13 sonuçtan 1 - 13 arası gösteriliyor
Pazar, 04 Mayıs 2014 14:29
Burak Gürbüz

Şu son zamanlarda biraz Peyami Safa okuduk. Özellikle milliyetçilik, devlet, din üzerine yazdığı siyasi yazılarıyla ilgilendik. İlgimizin asıl sebebi iki dünya savaşı arası onun Türkiye için aklındaki devlet anlayışı ile yine aynı dönemdeki Fransız liberallerinin yeni devlet arayışları arasında bir paralellik kurmak içindi. Fakat bu yazı o yazı değil.

Pazar, 18 Mayıs 2014 13:22
Burak Gürbüz

Burak Gürbüz

Pazar, 06 Nisan 2014 14:53
Burak Gürbüz

Türkiye’de iki ters algı var. İlki sermayenin Gezi gibi, 17 Aralık süreci gibi, toplumsal olaylara tepki verdiği algısıdır. İkinci ters algıysa 30 Mart seçimlerinden sonra AKP’nin oy kaybettiği algısıdır. Bu iki düşünce de bize göre yanlıştır. Sadece yanlış olmakla kalmayıp bu düşünceler aynı zamanda Türkiye’deki faşizmin sıradanlığını ve sürekliliğini de sağlıyor olmasıdır.

Pazartesi, 03 Mart 2014 15:13
Burak Gürbüz

Hepimiz artık ayyuka çıkmış gizli dinlenilmiş telefon kayıtlarını biliyoruz. Bu kasetlerin ilginç olmasının sebebi Türkiye’nin Başbakanının nereden geldiği belli olmayan yüklüce bir parayı evinde tuttuğunun ortaya çıkmasıdır. Üstelik 17 Aralık operasyonlarının hemen sonrasında bu paraları evinden çıkartmak istemektedir.

Pazar, 16 Mart 2014 13:37
Burak Gürbüz

Burak “Berkin” Gürbüz

Pazar, 06 Ekim 2013 16:42
Burak Gürbüz

Yetmez ama evetçiler, kendilerine bu sıfatı verenlere “AKP’ye muhalefet etmeyi kendilerine görev edinmişler” diye eleştiriyorlar. Bu sözde bir doğruluk payı var mı? Elbette var, çünkü ben dâhil, kimse daha AKP’nin yapmış olduğu bir düzenlemeyi beğenemedik. Neden? Çünkü AKP’nin sorunu en başta tutarsızlığıdır. Söylediği ile uyguladığının bir olmamasıdır.

Pazar, 02 Aralık 2012 10:51
Burak Gürbüz

Yazının başlığı olan yukarıdaki soruya, bugünkü neo-liberalizmin 30’lu yıllardaki Hayek, von Mises ile beraber en önemli düşünürü olan Louis Rougier, “hiçbir şey ifade etmiyor” diyor. Neden böyle bir şey söylüyor? Çünkü Rougier’ye göre liberal rejimlerin iki ayağından biri olan demokratik düzen, aynı zamanda liberalizmin düşmanlarının da güçlenmesine vesile olmaktadır.

Pazar, 08 Nisan 2012 12:07
Burak Gürbüz

Eski CİA istasyon şefi Fuller’in basında çıkan bir röportajında Türkiye’nin İslamlaşmasının kötü bir şey olmadığını ama Türkiye’nin bir sola ihtiyacı olduğunu” buyurdular. Türkiye’de çeşitli adla bir sürü sol parti vardır peki Fuller sol parti demekle neyi kastediyor? İlk olarak Fuller sadece sol parti değil etkili sol parti diyor.

Pazar, 06 Şubat 2011 12:03
Burak Gürbüz

Polemiği seven millet olarak yine Mısır ve Tunus olayları "devrim mi değil mi?" tartışmalarını alevlendirdi. “Tüm halk hareketlerini devrim diye nitelendirebilir miyiz?” diyenlere, “halkları mı küçümsüyorsun?” diye sordular. Bunu söyleyenler Cumhuriyet mitinglerine asker mitingi diye nitelendirip oradaki insanlara postal yalayıcısı diye aşağılayanlar değil miydi?

Pazar, 17 Mayıs 2009 10:30
Burak Gürbüz

Geçen hafta Bilge köyünde yaşanan vahşetin sorumlusunu Tarafgirler ve türevleri köy korucularına bağladılar. PKK'ya karşı silahlandırılmış olan siviller sorumlu tutuldular. Şimdi bu olguyu biraz inceleyelim. İlk önce koruculukla başlayalım. Koruculuk elbette kabul edilemez bir durum. Oradaki bir siyasi sorunu kimi sivilleri silahlandırarak çözüm üretmenin vahametini saymakla bitmez.

Pazar, 03 Mayıs 2009 10:30
Burak Gürbüz

Tarafgir liberallerin ve türevlerin asker düşmanı olduğunu bilmeyen yoktur. Zaten demokratik toplum yapısında askerin siyasi bir rolünün olmaması gerekir. Bu bağlamda asker dostu olmamak anlaşılabilir. Fakat bu zatlar şu sıralar polis dostudur.

Pazar, 05 Nisan 2009 10:30
Burak Gürbüz

Bundan bir ay evvel Üniversite Konseyleri Derneği e-posta grubunda akademik verimliliklerin nasıl belirlenebileceği ile ilgili bir tartışma vardı. Bu yazışmaların asıl amacı üniversitelerdeki istihdamla ilgili YÖK'ün aldığı son kararları tartışmaktı.

Çarşamba, 27 Ağustos 2008 11:39
Burak Gürbüz

Ergenekon soruşturması sürerken, rektörlük seçimleri darbesi yaşıyoruz. Kısacası Ergenekon devam ediyor. Akademisyenlerin seçtikleri rektörler YÖK'te tırpan yiyor, Cumhurbaşkanında başka bir tırpan daha yiyor. Bu ne demek oluyor? YÖK ve Cumhurbaşkanı öğretim üyelerinin oylarını dikkate almayıp kendi bildikleri adayı seçtirtiyorlar. Bunun adı darbe değil de ne?