19 sonuçtan 1 - 15 arası gösteriliyor
Cumartesi, 20 Kasım 2010 11:31
Çağrı Kınıkoğlu

“New York’ta Beş Minare” filmi geçen hafta gösterime girdi izleyici sayısı da milyonu geçti. 19 Kasım Cuma günkü soL’da okyanus ötesi göndermeli değerlendirmeyi okumuş olduğunuzu tahmin ediyorum. Okumayanların da okumalarında fayda var.

Biz diğer yazılar ve yazarlar, yazılmayanlar ve yazmayanlar üzerinde duralım.

Cumartesi, 16 Ekim 2010 13:00
Çağrı Kınıkoğlu

Başbakanın en sevdiği şeylerden biri, arkasındaki “millet” desteğini hatırlatmak. Bunu bazen övünmek, bazen aba altından sopa göstermek, ama daima güç ideolojisinin nimetlerinden faydalanmak için yapıyor.

Şu menhus ve meşum gazetenin referandum sonrası attığı manşeti de hatırlayanlar vardır:

“Halk yönetime el koydu”.

Cumartesi, 14 Ağustos 2010 14:00
Çağrı Kınıkoğlu

Komünistler, devrimciler, sosyalistler için en çok ileri sürülen eleştirilerden biri “negatiflik”tir, bu “eleştiri”yi çoğumuz gündelik hayatımızın çeşitli kesitlerinde almışızdır. Ailemiz, eş dost, iş arkadaşları, politik olarak ortaklaşmasak da bir arada yaşamak durumunda kaldığımız çevremizden…

Sanki hayata küstüğümüz için komünist olmuşuzdur.

Cumartesi, 17 Temmuz 2010 14:13
Çağrı Kınıkoğlu

Romanya’daki karşı-devrimden sonra (*) Romen sineması ciddi bir yıkıma uğramıştı. Romen sinema endüstrisi ciddi bir mali ve aslında en az mali başlık kadar önemli bir ideolojik krizle de boğuşmak durumunda kalmıştı. Kapanan çok sayıda salona ve filmsel üretimin fiilen baltalanmasına, Hollywood’un işgali de eklenmişti.

Cumartesi, 15 Mayıs 2010 10:30
Çağrı Kınıkoğlu

İngiltere’deki Marksist tarihçiler ekolünün önde gelen isimlerinden “eks-Marksist” Eric Hobsbawm, Devrim Çağı adlı kitabında, 1789 – 1848 döneminin çifte devrim yılları olduğunu ileri sürüyordu: Bir kanal Sanayi Devrimi’dir ve diğer kanal da Fransız Devrimi ile karakterize olduğu söylenebilecek burjuva devrimleridir.

Cumartesi, 08 Mayıs 2010 11:54
Çağrı Kınıkoğlu

Bugünden baktığımızda daha rahat görebiliyoruz:

Cumartesi, 06 Şubat 2010 09:30
Çağrı Kınıkoğlu

Şimdi sigara propagandası yapıyormuş gibi algılanmasın bu girişte söyleyeceklerim ama insanın Tekel işçileri için daha çok sigara içesi geliyor! Hoş, tütüncülük bitirilmek üzere memlekette ve özelleştirileli beri bu ülkede üretilen o menhus tüttürgeçin içindeki yerli tütün oranı giderek azalıyor ya, neyse… Hem bu mantık “tüketimden gelen güç” denen o saçmalığa kapı açar ki, evlerden uzak!

Cumartesi, 16 Ocak 2010 09:30
Çağrı Kınıkoğlu

Nâzım’a…

Cumartesi, 05 Aralık 2009 11:22
Çağrı Kınıkoğlu

Neymiş efendim: Sanatın işlevi tartışması, ortaokul kompozisyon tartışması konusuymuş. Sanat bireyden başlar, bireye hitap edermiş ve zaten böylece toplumsallaşırmış.

Şımarık filozoflar böyle söylüyor.

Arkalarına ABD emperyalizmini, siyasal iktidarı, sermaye desteğini alan 2009 model aydınlarımız, bol keseden üfürüyorlar.

Cumartesi, 05 Aralık 2009 09:30
Çağrı Kınıkoğlu

Neymiş efendim: Sanatın işlevi tartışması, ortaokul kompozisyon tartışması konusuymuş. Sanat bireyden başlar, bireye hitap edermiş ve zaten böylece toplumsallaşırmış.

Şımarık filozoflar böyle söylüyor.

Arkalarına ABD emperyalizmini, siyasal iktidarı, sermaye desteğini alan 2009 model aydınlarımız, bol keseden üfürüyorlar.

Cumartesi, 07 Kasım 2009 09:30
Çağrı Kınıkoğlu

İnsan düşünmeden edemiyor Berlin Duvarı’nın yıkılışının yıldönümünde sahne alan U2 grubunu görünce: “Bunlar mı açlık ve yoksulluk içinde kıvranan halklar için mücadele ediyorlar?”

soL dergisinde geçtiğimiz haftalarda çıkan yazılar (Murat Beşer ve Tolga Binbay yazmışlardı yanlış hatırlamıyorsam) U2 grubunun serüvenini ve ideolojik savruluşunu ortaya koymuşlardı, buna girmeyeceğim…

Cumartesi, 29 Ağustos 2009 10:30
Çağrı Kınıkoğlu

Yılmaz Güney 9 Eylül 1984’te geçirdiği ağır bir hastalık sonucu aramızdan ayrılmıştı.

Yirmi beş yıl oldu.

Çeyrek yüzyıl sonra, Güney’in mirasını bir kez daha gündeme getirmek pek çok açıdan önemli ve verimli. Sinema açısından, sanatlar açısından, aydın kimliği açısından, aydın sorumluluğu açısından…

“Açılım” açısından da!

Cumartesi, 27 Haziran 2009 10:30
Çağrı Kınıkoğlu

Nâzım, o güzelim "Tanya" şiirini nasıl yazdı?

Ya da "Karanlıkta Kar Yağıyor"u?

Zaman zaman aklıma düşüyor, "keşke" diyorum, "bir edebiyat tarihçisi çıksa da böyle bir araştırma yapsa..."

Nâzım'ın şiirleri bir yanda, diğer yanda o şiirlerin yazıldığı tarihlerin öncesi, sonrasıyla bir memleket ve dünya ahvali resmi çizilse...

Cumartesi, 09 Mayıs 2009 10:30
Çağrı Kınıkoğlu

Tülay Ergeldi, Zehra Sezgin ve Yaman Tarcan'ın anılarına, saygıyla...

Sine-Sen, Türkiye Sinema Emekçileri Sendikası, sansüre karşı 5 Kasım 1977'de Ankara'ya yapılan yürüyüşün ertesinde, 1978 yılında kuruldu ve dönemin DİSK'ine katıldı.

1977'deki yürüyüşü kamuoyuna şöyle duyurmuştu sinema emekçileri:

Cumartesi, 02 Mayıs 2009 10:30
Çağrı Kınıkoğlu

Geçtiğimiz hafta, bir film gösterimi ertesi söyleşisinde, izleyiciler arasındaki bir öğrenci kardeşimin, neden bu ülkenin sinemacılarının yakın tarihimizle ilgili filmler yapamadığı sorusunu ve "buna ihtiyacımız var" haykırışını aktarmıştım ve soruyu yanıtlamaya "topu 12 Eylül'e atarak kurtulamayız" diyerek başladığımı söyleyerek bitirmiştim.

Pages