Saint-İmier Anarşizm Zirvesi

18/08/2012 Cumartesi
Saint-İmier Anarşizm Zirvesi

Dünya solunun en eski, köklü ve mücadeleci eğilimlerinden Anarşizm’in günümüz temsilcileri, sempatizanları ve meraklıları İsviçre’nin Fransa huduna çok yakın bir kasabası, Saint-İmier’de bir araya geldiler. Bazı gazeteciler bu toplantı için pek de yerinde olmayan bir benzetmeyle “Anarşistlerin Davosu” deyimini kullanıyorlar. Hâlbuki dünya Anarşistleri 1984’ten beri ilk kez bir “Uluslararası Anarşizm Buluşması (Zirvesi)” düzenledikleri gibi, Anarşizm’in bir siyasi hareket olarak doğuşunu tescilleyen “Antiotoriter (Anarşist) Enternasyonal” de 1872 yılında aynı kasabada kuruluyordu. Kaldı ki St. İmier’nin tam 140 yıl önceki konuklarıyla bugünkülerin tek ve ortak amacı Davosçuların savunduğu dünya ve anlayışının, kapitalizmin köküne kibrit suyu dökmek. Hele hele adaletsizliğin, eşitsizliğin had safhaya ulaştığı, din afyonun uyuşturucunun şahlığına soyunduğu, evrensel kriz adına sömürü mekanizmalarının ince safsatalarla iyice kök saldığı, emekçiler ve/veya ücretlileri kıskıvrak bağladığı bu tarihsel bağlamda Anarşistlere de önemli görevler düşüyor.

Solun en solunda yer alan bu siyasi ve sosyal felsefe ve eylemciliği -şahsi kanımızca- Aydınlanma döneminin Sosyalizm ve Liberalizm ile birlikte insanlığa açtığı üç iri ideolojik ufuktan biri sıfatıyla gelecekte de uyarıcı ve yapıcı roller oynayacaktır. Reformizminden en radikal Sosyalizmine, büyük Sol ailesinin içindeki en aykırı sese, Anarşizme kulak kabartmasında daima yarar vardır. Tek sesliliği savunmak, en yakınımızdakilerle didişmek, sermaye ve tüm müttefiklerinin dün ve bugün olduğu gibi yarın da, daha güzel ve adil bir dünya düşleyen, bunun için mücadele veren güçlere karşı en etkili silahı olduğuna dair inancımız geçen yıllarla iyice pekişmiştir. Tartışma ve eleştiri araçlarıysa kavga ve düşmanlığa dönüşmediği sürece başarıya giden yolun zeminini döşeyecektir.

“Ni Dieu, ni Maître”
Sosyal ve siyasal mücadeleler tarihinin 20. Yüzyıl boyu en tipik kardeş kanı akıtma örneklerinden (Rus) Menşevizm’in simgesi Leon Troçki’nin (1879-1940) ifadesiyle “Sosyalizmin Robinson Crusoe’si” olan Fransız siyasal eylem ve düşünce adamı Pierre-Joseph Proudhon (1809-1864) kendini “Anarşist” ve oluşturduğu düşünce sistemini, felsefesini anarsizirvesi.jpg“Anarşizm” niteleyen ilk düşünür ve siyasi kişiliktir. Anarşizmin sınırsız ve mutlak özgürlükçü, hiyerarşik hiç bir örgütlenme, rızalı-rızasız egemen üstgüç tanımayan mülkiyeti hırsızlık addeden özünü özetleyen “Ni Dieu, ni maître/ Ne Tanrı, ne Efendi” (“Ne Tanrı, ne Devlet” diye de çevrilmiştir) ifadesi de yine Saint-İmier kasabasının Fransa simetrisi (sınırın öteki yüzü), Besançon’da yoksul bir aileden doğan Proudhon’a aittir. Araştırmak isteyenlerin köklerini Antik Yunan’a kadar uzatabileceği Anarşi(-st/-zm) kavram(lar)ı Fransız Devrimi’nden itibaren serbestçe dillere düşen, ancak İngiliz düşünür William Godwin’e (1756-1836) kadar “olumsuzluk” içeren bir kavram, hatta sıfattır. Proudhon ile birlikte iki Rus devrimci düşünce ve eylem adamı Mikhail Bakunin (1814-1876) ve Pyotr Kropotkin’in (1842-1921) kuramsallaştırdığı Anarşizm günümüzde devrimci sol hareketlerden, sağcı hatta aşırı sağcı birtakım hareketlere tek tek kişi(lik)lerden kolektif çevrelere nüfuz edebilen nihilist, maceraperest etkilere sahiptir. Ancak nicelliği, sayısal gücü ne olursa olsun, yeryüzündeki Anarşist hareketlerin büyük çoğunluğu nitel kökenine sadık, ideolojik hareket nokta ve ilkeleriyle (görüşlerine katılırız, katılmayız) tutarlı bir rotada ilerlemektedir. Yer yer şiddete başvursalar da genel olarak barışçıl direniş ve terör karşıtı tavırlarıyla 21. Yüzyıl aktivizmine uymakta zorlanmazlar.

