9 sonuçtan 1 - 9 arası gösteriliyor
Cumartesi, 20 Kasım 2010 20:34
Efsanevi devrimci Fidel Castro, Küba Komünist Partisi liderliğinden ayrıldığını açıkladı.

Granma’nın haberine göre Fidel yetkilerini devrederek parti liderliğindeki görevinden ayrıldı.

Sağlık sorunları nedeniyle Küba devlet başkanlığından 2008 yılında ayrılan Fidel, Küba Komünist Partisi ‘birinci sekreterliğini’ yürütüyordu.

Çarşamba, 24 Kasım 2010 10:37
NATO’yu Afganistan’da soykırım suçu işleyen “askeri mafya” olarak niteleyen Küba Devrimi'nin lideri Fidel Castro, ABD askerlerinin Afganistan’dan çekilme tarihinin ertelenebileceğini söyleyen ABD Başkanı Obama’ya “tarihin en büyük yılan oynatıcısı ödülü” verilmesi gerektiğini yazdı.

Küba Devrimi’nin lideri Fidel Castro, NATO’yu Afganistan’da soykırım suçu işleyen “askeri mafya” olarak nitelendirdiği son yazısında, 2014'te kontrolü Afgan güçlerine bırakacağını iddia eden örgütün, yenildiği için kontrolü Afgan direnişçilere devretmek zorunda kalacağını belirtti.

Cuma, 19 Kasım 2010 10:00
Güney Kore tarafından Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ne yönelik uygulanan gerilim ve teslim alma politikası başarısız oldu.

Güney Kore'nin Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ne (KDHC) uyguladığı "Günışığı Politikası"nın başarısız olduğu 'resmen' teyit edildi. Programla ilgili rapor yayınlayan Birleşme Bakanlığı, 1998-2008 yılları arasında uygulanan on yıllık yardım ve teşvik politikasının başarısız olduğunu açıkladı.

Pazartesi, 22 Kasım 2010 09:25
Arjantin ve Brezilyanın yoksul semtlerinde büyüyen 2 çocuk... Kısıtlı imkanlarla 9 kişilik ailesini geçindiren babasından gizli taş yığınlarının içinde futbol oynayan Maradona ile 11 yaşına kadar ayakkabı cilalayan Pele. Tekrardan soralım Pele mi Maradona mı?

Futbol tarihinde belki en çok sorulan sorulardan birisi Pele'nin mi Maradona’nın mı daha iyi olduğudur. Bu ikili arasındaki en büyük fark futboldaki büyük yetenek ve başarı geçmişlerinden ziyade onların hayata karşı aldıkları pozisyonlardır. Maradona'nın 3. Dünyanın ve genel olarak yoksulların, Pele'nin ise büyük kuruluşların sevgilisi haline gelmesinin nedenleri burada aranmalıdır.

Çarşamba, 24 Kasım 2010 10:10
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ile Güney Kore arasında son yılların en ciddi gerilimi yaşanıyor. Taraflar birbirlerini suçlarken, olayların büyümesinden endişe ediliyor.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) ve Güney Kore arasında ipler iyice gerildi. İki ülke arasında son birkaç yılda tekrar bozulmaya başlayan ilişkiler, dün yaşanan çatışmalarla çok daha tehlikeli bir hale geldi. 2 Güney Kore askerinin öldüğü, 15 kişinin de yaralandığı çatışmalar 1953’de yapılan ateşkes anlaşmasından beri yapılan en ciddi çatışmalardan biri oldu.

Çarşamba, 10 Kasım 2010 09:31
Küba ve Venezuela ikinci 10 yıllık işbirliği anlaşmasını imzaladı. Peki geçen on yılda Latin Amerika’nın emperyalizme karşı savaşan iki onurlu ülkesinde ne gibi başarılara imza atıldı?

Küba ve Venezuela hükümetleri, iki ülke arasında sırasında 30 Ekim 2000’de imzalanan Kapsamlı İşbirliği Anlaşması’nın süresini 10 yıl daha uzattıklarını açıkladı.

Perşembe, 11 Kasım 2010 13:13
Küba’da sosyalizmin geleceği tartışmalarında “özel dönem” özel bir yer tutuyor. Fidel’in Ocak 1990 tarihinde halkı gelmekte olan krizin olası boyutları konusunda uyarmak üzere yaptığı konuşmasında adını koyduğu “barış zamanında özel dönem”, devrim tarihi boyunca Küba halkının her tür zorluğa birlikte göğüs germek konusunda gösterdiği beceriyi en açıkça ortaya koyan dönem. Özel dönemin aşılması sürecinde gösterilen bu beceri güncel tartışmalar açısından da önemli referanslar sunuyor.

Özel döneme gelirken

Salı, 09 Kasım 2010 12:03
Küba’da sosyalizmin inşası sürecinde atılan adımların nitelik ve riskleri konusunda tartışmalar hiç eksik olmadı. Kübalıların 50 yıldır vazgeçmediği eşitlik, adalet ve toplumsal dayanışma hedeflerinin, sosyalist ekonominin ulusal ve uluslararası düzlemdeki mevcut durumunun mecbur kıldığı “piyasavari” önlemlerin sınırını çizeceğinden şüphe etmek için bir neden bulunmuyor.

Nahide Özkan’ın bu dizide yer alan “Yarı sömürge ekonomisinin Küba devrimine mirası” başlıklı yazısında [1] tarif ettiği iktisadi tabloyla baş başa kalan muzaffer Kübalı devrimcilerin önlerinde ekonomiyi devrimin hedefleri doğrultusunda yeniden düzenleme gibi oldukça çetrefilli bir iş durmaktaydı.

Cumartesi, 06 Kasım 2010 13:10
Küba'nın sözünün geçtiği bir yerde hemen ardından “ABD'nin burnunun dibinde” ifadesinin gelmesi neredeyse kaçınılmaz. Haklı olarak sarf edilen bu sözcükler Küba gerçekliğini anlatmakta son derece yetersiz, oysa. Küba tek başına ABD'nin burnunun dibinde ya da yanı başında sosyalizm mücadelesi vermek zorunda kalsaydı, bugün Küba'da sosyalizmin geleceği tartışmaları bambaşka bir içerikle yapılıyor olurdu.

Küba devriminin 50 yılı aşkın tarihi, ABD'nin burnunun dibinde yazılmadı, ABD'nin hedef tahtasında yazıldı. Küba destanı, ABD tarafından Küba'ya karşı yürütülen bir savaşın ağırlığı altında yazıldı. ABD'nin her türlü açık ve örtülü saldırıya, sistematik bir biçimde, ahlakı bir yana bırakın uluslararası hukuku hiçe sayarak başvurduğu bir savaşın koşulları altında yazıldı.