63 sonuçtan 31 - 45 arası gösteriliyor
Çarşamba, 26 Ocak 2011 09:30
Nihat Behram

12 Mart faşizminin kanlı karanlık günleriydi. Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ulaş Bardakçı, Ömer Ayna ve Ziya Yılmaz’ın Maltepe Askeri Cezaevi’nden firarları sonrasında, bu cezaevindeki tutsaklar çeşitli zindanlara dağıtılmıştı. Tünel kazıldığı dönemde ben de aynı cezaevindeydim. Sonra Davutpaşa Askeri Ceza ve Tutukevi günlerim başladı.

Çarşamba, 01 Aralık 2010 09:36
Nihat Behram

Sanat-siyaset ilişkisi konulu tartışmalar yeni değil, sürekli tartışılagelmiş bir konudur. Bu konudaki tartışmalar bir değil bin kütüphane dolduracak kadar fazladır. Yine de her dönem ‘sil yeni baştan’ tartışılagider! Yazık ki, şimdi yaptığımız da odur!

Çarşamba, 29 Aralık 2010 09:25
Nihat Behram

İktidarbaşı ‘Yumurta atan öğrencilerin arakasında örgüt var!’ diye bağırıyordu. Dinlerken ‘Keşke!’ diye bağırasım geldi! “Yumurta atanların arkasında örgüt var” diyor da, kendisine her gittiği yerde çiçek atan öğrencilerin arkası boş mu? Fıkrada, ‘Temel doping yapmış, ama anlaşılmasın diye yavaş koşmuş!’ diye anlatılır.

Çarşamba, 15 Aralık 2010 09:56
Nihat Behram

Konuşmaya yeni başlayan çocukların iki benzer sözcüğü birbirine bulama özelliği bilinir. ‘Yumrukta’ sözü, yumrukla yumurtayı iç içe heceleyen bir çocuktan aşırdığım, gayet masumane bir sözdür. Kimse, bu sözü, içine ‘Yumurta yumruğa dönüşmeli, yumruk yumruklara ulaşmalı, yumruklar örgütlü güce kavuşmalı’ türünden bir anlam gizleyerek türettiğimi sanmasın!

Çarşamba, 17 Kasım 2010 09:30
Nihat Behram

Bakkaldan sinek ilacı sorduğunuzda, bakkal, ‘Hayırdır, neyi var, geçmiş olsun!’ derse, ne hâlde olursunuz? Bu benim hâlim işte öyle bir hâl!

Çarşamba, 06 Ekim 2010 10:25
Nihat Behram

Sözgelimi ‘dua’nın kıvılcımı yoktur. Afyon içerdiğine göre kıvılcımı nasıl olsun? Kıvılcım çevikliğin, hareketin, direnmenin enerjisini gizler. Uyuşukluğun, teslimiyetin, rehavetin külünü değil. Fakat, sözgelimi ‘umut’ kıvılcımla uyumludur. Kıvılcım umudun kırbacıdır.

Çarşamba, 22 Eylül 2010 10:34
Nihat Behram

Belki izleyeniniz vardır. Ben ağlamakla gülmek arası bir duyguyla, şaşkınlık içinde izledim. Anadolu kentlerinden birinde, yerel kent televizyon muhabiri sokakta röportaj yapıyor. Yolda çevirdiği kişilere “Nesli tükenmekte olan dinazorları koruma altına alma yasası çıkacak!” diyerek düşüncelerini soruyor!

Çarşamba, 02 Haziran 2010 10:30
Nihat Behram

Sınıf mücadelesi, hayatın bir çok alanındaki sonuçlarının toplamıyla gerçek anlamını bulur. Sınıf mücadelesini sadece, ‘proletarya ve halk sınıflarının, burjuvazi ve egemen güçleri alaşağı edip siyasi iktidarın alınması’ olarak, ‘siyasi devrim’in sınırları içinde, yani ‘toplumsal devrim’in bütünlüğünden kopuk tanımlamak dar görüşlülüktür.