1980’li yıllara kadar bilinçli bir anarşist örgütlenmenin hiç olmadığı Türkiye gibi ülkelerde egemen güçler, siyasi iktidarlar, maşaları, onların yaltakçısı basın-yayın, kamuoyu belirleyicileri çeşitli sol hareket üyelerini, aktif-direnişçi militan ya da sempatizanları küfür babında “anarşist” niteliyerek akılları sıra onları mahkum ettiklerine inanıyorlardı. Onyıllarca kof korkuları besleyen bu söylemler faşizan, baskıcı rejimlerin zaafını gösterdiği kadar bu ülkelerde kamuoylarının, daha da acısı sol örgütlenmelerin zayıflığı, hamlığı ve cehaletini de sergiliyordu.

prudonbakuninkropotkin.jpg
Soldan sağa Proudhon, Bakunin, Kropotkin

Şarkılarla Anarşizm
Türk resmi makamlarının yalama söylemleriyle “anarşist” nitelediği sol hareketlerden bir tanesinin uzantısı olarak geldiğimiz Fransa’da, 70’li yıllarda tanıdığımız, benimsediğimiz sol siyasi hareketler için “anarşistlik” bir küfür olmasa bile ciddi bir ideolojik kınama, örgütsel aşağılama biçimiydi. Anarşizm, onun insanlık ve devrimci mücadelede tarihsel, siyasal, toplumsal rolü ve katkılarıyla gerçek karşılaşmamız şarkılarda olacaktı. Özellikle de “Ni Dieu, ni maître” ve “Les Anarchistes/Anarşistler” şarkılarının yazarı, bestecisi ve yorumcusu Léo Ferré (1916-1993) bu konuda kulaktan dolma ilk bilgileri dağarcığımıza kazandıracaktı.

Fransız şarkı geleneğinin gelmiş geçmiş en büyük 4 isminden 1’i neredeyse komünist, 2’si hemen hemen anarşist, 1’i de tam anarşistti. Jean Ferrat (1930-2010) hiç bir zaman Fransız Komünist Partisi üyesi olmasa da, ömrü boyu Fransız komünistlerinin ezilenlerin, haksızlığa uğrayanların yanında bir sanatçıydı. Belçika Flaman kökenli Jacques Brel (1929-1978) hiç bir zaman herhangi bir siyasi hareketin üyesi gözükmese de şarkıları sürekli yerleşik değerleri eleştirmiş, toplumda parazit gördüğü her toplumsal kesim ve simgeye ağır, “yıkıcı” (!) yergiler söylemekten, ayrıca her vesileyle Anarşizme duyduğu sempatiyi de dile getirmekten çekinmemişti. Şiirsel ve hicivsel tonuyla şarkılarında insanların dokunulmadık, irdelenmedik noktasını bırakmayan “ince” anarşist Georges Brassens (1921-1981) bir başka “bozguncu” (!) eğilimli ünlü müzisyendir. Üstelik Brassens 1946-47 yıllarında anarşist “Le Libertaire” dergisinde gönüllü çalışmıştır. “Anar’ Moruk” (*) namıyla maruf Léo Ferré’ye gelince. Ferré aklı ereli beri “anarşist” olduğunu söylemiş, ölümüne kadar da gerçekten anarşist kalmıştır.

