225 sonuçtan 31 - 45 arası gösteriliyor
Cuma, 06 Kasım 2009 09:30
Merdan Yanardağ

Sanırım birçok arkadaşımızın da başına gelmiştir son günlerde bazı sohbetlerde, arkadaş muhabbetlerinde, söyleşilerde, panellerde ya da benzeri etkinliklerde sık sık bir soru soruluyor. Konuşmacılara deniyor ki, "Türkiye'nin nereye gittiğini, dünyada neler olup bittiğini iyi anlatıyorsunuz. Tamam bunlar güzel de, peki ne yapacağız?"

Cuma, 13 Kasım 2009 11:30
Yurdakul Er

Bir dünya sistemi yıkıldı, o sistemin simgelerinden biri, Berlin Duvarı da öyle, ama tartışmalar hâlâ sürüyor. Artık bir açıklık sağlama zamanıdır oysa.

Perşembe, 12 Kasım 2009 10:24
Kemal Okuyan

İlk kez yazmıyordum kemalizm üzerine... Yeni, değişik bir şey de söylemedim soL’da 10 Kasım vesilesiyle Mustafa Kemal için yaptığım değerlendirmede. Ne ki, daha saati dolmadan iletiler gelmeye başladı. “Burjuva devrimcisi” diyemezmişim Mustafa Kemal’e...

Cuma, 27 Kasım 2009 09:33
Merdan Yanardağ

Son yıllarda adeta bir fetiş haline getirilen moda kavramlardan biri de "sivil", "sivil toplumculuk" ya da "sivil olmak" sanırım. Öyle ki, "sivil" oldunuz mu, önsel olarak "demokrat", "özgürlükçü", "anti-militarist" filan da oluyorsunuz.

Öyle mi gerçekten?

Pazartesi, 16 Kasım 2009 10:03
İlker Belek

Cumhuriyet bir devrimle kuruldu. Devrimiyle, devrimcileriyle burjuva nitelikteydi.

Bu saptamamızın kanıtı İzmir İktisat Kongresi'dir. İzmir Kongresi Cumhuriyet rejiminin iktisadi temellerinin belirlendiği ve 29 Ekim'in hemen öncesine denk gelen önemli dönemeçtir. Hedefi milli sermaye sınıfının yaratılmasıydı.

Perşembe, 05 Kasım 2009 13:12
Kemal Okuyan

Türkiye’nin bir yıkım sürecinde olduğunu söylemek sıradanlaştı. Toplumsal çürümeye işaret etmenin bir anlamı kalmadı. AKP’nin bu ülkenin başına ne kadar büyük bir bela olduğu gerçeğini yinelemek gereksizleşti.

Nüfusun belki de gerekenden büyük bir bölmesi, bir biçimde “tehlike”nin farkında.

Cuma, 27 Kasım 2009 09:30
Yurdakul Er

Artık kimsenin Milli Mücadele’de düşmana ilk kurşunun İzmir’de atıldığı türünden iddialarda bulunması ve bunun ciddiye alınması mümkün değil. O iş, daha önce Anadolu’da başladı. Şimdi insanlarına kötü gözle bakılan bölgelerde, kardeş Kürt halkımızın bağrında. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu babaları da, o halkın bağrında kurtuluş komiteleri kurma şansı elde etti.

Cuma, 06 Kasım 2009 09:30
Kaan Arslanoğlu

Hürriyet’te köşe sahibiyken hoş makaleler yazardı. Sıra dışı bir zeka taşıdığı, iyi bir entelektüel birikim yüklendiği belliydi. Özellikle yaşam yazılarının bir bölümü parlak bir mizah yeteneği sergiler, hayli güldürürdü. Hürriyet kadrosunda ve Ertuğrul Özkök’ün dostluğuyla övünen biri, siyasi meselelerde ne kadar ilerici tavır alabilirdi ki kimse ondan böyle bir şey beklemezdi zaten.

Pazar, 29 Kasım 2009 09:30
Mesut Odman

Kendilerine sosyalist dedikleri halde, dünyada sosyalizmin hiç gerçekleşmediğini, yirminci yüzyılda bu adla ortaya çıkan gerçekleşmelerin sosyalizmin karikatürü, çarpıtılmışı, bozulmuşu olduğunu düşünüp dile getirenlerin sayılarının az olmadığını biliyoruz.

Cumartesi, 28 Kasım 2009 10:50
Çağrı Kınıkoğlu

Başlıktaki “göz ardı edilemez gelişim” ifadesi kişisel düşüncem değil.

Pazar, 15 Kasım 2009 13:47
Mesut Odman

Bizim bu yazıp çizme haberleşme ortamının resmi ya da teknik adı “portal” olmakla birlikte, ben bundan hiç hoşlanmıyorum, postal der gibi geliyor bir de şöyle esaslı bir günlük sol gazete aşağı yukarı kırk yıldır hayallerimiz içinde olduğu ve güncel geçerliliğine aldırmaksızın hep bu gerçekleşebilir hayali canlı tutanlar arasında yer aldığım için, soL gazetesi demeyi tercih ediyorum.

Cuma, 02 Ekim 2009 10:22
Kaan Arslanoğlu

“Dışa seslenme”yi tartışacağız bu yazıda, dolayısıyla “içe seslenme” alışkanlıklarını terk etmeyi. Kemal Okuyan’ın “Kendi Kendimizi Terbiye Etmek” başlıklı yazısından kalkacağız, konuyla ilgili bazı yerlere konacağız.

Perşembe, 22 Ekim 2009 12:00
Yiğit Günay

DÜNYA SOLA DÖNÜYOR – KÜBA ve LATİN AMERİKA yazıları

Cuma, 23 Ekim 2009 10:30
Yurdakul Er

Arada bağ kurmamız gerekiyor demek... İlla ki... O zaman, arada bağ kuruşun da kuramayışın da açıklamaları olmalıdır. Hesap vermeliyiz.

Cuma, 09 Ekim 2009 10:30
Kaan Arslanoğlu

Fıkrayı duymuşsunuzdur. Adam kendini darı sanmakta ve bu yüzden nerede tavuk görse kaçmaktadır. Hastanedeki tedavisi uzun sürer ve taburculuğuna karar verecek heyetin önüne çıkar sonunda. Sorarlar: Kendini darı gibi hissetmiyorsun değil mi, iyileştin şimdi? Tamamen iyileştim, der adam gönül rahatlığıyla gönderebilirsiniz beni. Güzel, derler hekimler, çıkabilirsin.

Pages