22 sonuçtan 1 - 15 arası gösteriliyor
Cuma, 29 Ocak 2010 14:20
Kemal Okuyan

“Türkiye nereye gidiyor”, bugün daha çok “siyaset”in konusudur. Sosyolojik değerlendirmelerin işaret ettiklerine fazla güvenmek olmaz, en sıkıntılısı, nicel büyüklüklerle nitel yargıların iç içe geçtiği saha araştırmalarından sonuç çıkarmaya kalkmaktır.

Çarşamba, 20 Ocak 2010 09:30
Aydemir Güler

Son birkaç yıldır işçi sınıfının konumu ve mücadelesi hakkında verili sol düşünsel ve politik çerçeveyi geliştirmek üzere çaba göstermenin herhangi bir cazibesi olmamıştır. Bunu itiraf etmeliyiz ve kendimizi anlamalıyız.

Salı, 05 Ocak 2010 09:30
Orhan Aydın

Dönüp bakın akan zamana, yaşamlarının en güzel yıllarını demir parmaklıklar ardında geçirmek zorunda bırakılan nice yaratıcımızla karşılaşırsınız.

Bu insanlığın içerden dışarıya seslenen çığlıkları, içimizde kök saldı, yeşerdi büyüdü.

Kimileri şiir oldu başucumuzda, kimileri şarkı, kimileri resim, kimileri öykü, roman, film, oyun.

Perşembe, 07 Ocak 2010 15:40
Kemal Okuyan

“Devrim” diyen de var, “karşı devrim” diyen de. Ülkede olağanüstü gelişmeler yaşandığında herkes birleşiyor. Çok değil bir yıl önce “abartmayın” diyenlere rastlardık, neyse ki fazla inat etmediler ve onlar da teşhis koyma derdine düştüler. Biz ise “felaketin eşiği” dedik, “Amerikancı büyük dönüşüm” dedik, “Yeni Osmanlı” dedik.

Salı, 19 Ocak 2010 09:30
Fatih Yaşlı

Ne kadar çok elimiz varmış meğer/ İlkin, senin elinle tutuşan benimki/ Sonra çocuklarınki/ Gençlerinki/ Tekel işçilerininki/ Sonra, ellerin elleri.../ Ne kadar çok elimiz oldu, baksana/ Tutuşa tutuşa/ Bir orman yangını gibi
Can Yücel

Cuma, 29 Ocak 2010 09:30
Yurdakul Er

Türkiye işçi sınıfı derin bir dönüşümün eşiğinde olduğu yolunda sinyaller gönderiyor. Bunu, bu kadarıyla bile, Tekel işçilerine borçluyuz. Çıkışlarında, kendileri dahil, tüm toplumu sarsacak bir şiddet yatıyor. AkParti-AsParti koalisyonundaki son göstermelik sürtüşmeleri (“Balyoz Harekatı”) bir yana bırakalım, bunlar bir başka huzursuzluğun sonucu...

Pazar, 24 Ocak 2010 09:08
Mesut Odman

Toplumsal mücadelede işlerin pek de iyi gitmediği seyrek görülmüş durumlardan değildir. Hatta, pek de iyi gitmemek bir yana, düpedüz kötü gittiği durumlar ya da dönemler için de seyrek nitelemesi uygun düşmez.

Pazar, 17 Ocak 2010 09:30
Mesut Odman

Bir öykünme bu başlık o kitabı bilenler hatırlamışlardır. Onun için yazılanların bir bölümünü derleyen bir kitaptı orada “yazdık” demişlerdi. ( Zühtü Bayar, Günel Altıntaş, Yazdık Nâzım Nâzım Diye, Soyut Yayınları, Mayıs 1974.) Ben de aynı sözcüğü kullanabilirdim. Ama hem değişik olsun diye, hem de bizim yaptığımız işe daha uygun olduğunu düşünerek böyle yazdım.

Salı, 26 Ocak 2010 09:30
Orhan Aydın

Dünden bugüne yaşam renklerini yitirerek geliyor.

Sıcak merhabalarla hayatınızda yer etmiş birçok dost, bir başka sabah, hazan yaprağı gibi salına salına süzülüp gidiyor.

Öyle bakakalıyorsunuz.

Ölüm kalleş. Yüreğinizin taaa orta yerine saplanıyor.

Çarşamba, 13 Ocak 2010 10:00
Nihat Behram

Unutkanlık sığınağı, anımsamanın tehlike arz ettiği durumlarda işe yarıyor. Sığınaktakini, anımsama bombardımanından koruyor. Eh, bu sığınak, halkın hafızasına inşa edildiği zaman, yani açık ifadesiyle halk anımsamaz kılındığı, ahmaklaştırıldığı zaman, zalime, hırsıza, arsıza gel keyfim gel!

Cuma, 01 Ocak 2010 09:21
Yurdakul Er

Yıl bitti. Yol, yeni başlıyor. 2010’dayız.

Salı, 19 Ocak 2010 09:30
Özgür Şen

Bu memleketi kim yönetiyor? Israrla gündeme gelen bir soru bu. Yanıtlanması marksistler açısından fazlasıyla kolay olan bir sorunun tuzaklar içermesi de kaçınılmaz oluyor. Fazlasıyla aleni yanıtları anlatmakta zorlanıyoruz.

Salı, 26 Ocak 2010 09:30
Fatih Yaşlı

General Pinochet yönetimindeki Şili Ordusu, başkanlık sarayını basıp seçilmiş sosyalist başkan Allende’yi öldürerek yönetime el koyduğunda tarihler 11 Eylül 1973’ü gösteriyordu. Darbenin ardından, Pinochet yönetimindeki Şili neoliberalizmin bir laboratuarı haline geldi.

Pazar, 03 Ocak 2010 23:54
Kemal Okuyan

1. Türkiye, 2010 yılına hâlâ çok kabaca bir tarafında AKP’nin, diğer tarafında askerin konumlandığı bir siyasal eksende yaşanan gerilimlerin belirleyiciliğinde girdi. Bunu hiç istemeyenler dahil, bütün siyasal aktörler kısa sayılmayacak bir süredir bu eksen üzerinde fotoğraf vermekte.

Salı, 12 Ocak 2010 12:08
Kemal Okuyan

Bir süredir Türkiye’nin “sınır güvenliği”nin TSK’dan alınıp içişleri bakanlığına bağlı özel statülü bir yapılanmaya devredileceği yönünde haberler yer alıyor basında. Kimi kaynaklar bu özel gücün ilk aşamada 50 bin kişilik bir personelle işe başlayacağını, zaman içinde bu sayının birkaç katına çıkacağını belirtiyorlar.

Pages