15 sonuçtan 1 - 15 arası gösteriliyor
Cuma, 12 Aralık 2008 10:00
Yurdakul Er

İlginç şeyler oluyor. Birdenbire, hiç beklemediğimiz bir anda, fırtınalar kopabiliyor. Yunanistan sadece bir örnek. Yayılması halinde, ki kriz biraz da bu işe yarayacaktır, AB'nin çok ağır sarsıntılar geçireceğini söylemek için "kâhin" olmaya gerek yok.

Merkezde değil, kenarlarda patlak veriyor isyan.

Zayıf halkalar.

Cuma, 19 Aralık 2008 09:19
Yurdakul Er

Kapasitesinin, h&acircl&acirc aynı soyadını taşıyan &ldquoeski akrabası&rdquo bir s&oumlzde oyuncu &ldquohanım&rdquodan daha parlak olmadığına, neredeyse her g&uumln, yeniden tanık oluyoruz. Galiba bu nedenle kendisine pek benzeyen Sedat Ergin tarafından Milliyet&rsquoe &ccedilağrıldı. Epeydir oralarda.

Perşembe, 27 Kasım 2008 09:50
Yurdakul Er

Kriz ve siyasetin iç içe geçtiği, birinin diğerinden ayrılamadığı, birinin diğerini tetiklediği veya düşürdüğü zamanlardayız. Krizin siyaset, siyasetin de kriz anlamına geldiği bir zamandır bu. Aydemir Güler, makaleleriyle geliştirmenin dışında, kitap halinde de uzun bir süredir "Son Kriz" çözümlemeleri sunuyor. Son krizdeyiz. Tamam.

Cuma, 14 Kasım 2008 10:20
Yurdakul Er

Belki Türkiye solu değil, "eski Türkiye solu" veya aynı anlama gelmek üzere "Türkiye'nin eski solu" demek, daha doğrudur. Biz, şimdilik eski solumuz noktasında kalalım ve soralım: Eski ayları kırpıp kırpıp yıldız yaptıklarını biliyoruz peki ya eski solumuzu ne yapıyorlar? Onu da kırpıp kırpıp azgın demokratlar haline mi getiriyorlar?

Öyledir.

Cuma, 17 Ekim 2008 11:00
Yurdakul Er

Bir dünya paldır küldür çöküyor. Sessiz sedasız da diyebiliriz Aslına bakılırsa, her şey tersinden 1989'u andırıyor, ama o zamanki büyük dönüşüme bugün tanık olamıyoruz.

Neden?

Cuma, 19 Eylül 2008 10:30
Yurdakul Er

Büyük krizin kapıda olduğunu, bu gazeteden daha fazla kanıtlarıyla tartışan var mıydı? Yerleşik medya bir yana, solda bile propagandif ve sığ heyecanların ötesinde analitik bir ısrar göremedik. Eski solun böyle bir gücü yoktu.

Cuma, 26 Eylül 2008 10:59
Yurdakul Er

Çok tuhaf bir zamana doğru yürüyoruz. Söylenen doğruların hiçbir anlamının kalmayacağı zamanlara.

Felaketin eşiğinde, hatta galiba artık biraz da içindeyiz, malum, böyle sınır boylarında kırmızı çizgilerin netliği kaybolur. Sürprizin biri bitmeden diğeri başlar.

Cuma, 05 Eylül 2008 11:06
Yurdakul Er

İlginç adamdır. Eh, artık yaşını başını da epey bir almış bulunuyor. Ama hâlâ güncel gelişmeler karşısında son derece duyarlı: Prof. Dr. Johan Galtung, kuzeyin bu sevimli çocuğu, "İkinci Soğuk Savaş" yıllarından geçtiğimizi iddia ediyor.

Cuma, 08 Ağustos 2008 11:12
Yurdakul Er

1968'in böyle yükseltilmesi çok anlamlıdır. Baştan sona bir karşıdevrim silahı olmasına rağmen, sol içinde de böylesine açık bir hüsn-ü kabulle karşılanması üzerinde, 40 yıl sonra, "Prag Baharı" denilen karşı devrimci kalkışmanın 40'ıncı yılında yani, bir kez daha düşünmekte yarar var.

Cuma, 15 Ağustos 2008 10:20
Yurdakul Er

Galiba sadece soL'da, kuzeyimizdeki kanlı hesapların gerçek anlamı üzerinde akıl yürütmek mümkün. Bunun tek nedeni yazarlarımızın entelektüel kapasitesi değil, o var, ama asıl önemlisi, Türkiye Türkçesindeki -yönetenlerin ve eski solun- düzeysizliğidir. Durum galiba Batı dillerinde de daha farklı değil. Neyse, işte, kimsenin aklına belli başlı klişeleri yinelemek dışında bir şey gelmiyor.

Cuma, 01 Ağustos 2008 11:44
Yurdakul Er

Şimdilik herkesin istediği oldu. Yönetenlerden söz ediyoruz. Satılık Türk medyası, güncel vurgularında hiç haksız değildir: Batı, AKP'nin kapatılmadığı bu Türkiye'nin gerçekten de bir kaosun eşiğinden döndüğüne inanıyor. İnanmasalar, medyalarını her türden kriz-kaos manşetleriyle süslerler miydi?

Durum pek bir kaotik, demek ki.

Cuma, 04 Temmuz 2008 10:10
Yurdakul Er

Bu cinayetin anatomisi ilginç sonuçlar verecek. Türkiye'nin bir büyük iç savaşla Avrupalılaştırılmasından, yani sonuçta tuhaf bir Amerikan eyaletine dönüştürülmesinden, bir cinayete kurban gitmesinden söz ediyoruz. Türkçemizin olanakları çok hoş: AB ile ABD arasındaki fark, altı üstü, tek harflik ("D") bir farktır.

Cuma, 11 Temmuz 2008 11:00
Yurdakul Er

Artık geri dönülmez noktanın çok ötelerindeyiz. Her gelişme, felaketimizi bize biraz daha yaklaştırıyor. İçimizde ve dışımızda atılan her adımın büyük ve gürültülü çözülmeye daha da acımasız boyutlar kazandırdığını düşünmek, abartma olmayacaktır.

Neden?

Cuma, 20 Haziran 2008 05:17
Yurdakul Er

Kapitalizmin, bizim de rüzgara kapılıp kullanmak zorunda kaldığımız moda bir deyimle,"neoliberal" versiyonu, orta sınıfları törpülemeyi sürdürüyor. Sadece bağımlı ve görece daha az gelişmiş Türkiye gibi ülkelerde değil, emperyalist metropollerde de böyle bu. Orta sınıflar, hızla küçülüyor. Dünya sisteminin son dönemde sayısı artan kriz göstergeleri arasındaki yeri, malum.

Cuma, 27 Haziran 2008 10:57
Yurdakul Er

Bunların durumu gerçekten de berbat. Yavaş yavaş "aymaya" başladılar. Avrupa da öyle. Örneğin, başta Almanya, tüm Avrupa'nın neredeyse kayıtsız şartsız AKP hükümetinin arkasında durması, son derece manidardır.