinin olamayacağını düşünüyorlar.

Egemen sınıflarımız böyle.

Cuma, 19 Şubat 2010 09:30
Yurdakul Er

Kapitalizmin “ahir zaman dini” demokrasi, anlaşılan, işlevini her hal ve şartta yerine getirecek. Kararlı olduğu kesin de, muktedir olup olmadığı elbette bir sorudur. Ama bu dinin, tüm varyasyonlarıyla iç irtibatını sağlayan ortak paydası “piyasa” denilen kan içici hayvan olduğu için, bu iş çok zor da değil.

Cuma, 05 Şubat 2010 09:30
Yurdakul Er

Belki Franz Kafka ve ünlü Gregor Samsa’sından hareketle, ama bu kez tam tersi bir “dönüşüm”ü düşünmek, artık yeni -veya en azından daha farklı- bir coğrafyada yaşadığımızı “vehmetmek” bizi doğruya taşır. Elbette, sorabiliriz.

Cuma, 26 Şubat 2010 09:13
Yurdakul Er

Eğer bazı tanımlar üzerinde anlaşabilirsek, doğrudur, Türkiye gerçekten de artık “islamofaşizm” yolundadır. Bu saptamaya pek büyük bir itirazımız olamaz. Yeni bir rejime açılıyoruz.

Cuma, 29 Ocak 2010 09:30
Yurdakul Er

Türkiye işçi sınıfı derin bir dönüşümün eşiğinde olduğu yolunda sinyaller gönderiyor. Bunu, bu kadarıyla bile, Tekel işçilerine borçluyuz. Çıkışlarında, kendileri dahil, tüm toplumu sarsacak bir şiddet yatıyor. AkParti-AsParti koalisyonundaki son göstermelik sürtüşmeleri (“Balyoz Harekatı”) bir yana bırakalım, bunlar bir başka huzursuzluğun sonucu...

Cuma, 01 Ocak 2010 09:21
Yurdakul Er

Yıl bitti. Yol, yeni başlıyor. 2010’dayız.

Pages