Nâzım Hikmet’in oğlu, Aziz Nesin’in gelini: Kültür-sanatta veliahtlık ve miras sistemi

30/12/2016 Cuma
Nâzım Hikmet’in oğlu, Aziz Nesin’in gelini: Kültür-sanatta veliahtlık ve miras sistemi

Büyük bir yazarın çocuğu da büyük bir yazar mıdır? Büyük bir siyasetçinin oğlu da o siyasetçinin devamı mı kabul edilmelidir? Saygın bir sanatçının yasal varisleri, aynı zamanda o sanatçının sanatının doğal ve tartışmasız temsilcileri midir?

İdeoloji genetik olarak ya da evlilik yoluyla geçer mi? Büyük bir düşünürün, önemli bir sanatçının karısı/kocası/ kardeşi/çocuğunu da o sanatçı/düşünür gibi mi kabul etmeliyiz?

Bu soruların yanıtı elbette hayırdır.

İdeolojiler, düşünceler, anlayışlar genetik olarak ya da evlilik yoluyla geçmez. Bir düşünürün akrabaları o düşünürün kendisi değildir. Bunlar herkesin bildiği şeylerdir. Oysa ülkemizde sıklıkla bunun tersi birçok olay yaşarız.

*

Aziz Nesin’in oğlu Ahmet Nesin’in eşi Hilal Nesin Türkiye’yi terk edip Fransa’ya yerleşme kararı almış (1). 

Cumhurbaşkanına hakaret ettiği iddiasıyla hakkında soruşturma açılan Hilal Nesin, bu kararını duyururken şu ifadeleri kullanmış:

“Üstelik ben bide susmaz sinmez gazeteci yazar Ahmet Nesin'in eşiyim. Duuuur dahası var, daha fenası var üstelik Aziz Nesin'in konuşan geliniyim, siz kolay mı sanıyorsunuz bu ülkede Aziz Nesin'in konuşan gelini olmayı.”

Korku, kaçma isteği, ülkeyi terk etme, umutsuzluk… Bunların hepsi insani tepkidir; bireysel düzlemde gayet anlaşılabilir. Bir insan, bu ülkede olanlar karşısında ülkeyi terk etmek isteyebilir. Her insanın kişisel gündemi farklı olabilir; her insan bu türden olumsuz duygular yaşayabilir. Burada eleştirilmesi gereken şey, bu son derece kişisel duyguya, sanki dünyanın en büyük devrimci eylemini yapıyormuşçasına teorik kılıflar bulmak, bu öznel davranışı teorize etmektir. Hilal Nesin’in, bu beyanına Aziz Nesin’in adını karıştırmasının amacı nedir? Bu davranışta Aziz Nesin ile ilişkili ne vardır?

Hilal Nesin’in soyadı dışında Aziz Nesin ile ne ilişkisi vardır?

Giden gider; kalan kalır. Bu öznel davranışa bu kişisel duyguya, yıllarını hapiste geçirmiş Aziz Nesin’i alet etmek ahlaki değildir. Aziz Nesin defalarca öldürülmek istendiği, hapis yattığı, sürgüne gönderildiği halde bu ülkeyi terk etmedi; hapis yattı, beş parasız kaldı, sürgüne gitti. İsteseydi bu ülkeyi terk edebilir, son derece rahat bir yaşam sürdürebilirdi. Bu olanaklar sunulduğu halde o ülkesini terk etmedi, bu topraklarda mücadele etti. Aziz Nesin’i Aziz Nesin yapan özelliklerden birisi de yazdıkları kadar bu inatçı tutumu, bu direngen tavrıdır. Aydın tutumu budur.

Herkesin Aziz Nesin gibi davranmasını bekliyor değilim. Ancak böyle davranmış olan bir aydınla akrabalık ilişkisi üzerinden, bu tavra tamamen zıt bir davranışa meşruluk kazandırmanın ahlaki bir tarafı yoktur.

Fidel Castro’nun ABD’ye göç eden kızı, F. Castro’yu ne kadar temsil ederse Hilal Nesin de Aziz Nesin’i ancak o kadar temsil edebilir (2,3).

*

“Babam ruble için şiir yazardı.” diyen Nazım Hikmet’in oğlu,  Nazım Hikmet’in sanatını temsil etmekte midir (4,5)?

“Babam ruble için şiir yazardı” diyen Nazım Hikmet’in oğlunun, Nazım Hikmet’in yasal varisi olsa bile onunla ideolojik olarak ne ilgisi olabilir?

Uğur Mumcu’nun oğlu diye Özgür Mumcu’nun her söylediğini Uğur Mumcu’nun beyanı olarak mı kabul etmeliyiz? Uğur Mumcu’nun oğluna Uğur Mumcu muamelesi yapmak neyin nesidir?

Aziz Nesin’in çocukları Aziz Nesin midir? Ali Nesin’in siyasal düşünceleri, bugüne dek desteklediği görüşlerle Aziz Nesin’in görüşlerinin ne ilgisi vardır (6,7)?

Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney’in siyasal tavrı ya da sanat konusundaki söyledikleri Yılmaz Güney’le özdeş midir? Örneğin “Mahzun Kırmızıgül Yılmaz Güney’in mirasçısıdır” (8) gibi gülünç bir yargıyı, sırf Yılmaz Güney’in eşi söyledi diye ciddiye mi almalıyız? Bu sözler Yılmaz Güney’in Mahzun Kırmızıgül’ün sinema anlayışını onaylaması anlamına mı gelmektedir?

Orhan Kemal Roman Ödülü jürisinde Orhan Kemal’in oğlu var diye ödül alan romanlar O.Kemal’in sanat anlayışının devamı mı kabul edilmelidir? Çıplak ve Yalnız isimli Orhan Kemal karşıtı romana Orhan Kemal Roman Ödülü vermeleri karşısında susmalı mıyız (9)?  “Ne de olsa üstadın oğlu da jürideydi” diyerek sessiz mi kalmalıyız?

Orhan Kemal’in sanatsal mirası, onu “piyasa edebiyatının pahalı bir parçası” haline getirmek isteyen bu anlayışın karşısındadır. Orhan Kemal’in sanatı, böyle bir anlayışa terk edilemez/edilmemelidir.

“Yetmez ama evet” sloganıyla tanıştığımız son anayasa referandumu ile ilgili olarak Fatsa eski belediye başkanı Fikri Sönmez’in oğlu Naci Sönmez evet oyu vereceğini açıklamıştı. Konuyla ilgili haber şöyleydi:

12 Eylül darbesinin ardından babası cezaevinde işkenceden ölen Naci Sönmez, referandumu iple çekenlerden. Vereceği oyun 'evet' olduğunu belirten Sönmez, referandumun siyaset üstü olduğuna işaret ediyor. Sönmez, "Bu değişimi kimin yaptığı, kimin eli ile bu değişikliğin gerçekleştirildiği önemli değildir. Burada önemli olan neyi getirdiğidir." diyor (10,11). 

Fikri Sönmez’in oğlunun söyledikleri Fikri Sönmez’in görüşleri midir? Fikri Sönmez yaşasaydı “yetmez ama evet”çi mi olurdu?

Örnekleri ne yazık ki çoğaltabiliriz.

*

Saygı duyduğumuz, görüş veya sanatlarının bize yol gösterdiği sanatçı/düşünür/siyasetçilerin yasal varisleri, oğulları, kızları, eşleri, o sanatçı/düşünür/siyasetçilerin KENDİLERİ değildir.

Nazım Hikmet’in oğlu Nazım Hikmet değildir.

Orhan Kemal’in oğlu Orhan Kemal değildir.

Yılmaz Güney’in eşi Yılmaz Güney değildir.

Aziz Nesin’in gelini, Aziz Nesin hiç değildir.

Saygı duyulan düşünür, yazar veya sanatçıların akrabalarının görüşleri ya da davranışları, akrabası olduğu kişileri değil SADECE VE SADECE KENDİLERİNİ bağlar. Bu tür açıklamalar, bu kişilerin kişisel görüşlerinden öte bir anlam ifade etmemelidir. Saygı duyulan sanatçı-yazar-düşünürlerin akrabalarına bir takım görüşleri söyleterek bu sanatçı-yazar-düşünürlerin saygınlığından yararlanmak, bu saygın isimler üzerinden ilgili-ilgisiz görüşleri meşrulaştırmak son derece ucuz bir numaradır. Bu tutum, bir “kabilecilik yaklaşımı”dır, “adam kafalama”nın basit yollarından birisidir. “Adam kafalama”nın ise ahmaklaştırıcı bir etkisi vardır. Bu yöntemi en çok kimlerin kullandığına bakılırsa bu yargıya ulaşmak hiç de zor değildir.

Tarihin altın yasasına gelince o burada da hiç şaşmaz:

Ahmaklaştıranlar, ilk önce ahmaklaşır.

[email protected]


Dipnotlar

1.http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/645849/Hilal_Nesin__Turkiye_y...

2. https://tr.sputniknews.com/turkish.ruvr.ru/news/2014_08_07/Fidel-Castron...

3. https://en.wikipedia.org/wiki/Alina_Fern%C3%A1ndez

4. http://t24.com.tr/haber/nazimin-mirasi-zoraki-evlat-memetin-elinde,69626

5. http://www.ilkehaber.com/haber/oglundan-nazim-hikmete-sok-3775.htm

6. http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/ali-nesin-neden-evet-dedigini-...

7. http://www.gazetevatan.com/ali-nesin-den-kizdiracak-aciklamalar-626063-g...

8. http://www.hurriyet.com.tr/mahsun-yilmazin-mirascisi-11332680

9. http://www.insanbu.com/eski/a_haberd6ad.html?nosu=1619

10. https://www.facebook.com/pg/akp-zihniyetine-HAYIR-referanduma-EVET-14171...

11. http://www.mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/basin-aciklamalari/1/darbec...