Psikiyatrinin Trumpgillerle imtihanı

14/01/2018 Pazar
Psikiyatrinin Trumpgillerle imtihanı

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: “Psikiyatrinin siyasi amaçlarla kullanılması kabul edilemez” demek siyasetin daniskasıdır. Tıpkı orada, burada, şurada “siyaset olmasın” demenin siyasetin ta kendisi olması gibi.

İyi ama kim söylüyor bunu? Yani psikiyatri siyasi amaçlarla kullanılamazı bu günlerde kim dile getiriyor? Amerikan Psikiyatri Birliği. Daha üç gün önce “Hariçten gazel okuma psikiyatrisi sona ermelidir” diye bir açıklama yayınladılar [1].

Neden? Çünkü, Amerikan psikiyatrisi zorda. İkiye, üçe, dörde, beşe bölünmüş durumdalar. Trump’ın aklının başında olup olmadığı onları da karıştırdı.

Hâlbuki Amerikan psikiyatrisi için her şey nasıl da iyi gidiyordu. Hem de on yıllardır.

Bilim derseniz onlardaydı. Kimsenin aklının ve gücünün yetmediği araştırmalar, en parlak yayınlar, en ufuk açıcı fikirler, yaptığı her çalışmayı bulunmaz Hint kumaşı gibi pazarlayabilen profesörler onlardaydı. Ağızlarını yayarak konuşmakta da çok başarılıydılar.

Tamam, işin felsefesine çok bir katkıları yoktu ama tüm klinik psikiyatriyi, tüm psikiyatrik durumları baştan aşağı değiştirecek yeni bir çağın öngününde olduklarını düşünüyorlardı. Yarım yüzyıl önce tüm psikiyatri uygulamalarını belirti, yakınma azaltıcı moleküllerle nasıl değiştirmeyi başardılarsa yine aynısının olacağını düşünüyorlardı. Genler, beyin görüntüleme ve nörobiyoloji ile psikiyatride her şeyi değiştireceklerdi. Son yirmi yılı da bu heyecanla geçirmişlerdi.

Ta ki devlet başkanlarının “uçarı” hallerine toslayıncaya kadar.

Şimdilerde kimse genlerden, nörobiyolojiden, beyin görüntülemeden bahsetmiyor. Birden, çok geçmişte kalmış tartışmalara ve teorilere dönmek zorunda kaldılar. Hâlbuki hepsini çoktan aşmışlardı.

Tabii ki kimse hatırlamıyordur: Amerikan psikiyatrisi, psikiyatri ve siyaset arasında kurulan yukarıdaki denklemi hep çok sevmiştir ve üstünde çokça da tepinmiştir. Şimdi söz konusu denkleme kurumsal düzeyde hararetle sarılmalarına bu nedenle çok şaşmamak gerekiyor. Biraz çaresizlikle ve hatta tehditvari bir içerikle (açıklamadaki şu ifade örneğin oldukça ilgi çekici: “bir kez daha, üyemiz olsun ya da olmasın tüm psikiyatristleri kişiler hakkında konuşmama kuralına uymaya çağırıyoruz”) en iyi bildiklerini yapıyorlar. Psikiyatriye siyaset bulaştırmayın diye, diye siyaset yapıyorlar. Tıpkı bir zamanlar bolca yaptıkları gibi.

Ne zaman mı? Çok değil; 20-30 yıl öncesinden bahsediyorum. Psikiyatrinin siyasi amaçlarla kullanılması kabul edilemezdir diye, diye zamanında neleri kabul ettirmişti, Amerikan psikiyatrisi! “Psikiyatrinin kötüye kullanımı” meselesi, soğuk savaşın açık ve net bir silahıydı. Hemen her platformda Sovyet psikiyatrisini “psikiyatriyi siyasete alet etmekle” suçlamışlardı. Ve etkili de olmuşlardı.

Amerikan psikiyatrisi bu söylem sayesinde 1970ler ve 80ler boyunca, yeni solun etkisinde olan Avrupa psikiyatrisini etkisizleştirmeyi ve psikiyatride anti-Sovyetik çizginin daha da belirginleşmesini sağlamıştır. Açık ve net siyaset yapıyorlardı ama kimse de çıkıp Amerikan Psikiyatri Birliği’nin anti-komünistlik yaptığını söyleyemiyordu.

Şimdi sistem içindeki krizlerini aynı çizgiden çevirmeye çalışıyorlar. Hem de soğuk savaş döneminden kalma bir motto ile.