brelanarsi.jpg
Soldan sağa: Brel-Ferré-Brassens / 6 Ocak 1969

Anarşistler’den iki alıntı:

“...Yüzde bir tane dahi değiller ama varlar
Çoğu ya hiç bir şeyin çocuğu ya da az bir şeyin çocuğu
Onlardan korktuğunuzda bile asla göremezsiniz
Anarşistler
Yüzon defa ölürler
Hiçbir şey uğruna ve niçin?
Yumruklarında aşkla...
...Anarşistler
Kara bayrakları vardır
Umut için yarıya indirilmiş
Ve melankoli
Hayat boyu çekmek için
Dostluk somununu
Paylaşmak için bıçaklar
Ve paslı silahlar
Unutmamak için
Yüzde bir tane bile değiller ve yine de varlar
Ve hem de omuz omuza dururlar
Neşeli ve bunun için daima dimdik ayaktadırlar…"

Ferré’nin anarşistliği kuşkusuz yukarda sözünü ettiğimiz iki şarkısıyla (**) sınırlı değildir. Tümünü kendisinin yazıp bestelediği şarkıları hep özlem, melankoli, isyan, kınama, kinaye doludur. Şu anda dünyanın muhtemelen en güçlü ve kalabalık Anarşist hareketine sahip Fransa’daki en büyük örgüt 4000 üyeli Anarşist Federasyon’dur. Bu federasyonun haftalık ve aylık yayın organları, yayınevleri, kütüphaneleri, kendi merkez binaları, bazı mülk ve eşyaları vardır. Görüştüğümüz kıdemli ve sorumlu bir örgüt militanı bu olanakların çoğunu bizzat Léo Ferré’nin maddi destekleriyle sağladıklarını anlattı. Kaldı ki günümüzde çok sayıda sanatçı ve kültür insanı anarşistlere duydukları sevgi ve saygıyı maddi ve manevi dayanışma yoluyla göstermekten kaçınmaz.

Saint-İmier Zirvesi
8-12 Ağustos tarihleri arasında 4851 nüfuslu Jura dağlarının İsviçre eteklerinde kurulu saatçi kasabası Saint-İmier Dünya Anarşizm Zirvesi’ni ağırladı. Kasabanın sokak ve meydanlarına toplanan, kırlarına-bayırlarına çadırlar-kamplar kuran yaklaşık 5000 anarşist dünyanın dört bir köşesinden geldi (Türkiyeliler için bakınız ***). Kasabanın spor ve patinaj salonlarında, otellerinde, cafélerinde belediye binasında sergi, konferans, film gösterileri, kitap fuarı, atölyeler de düzenleyen anarşistlerle, bu tarz kalabalıklara alışkın olmayan Saint-İmier sakinleri kolaylıkla kaynaşmışlar. Uzun ak saçları ve sakallarıyla yaşı 70’e yaklaşan anarşistlerle, 20’li yaşlarını süren dazlak kafalı, küpeli, döğmeli genç nesil anarşistler kasabaya hiç tanımadığı bir atmosfer, hava getirmiş. Durumdan en rahatsız olan Saint-İmier’liler dahi “140 yılda olur bu kadar” sözleriyle gülüp geçiyorlarmış. Durumdan en memnunlar ise kasaba esnafıymış. Zirve önerisini ilk günden memnuniyetle kabul eden Belediye Başkanı bir taşla iki kuş vurmanın mutluluğunu yaşıyormuş. Yaklaşık 10 gün süreyle, bir şenlik havasında yaşanan Zirve sadece esnafa yararlı olmakla kalmamış, uzun vadede küçük kasabaya tarihi, turistik bir nam kazandırmış: “Anarşizmin doğum kenti”.

