69 sonuçtan 31 - 45 arası gösteriliyor
Salı, 19 Aralık 2017 00:30
Orhan Gökdemir

Ne tuhaf; geçen yüzyılın başında Suriye’yi işgal etmiş olan Fransızlar ülkeyi elinde tutmanın yolunun onu beş bölgeye ayırmak olduğunu düşünüyordu. Halep ve Şam’da iki devletçik kurulacaktı. Yanı başlarında bir Alevi ve bir Dürzi devleti olacaktı. Lübnan ve İskenderun Sancağı bunları tamamlayacaktı. Sanki Fransızlar Suriye için minyatür bir Sevr planı oluşturmuştu.

Cumartesi, 11 Kasım 2017 01:15
Orhan Gökdemir

Karşıdaki okulun gürültüsüyle uyandım. 10 Kasım’a hazırlanıyordu öğrenciler. Daha önceki konuşmalarında ülkenin tarihini 15 Temmuz 2016’dan başlatan at hırsızı kılıklı yönetici çıktı konuştu. “Mustafa Kemal” dediği her an sesi titredi. Zaten ondan değil “Türk büyükleri”nden söz ediyordu daha çok; Fatihler, Selimler falan. Hamasetten Abdülhamit’i anmayı unuttu.

Salı, 21 Kasım 2017 01:00
Orhan Gökdemir

1950 yılı. Şimdiki İslamcıların mirasçısı olduklarını iddia ettikleri Adnan Menderes Meclis’e danışmadan Kore’ye asker gönderme kararı aldı. “Amerika’yı yalnız bırakamazdık” diyerek savundu kararını. Bunun karşılığında NATO’ya dâhil olmuş, uluslararası ilişkilerde artık “büyük bir güç” olarak anılmaya başlanmıştık. Bir bedeli vardı tabii “büyük güç” olmanın.

Salı, 14 Kasım 2017 01:00
Orhan Gökdemir

“İstanbul kitap fuarı neden İstanbul’da değil?” diye soruyordu bir kitapsever. Çok haklı bir soru. Birkaç İstanbul var artık. O İstanbullardan bir kısmının bir merkezi bile yok. Mesela Küçükçekmece. Neresi ola ki merkezi? Eskiden Küçükçekmece gölü kıyısında küçük bir köyden ibaretti. Göl kenarındaki yazlıklarıyla güzel bir yer bile sayılabilirdi. Tren geçerdi içerisinden.

Salı, 31 Ekim 2017 00:45
Orhan Gökdemir

Cumhuriyetin kuruluşundan üç yıl sonra, 1926’da doğdu. Neredeyse cumhuriyetle başlayan bir hayattan söz ediyoruz. Demek ki 1960’lı yıllarda devrimle, cumhuriyetle aynı yaştaydı. Fakat 40 yıl sonra cumhuriyetin hali pek iç açıcı değildi. ABD, NATO, uluslararası sermaye ve onun işbirlikçilerinin eline düşmüştü vatan.

Cumartesi, 28 Ekim 2017 01:30
Orhan Gökdemir

18. yüzyılda monarşi ile yönetilmeyen iki ülke, Hollanda ve İsviçre birer respublica-cumhuriyettiler. Erken kapitalist ülkelerdir. Buna Fransa katıldı. “Üçüncü sınıf” - içinde aristokrasi ve kilise babaları dışında kalan burjuvalar, işçiler ve köylüler vardı- ayaklandı. Monarşiyi, onunla birlikte ona güç veren aristokrasi ve kilise babalarının iktidarını devirdi.

Cumartesi, 21 Ekim 2017 01:15
Orhan Gökdemir

Nicolaus Copernicus, 1473’te doğdu 1543’te öldü. Giordano Bruno, 1548’de doğdu 1600’de öldürüldü. Tommaso Campanella,1568’de doğdu 1639’da öldü. Galileo Galilei, 1564’de doğdu 1642’de öldü. Gottfried Leibniz, 1646’da doğdu 1716’da öldü. Isaac Newton sonuncusu, 1643’te doğdu 1727’de öldü. Demek ki 16. yüzyılın ikinci yarısında başlayan ve 18.

