7 sonuçtan 1 - 7 arası gösteriliyor
Cuma, 14 Kasım 2008 10:20
Yurdakul Er

Belki Türkiye solu değil, "eski Türkiye solu" veya aynı anlama gelmek üzere "Türkiye'nin eski solu" demek, daha doğrudur. Biz, şimdilik eski solumuz noktasında kalalım ve soralım: Eski ayları kırpıp kırpıp yıldız yaptıklarını biliyoruz peki ya eski solumuzu ne yapıyorlar? Onu da kırpıp kırpıp azgın demokratlar haline mi getiriyorlar?

Öyledir.

Perşembe, 27 Kasım 2008 09:50
Yurdakul Er

Kriz ve siyasetin iç içe geçtiği, birinin diğerinden ayrılamadığı, birinin diğerini tetiklediği veya düşürdüğü zamanlardayız. Krizin siyaset, siyasetin de kriz anlamına geldiği bir zamandır bu. Aydemir Güler, makaleleriyle geliştirmenin dışında, kitap halinde de uzun bir süredir "Son Kriz" çözümlemeleri sunuyor. Son krizdeyiz. Tamam.

Cuma, 07 Kasım 2008 10:20
Yurdakul Er

Kriz, Barack Obama'ya bir seçim hediyesi olmuştu. Artık ABD'nin ilk siyah cumhurbaşkanıdır. Krizin böyle cilveleri, "iyi yanları" oluyor işte. Bu arada Avrupa kamuoyunun arzusu da gerçekleşmiş bulunuyor. Bush'tan sonra, sadece Amerikan halkının değil, dünya halklarının da rahat bir nefes alacağına inanılıyor.

Olmayacak tabii. Rahat bir nefes alınamayacak. Türkiye de alamayacak.

Cuma, 17 Ekim 2008 11:00
Yurdakul Er

Bir dünya paldır küldür çöküyor. Sessiz sedasız da diyebiliriz Aslına bakılırsa, her şey tersinden 1989'u andırıyor, ama o zamanki büyük dönüşüme bugün tanık olamıyoruz.

Neden?

Cuma, 26 Eylül 2008 10:59
Yurdakul Er

Çok tuhaf bir zamana doğru yürüyoruz. Söylenen doğruların hiçbir anlamının kalmayacağı zamanlara.

Felaketin eşiğinde, hatta galiba artık biraz da içindeyiz, malum, böyle sınır boylarında kırmızı çizgilerin netliği kaybolur. Sürprizin biri bitmeden diğeri başlar.

Cuma, 22 Ağustos 2008 10:59
Yurdakul Er

NATO'nun, tokat yemesine rağmen, Rusya'nın nüfuz alanındaki Kafkasya'ya giriş yaptığını ve giderek yayıldığını görüyoruz. Görülmeyecek gibi de değil zaten, her şey ortada.

Cuma, 11 Temmuz 2008 11:00
Yurdakul Er

Artık geri dönülmez noktanın çok ötelerindeyiz. Her gelişme, felaketimizi bize biraz daha yaklaştırıyor. İçimizde ve dışımızda atılan her adımın büyük ve gürültülü çözülmeye daha da acımasız boyutlar kazandırdığını düşünmek, abartma olmayacaktır.

Neden?