Zirve vesilesiyle 1968’de İtalya’nın Carrare kentinde kurulan Uluslararası Anarşist Federasyonları’nın (IFA) 4 yılda bir gerçekleştirdiği kongre de bu vesileyle aradan çıkartmış. Bugüne kadar Almanca (Almanya-İsviçre), Arjantin, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Fransa, İberik (İspanya ve Portekiz), İngiliz, İspanya, İtalya federasyonlarıyla düzenlenen Kongre’ye 10. bir federasyon daha katılmış: Slovenya. Yeni aday Venezüella ise şimdilik kabul edilmemiş. Zirveyi düzenleyen yapılardan Espace Noir sözcüsü Michel Nemitz, “Kapitalizm artık bitmez tükenmez krizlerle sürmekte. Eşitsizlik giderek derinleşiyor. Çevre gittikçe berbatlaşıyor. İşleme (çalışma-yaşama) biçimimizi değiştirmek zamanı geldi” şeklinde konuşurken, Kropotkin Grubu temsilcisi Dominique Lestrat şunları ekliyor: “Kurtuluş bir özgürlük hikâyesidir. İktidarı ele geçirme hikâyesi değil. Anarşistlerin tutumu açıktır. Onlar mevcut iktidarlara karşı, bireye hizmet için çalışacak kolektif bir örgüt amacıyla mücadele ediyorlar.” Bu noktada Anarşizmin teorisyenlerinden Bakunin’in sözleri siyasi ve felsefi çerçeveyi dört dörtlük çiziyor: “Sosyalizm olmadan özgürlüğün ayrıcalık ve adaletsizlik olduğuna ve özgürlük olmadan sosyalizmin kölelik ve barbarlık anlamına geldiğine inandığımız için...”

Evrensel şair Nazım Hikmet’in idam edilen iki anarşiste, Amerikan işçi hareketinin simgesi Sacco ve Vanzetti’ye ithaf ettiği ünlü mısralarından bir alıntıyla noktalıyalım:

“…
Burjuvazi,
Katletti içimizden ikisini
Bu iki ölü ölmeyen ölümsüzdür!
Burjuvazi,
Kavgaya davet etti bizi
Davetleri kabulümüzdür!
Biz nasıl bilirsek hep bir ağızdan gülmesini,
Biliriz öylece yaşamasını ölmesini
Hepimiz - Birimiz için,
Birimiz - Hepimiz için.”

.........................................
(*) http://hukum.blogcu.com/moruk-anar-leo-cumhuriyet-27-temmuz-2003/485005
(**) http://www.dailymotion.com/video/x5kfkz_leo-ferre-les-anarchistes_music
http://www.dailymotion.com/video/x5laov_leo-ferre-ni-dieu-ni-maitre_music
(***) http://karakok.wordpress.com/tag/st-imier-2012/
............................................
Uğur Hüküm – Paris / 18 Ağustos 2012 / [email protected]

ÖNCEKİ YAZILARI

Florange Dizisi -1- 08/12/2012 Cumartesi
Sağa keskin viraj! -2- 17/11/2012 Cumartesi
Sağa Keskin Viraj! -1- 10/11/2012 Cumartesi
Hollywood gözüyle Paris (*) 03/11/2012 Cumartesi
Göçmenlere oy sözü rafa mı? 27/10/2012 Cumartesi
17 Ekim 1961 20/10/2012 Cumartesi
SoL'dan Sola ilk ikaz 13/10/2012 Cumartesi