Cumartesi, 26 Ağustos 2017 01:00
Orhan Gökdemir

İran’da “İslami devrim”in iki ideoloğu var. İlki “Sorbonlu” sosyal bilimci Ali Şeriati. İkincisi daha yerel; din adamı Ayetullah Ruhullah Humeyni. Humeyni, Şah Muhammed Rıza’yı Amerikalılara kapitülasyonlar vermekle suçlayınca 1963 yılında sürgüne gönderildi. 1979’da Şah Rıza’nın ülkeden kaçışına kadar sürgünde yaşadı.

Cumartesi, 12 Ağustos 2017 01:00
Orhan Gökdemir

Aydınlanma, uzun dinsel kapanışın doruğunda insanlığın ışığa ulaşmada yeni bir yol arayışıydı. Kurumsallaşmış din gördüğü her yerde sapkın gördüğü bu arayışı baskılamaya çalışıyordu. Ama insan merakı şahlanmış, dizginlenemez bir hal almıştı. Avrupa’da parası ve sonsuz merakı olan adamlar türedi, bir ucu İskenderiye’ye dayanan uzun araştırma gezilerini finanse ettiler.

Cumartesi, 05 Ağustos 2017 01:00
Orhan Gökdemir

20. yüzyılın ilk on yılı. Birbirlerine komşu üç ülke fokur fokur kaynıyor. Üç ülke de istibdat ile yönetiliyor. Rus Çarı, Osmanlı Sultanı ve İran Şahı sanki aynı ana babanın verisi gibi. Üzerine çullandıkları ülkelerini yönetmek için ellerinde istibdattan başka bir enstrüman kalmamış. Güçleri baskıdan bunalmış ezilenlerin homurdanmasını engellemeye yetmiyor ama.

Cumartesi, 01 Temmuz 2017 00:45
Orhan Gökdemir

Aziz Nesin’le tanışma onuruna sahip oldum. Toplumsal Kurtuluş’un fırtına gibi estiği zamanlar, hevesli ve genç bir gazeteciyim. Yalçın Hocanın isteğiyle Maçka’daki çalışma ofisine gittim, konu neydi hatırlamıyorum. Ufak tefek, ak saçlı bir adam karşıladı beni. Ülkenin en üretken, en inatçı, en aydınlık insanlarının birinin karşısında olduğumun bilincindeydim.

Salı, 04 Nisan 2017 00:45
Orhan Gökdemir

1938’li. Demek annemin kuşağı. İlk rolünü 5 yaşında oynadı. Babası Sıtkı Bey ve annesi Leman Hanım sinemamızın oyuncuları, emektarları. Üstelik oğluyla beraber de oynadı baba. Hababam Sınıfı’nın öğrencileri cenk hikayeleri anlatınca coşup kendinden geçen öğretmen Paşa Nuri’si o. Paşalık genlerinde de var Sıtkı Bey’in. Anne tarafından Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın torunu.

Cumartesi, 01 Nisan 2017 01:00
Orhan Gökdemir

Almanya dönüşü ilk yazı günü 31 Mart’a (Miladi 13 Nisan ama Kutlu Doğum haftası gibi itip kakacak halimiz yok!) denk geldi. Kutlu gün. Gericiliğe karşı kazanılmış en büyük zaferlerden birinin başlangıcı. 1908’i, “Hürriyet”i önemsiyorum. Üzerine yeniden düşünmemizde, devrim için başvuru kaynaklarımızdan biri haline getirmemizde sonsuz “fayda” var.

Salı, 07 Mart 2017 01:00
Orhan Gökdemir

1820-1920 arasındaki yüzyıl, Osmanlı üst egemen sınıfını büyük ölçüde gayrimüslimlerin oluşturduğu bir yüzyıldır. 1826’da gerçekleşen Vaka-i Hayriye’de Yeniçerilerle birlikte düştüler; Osmanlı Yahudileri dışındadır. Ermeniler içinde, Rumlar tepesindedir. Bu yüzyıl boyunca Osmanlı kırsalındaki fukara gayrimüslimler göçüp gitti. Şehirlere ise bir zengin gayrimüslim akını oldu.

Cumartesi, 11 Şubat 2017 01:00
Orhan Gökdemir

Diyanet İşleri Başkanlığı uçsuz bucaksız bir kurum. 100 bine yakın camiye hükmediyor, personel sayısı 120 bin civarında. Bütçesi en büyük 10 devlet üniversitesinin üzerinde, önde gelen bakanlıkları cebinden beşer onar çıkarır. Yani bir bakıma devletin en önemli, en besili kurumu. Boru değil, devletin din işi onun ukdesinde. Hal böyle olunca planlama yapmak kaçınılmaz.

Pages