15 sonuçtan 1 - 15 arası gösteriliyor
Pazar, 27 Aralık 2009 09:30
Mesut Odman

Böyle bir yazıyı aklıma getiren, burada Cuma günleri okuduğumuz dostlarımızdan Mustafa Kemal Erdemol’un bu haftaki yazısıdır. En başta bunu belirtmiş olayım.

Okuyanlar, hatırlayacaklardır. Okumamış olanlar için de hemen bulup okuma kolaylığı var. Ama benim yazmamı kışkırtan satırları buraya aktarmak hem usuldendir hem de okurlar için ek bir kolaylık olacak:

Pazar, 13 Aralık 2009 09:30
Mesut Odman

Bu kapatma kararının, kuşkusuz en önemli değil, ama hemen ve kolayca söylenebilecek özelliklerinden biri, beklenmekte oluşuydu herhalde.

Pazar, 29 Kasım 2009 09:30
Mesut Odman

Kendilerine sosyalist dedikleri halde, dünyada sosyalizmin hiç gerçekleşmediğini, yirminci yüzyılda bu adla ortaya çıkan gerçekleşmelerin sosyalizmin karikatürü, çarpıtılmışı, bozulmuşu olduğunu düşünüp dile getirenlerin sayılarının az olmadığını biliyoruz.

Pazar, 15 Kasım 2009 13:47
Mesut Odman

Bizim bu yazıp çizme haberleşme ortamının resmi ya da teknik adı “portal” olmakla birlikte, ben bundan hiç hoşlanmıyorum, postal der gibi geliyor bir de şöyle esaslı bir günlük sol gazete aşağı yukarı kırk yıldır hayallerimiz içinde olduğu ve güncel geçerliliğine aldırmaksızın hep bu gerçekleşebilir hayali canlı tutanlar arasında yer aldığım için, soL gazetesi demeyi tercih ediyorum.

Pazar, 11 Ekim 2009 10:30
Mesut Odman

Böyle yazmanın, en azından ilk anda, bir tür züppelik olarak değilse eğer, bıkkınlık durumunun bir göstergesi olarak anlaşılabileceğinin farkındayım. Elbette, ikinci biçimde anlaşılmanın çok da dayanaksız olmadığını kabul etmek durumundayım.

Pazar, 23 Ağustos 2009 10:30
Mesut Odman

Doğrudur, gelmez ama bir koşulla: Tekrar edilen, yanlış olmayacak. Yanlışlar tekrarlanırsa, zararın en büyüğü gelir. Öğrenmenin vazgeçilmezlerinden biri tekrar olduğuna göre, yanlışlar öğrenilmiş olur, o yüzden.

Pazar, 30 Ağustos 2009 10:30
Mesut Odman

Yazı başlığı olarak değilse bile, bu saptamayı daha önce dillendirenler olmuştur mutlaka pek de yeni bir söz sayılmaz.

Pazar, 14 Haziran 2009 10:30
Mesut Odman

İnsanların anlayabilmeleri için görmeleri gerekir, diye bir inanış vardır. Bizim ülkemizde diye de ekleyelim ki, genellemeyi biraz daraltıp kabul edilebilirliğini biraz artırabilelim. Hatta, bizim millet ya da halkımız, denir, görmeden inanmaz. Bir halk için ne acımasız bir küçümseme!

Pazar, 07 Haziran 2009 10:30
Mesut Odman

Yıldönümüne göre düşünüldüğünde, gecikmiş bir yazı gerçekten. Geçen hafta ya da ondan önceki hafta yazılmalıydı. Gecikme için gösterebileceğim bir neden yok.

Pazar, 19 Nisan 2009 10:30
Mesut Odman

Öncekilerde benzer bir soru ortaya çıkmadıysa bile, on ikinci olarak sayılan dalganın böyle bir soruya yol açması doğaldır. Bu sorunun açtığı yolda biraz ilerlemekte sakınca yok.

Muhatapları üzerinde nasıl bir etki yarattığı ile başlanabilir.

Pazar, 26 Nisan 2009 10:30
Mesut Odman

O görüntüyü anlatmalıyım sadece. O kadarı yeter.

Pazar, 29 Mart 2009 09:30
Mesut Odman

Daha tam da geçip gitmiş sayılmaz gerçi. Sonuçlar üzerine olağanüstü derin tahliller attırılacaktır mutlaka. Metin Çulhaoğlu'nun kulakları çınlasın, "seçmenin, kimlere, hangi vurguyla, hangi mesajları" verdiğine ilişkin olarak akılları durduracak ayrıntıda yorumlar günlerce havada uçuşacak, ekranlara ve kâğıtlara dizilecektir.

Pazar, 22 Mart 2009 10:00
Mesut Odman

Bana sorulacak olursa, "Biraz da öyledir" derim.

Aslında bana sorulmuyor hatta kimseye sorulduğu falan yok da, Tiyatrocu Orhan Aydın'ın buradaki son yazısında yazdığı bir cümleden böyle bir soruyu ben çıkarıp kendime sorulmuş gibi yanıtladım.

Pazar, 15 Şubat 2009 10:00
Mesut Odman

Ruhbilimle bağlantılı, oradan kaynaklanan anlamıyla kullanmıyorum bu sözcüğü. Frenkçedeki "obsession" karşılığı olarak değil. Belki, o anlamından esintiler bulanlar da olabilecektir. Ama benim anlatmak istediğim şu: İnsanın zaman zaman, hatta sık sık aklına takılan konular ya da sorunlar vardır.

Pazar, 18 Ocak 2009 10:30
Mesut Odman

İnsanın aklını tutsak alan konulardan boğulduğu olur sık sık ve bunlardan kurtulmak için hayatın bütününe bakarak, oradan beslenerek, içine düştüğü "hayat denilen kavga"yı daha güçlü, daha umutlu sürdürebilmesini kolaylaştıracak tutamaklar arar.