Öte yandan Yale Üniversitesi’nden bir psikiyatri doçentinin, Bandy Lee’nin başını çektiği ekip ise Trump’ın psikiyatrik tanısından çok tehlikeliliğine dikkat çekiyorlar [2]. Tanı koymak gibi bir dertlerinin olmadığının altını çizen ekip geçtiğimiz aylarda çok ses getiren bir kitap yayınlamıştı [3]. “Tanısal değerlendirmenin farklı olduğunun elbette ki farkındayız. Ama karşı karşıya olduğumuz durumda aslonlan tehlikeliliktir.” diyorlar.

Buna göre tanı kişiyle, tehlikelilik ise yaşanan bir durumla ilgilidir. Kişilerin psikiyatrik bir hastalıkları olabilir ama tehlikeli değildirler. Öte yandan da kişiler tehlikeli olabilir ama psikiyatrik bir bozuklukları bulunmayabilir. Yani, arada mutlaka bağlantı olmak zorunda değil demeye getiriyorlar. Örneğin kalp krizi gibi. Kişinin kalp hastalığı yoktur ama kalp krizi geçirebilir ve bu durumda bir hekimin müdahale etmesi tartışılmaz bile.

Lee aynı durumun psikiyatrik durumlar için de geçerli olduğunu söylüyor: Kişinin kendisinin ve başkalarının güvenliğini, varlığını tehdit eden bir durumda ortaya çıkan tehlikeliliktir diyor.  Ve müdahele edilmesi kaçınılmazdır diye ekliyor. Böylece Amerikan Psikiyatri Birliği’nin “psikiyatristler değerlendirmedikleri tanınmış kişiler hakkında toplum önünde açıklamalar yapmazlar” kuralını da çiğnememiş oluyorlar.

Bu “cesur” çıkış aynı zamanda akla da çok yatkın görünüyor. Ama tam da Trump siyaseti [4] ve genel olarak günümüz siyaseti karşısındaki körlüğü sembolize ediyor. Kapitalizm karşısındaki tüm muhalefetin aynı açmazına dayanıyor: Her şeyin çoktan rayından çıktığı bir dünyada kapitalizmi, kapitalistleri ve siyasetçilerini sağduyulu, akıllı, mantıklı olmaya çağırıyorlar. Karşınızda “evet, ben deliyim” diyen birileri, bir sistem var ve siz de “ama bu durum çok tehlikeli” diye uyarıda bulunuyorsunuz. Hepsi bu.

Siyasi bir krize durumu kurtarmaya çalışan, şaftı kaymış bir dünyaya geçici çözümler öneren safdilli bir yanı var bu tarzın. Evet, akla çok yatkın: Apaçık ortada olanı işaret ediyorsunuz ve teknik bir çözüm öneriyorsunuz. Cenaze levazımatçısı gibi. Kimin, nerede, neden ve nasıl öldüğü ile ilgilenmiyorsunuz. Ve diyorsunuz ki: “Aman, deliyle deli olmayalım.”

Amerikan psikiyatristlerinin bu tartışmalarından, Trump’ı karşıya alan çıkışlarından heyecanlanabilecek çok kişi olduğunu tahmin edebiliyorum. Ama tartışmaların ufkuna değil de anına odaklandığınızda siz de aynı çembere yakalanacaksınızdır: Düzeni kurtarma çemberine.

Diyelim ki Trump’a ya da bir başka siyasi lidere çeşitli tanısal testler yapıldı. Karakter örüntüsünü açığa çıkaran projektif testler uygulandı. Ne olacak? Ne olacağı söyleyeyim: Eşikaltı bazı özellikler dışında gayet normal çıkacaktır. Çünkü bir bakın etrafınıza: Trumpgiller familyasından bir sürü insan var zaten hayatta. Ve her şey, nereden baktığınıza bağlı olarak, gayet “normal” sürüp gidiyor. Onca deliliğin içinde gayet normal geçip gidiyor hayat.

Tüm bunlara karşı insanlığın ihtiyacı, deliyle deli olmamak değil ki.

Tam tersine deliden daha deli olabilmek.


[1] APA Calls for End to 'Armchair' Psychiatry, 09.01.2018

[2] Trump is now dangerous – that makes his mental health a matter of public interest, Bandy Lee, The Guardian, 07.01.2018

[3] The Dangerous Case of Donald Trump: 27 Psychiatrists and Mental Health Experts Assess a President

[4] İd siyaseti, Tolga Binbay, soL, 12.11.2016