Çarşamba, 19 Mayıs 2010 10:30
Nihat Behram

Aslında ‘ahlaksızlık’ tanımı da, başladığım şu yazıda sözünü edeceğim kişilerin kişilik yapılarını açıklamakta yetersizdir. Bir adım ötesi küfüre kaçar ki, o da yakışık değil. Tek çare: bunları en etkili mücadelenin hedefi almaktır. Acımasızlıkmış! Bu tavrı acımasız bulan kusura bakmasın, benim acıma duygum tomurcuğa koşulludur, onu saran haşarata değil!

Çarşamba, 07 Nisan 2010 10:30
Nihat Behram

M. Çulhaoğlu’nun bilgi ve bilinç kuyusu olmanın ötesinde rehber uyarısı da içeren yazısını okuduğumda, bir ara şu yazdığım yazıdan vazgeçmeyi de aklımdan geçirdim. Yazmamı gerektiren nedenler ve yazma duygum daha ağır bastı ki, yazıyorum. İlkin: önceki yazılarımla müdahil olduğum bir konudur. Canımızla bağlı olduğumuz değerlere sıçramış çamur var, susmak teslimiyet olur.

Çarşamba, 21 Nisan 2010 10:30
Nihat Behram

Çoğu zaman ‘Şu aydınlar’ diye başlayıp, öfkeyle esip gürlüyoruz. Bu öfkeye neden olan işler de, öfkeyi hak etmeyen işler değil. Sözgelimi, adam iktidar yalakalığı yapan bir profesör, ya da tarikat üyesi bir doktor, ya da CIA hesabına çalışan bir tv yorumcusu, gazeteci, faşist bir anlayışın formülatörü provakatör bir yazar. Yani öfkenin ve lanetin her türlüsünü hak eden biri. Bu tamam.

Çarşamba, 13 Ocak 2010 10:00
Nihat Behram

Unutkanlık sığınağı, anımsamanın tehlike arz ettiği durumlarda işe yarıyor. Sığınaktakini, anımsama bombardımanından koruyor. Eh, bu sığınak, halkın hafızasına inşa edildiği zaman, yani açık ifadesiyle halk anımsamaz kılındığı, ahmaklaştırıldığı zaman, zalime, hırsıza, arsıza gel keyfim gel!

Çarşamba, 02 Aralık 2009 09:30
Nihat Behram

Mantar zehirlenmesinden daha tehlikelidir. Midye, balık gibi yiyecek zehirlenmelerinden de. Hatta gıda zehirlenmelerinin en tehlikelisi ‘manevi gıda’ diye sunulan egemen güçlerin propagandasını ‘yemek’le ortaya çıkar. Herhangi bir yiyecekten zehirlenen, mide bulantısı, kusma, ishal, titreme, adele kasılması gibi belirtileri başlar başlamaz, soluğu doktorda alır.

Çarşamba, 09 Eylül 2009 10:30
Nihat Behram

Yılmaz Güney’le Yasaklı Yıllarımız adlı kitabımda, arkadaşlığımız süresince tanığı olduğum, yaşadığım şeyleri etraflıca yazmıştım. Dön dur aynı şeyleri yazmak anlamsızdır. Ayrıca, bu konuda çok önemli ve gerekli olmadıkça yazmama, görsel medya ve magazin basınına ‘malzeme’ olmama konusunda bir kararım var. Özellikle tv’lerin, büyük ısrarlarına rağmen, iştahlarına yem olmadım.

Çarşamba, 12 Ağustos 2009 10:30
Nihat Behram

Kızım usulca kapıyı aralayıp, sağa sola baktıktan sonra, çalıştığım odada benden başka kimseyi göremeyince, daha da şaşırmış olarak “Baba kiminle kavga ediyorsun?” diye sorduğu zaman anlamıştım: şiir çalışırken odamdan dışarı kavga sesi gidiyordu ve bu da onun için ürkütücü oluyordu. Bu ürkme dozuna bir de, böyle kişilerin yakınlarını kavga içinde görme ruh hallerini ekleyin!

Pages