'Kapatılmadıkça kapanmayan' bir kültür, sanat, edebiyat dergisi: Evrensel Kültür

14/11/2016 Pazartesi
'Kapatılmadıkça kapanmayan' bir kültür, sanat, edebiyat dergisi: Evrensel Kültür

1968’in 30. Yılı… Ve Atilla İlhan’ın Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde Denizleri ve 68’i ‘değerlendirdiği’ bir dizi yazı… Makalelerin her biri ağır ithamlar içermekte. Örneğin, birinde şu tümceler yer alıyor:

“68 hareketinin ‘mirası’ iki vahim gerçek masamızın üzerindedir : 1- PKK gerçeği 2- Çeteler gerçeği!.. Çatlı, Oral, Ağca vb. nereden geliyor… Komünizmle Mücadele örgütlerinden mi değil mi? Daha temiz ve daha hakça bir toplum için mücadele edenlerin sonunda işi banka soymaya, adam kaçırmaya , katliam örgütlemeye dökmesine şaşmalı mı?”

Bu ve benzeri ifadelerin yanı sıra birçok dayanaksız olay ve yorum içeren yazılara karşı yanıt hakkı kullanmak istedim. Ne var ki, sayın İlhan’ın kendisiyle yaptığım görüşme dahil olmak üzere sonuç alamadım. Aydın Çubukçu’yu aradım ve durumu anlattım. Önce İnsancıl’a başvurmamı önerdi ama konuşma sırasında, “Serpil, biliyorsun ben Evrensel Kültür’ün genel yayın yönetmeniyim. Yazıyı dergiye koysak?” deyince çok sevindim. Kasım 1998’de dergide yayınlanan “68’in Asıl Mirası Neydi?” başlıklı yazı, üniversite yıllarında Dev Genç’in yayın organı İleri’ye yazdığım birkaç isimli- isimsiz yazı dışındaki ilk denememdi. Bu anlamda, Evrensel Kültür, birçok insan gibi benim de yazarlık serüvenimdeki ilk göz ağrımdır.

Evrensel Kültür, 12 Eylül darbesi sonrasında, 1991’de, NETAŞ’la tetiklenen 1989 Bahar eylemlerinin ve büyük Zonguldak direnişinin topluma taşıdığı diriliş ve başkaldırı ortamında yayın hayatına başladı. Amaç, darbe sonrası toplumun üzerine çöken korku, bezginlik ve yasaklardan doğan duraksama halini siyasi-edebi bir dergi çerçevesinde de olsa sona erdirmekti. Aydın Çubukçu’nun ifadesiyle, “Evrensel Kültür” darbe sonrası “toparlanmak, yeniden topluma seslenmek, yaratmak ve yeni bir hayat kurulabileceğine dair bir şeyler biriktirmek” gereğini duyan devrimcilerin bir atılımıydı.(1) Umudu yeşertecek, güncel sanat edebiyat ortamında olup bitenlere daha derinden, daha geniş bir açıdan bakacak, başka bir ifadeyle tarihsel maddeci açıdan olayları değerlendirecek bir dergiye gereksinim duyulmaktaydı.

Gerçekten de, Evrensel Kültür çıktığı günden itibaren insanlığın ve ülkenin kültür zenginliğini vebirikimini genç kuşaklara tanıttı ve aktardı. Her sayı, şiirlerle, sayısız güzel fotoğraflarla, bilim ve sanatı irdeleyen araştırma ve makalelerle bezenmişti. Aylık dosyalarda, tarihsel ve güncel olaylar enine boyuna tartışılıyor, “gerici ve yoz” olan eleştiriden payını alıyor, ilerici ve devrimci olan destekleniyordu. (2) Kültür emperyalizminin, neo liberal düzenin kitlelere ve topluma siyasal, ideolojik ve yapısal yansımaları inceleniyor ve bu bağlamda kapitalizm eleştirisi okura sosyalizm seçeneği ile birlikte sunuluyordu. (3) Dergiyi çıkaranların bir diğer ereği, Anadolu’nun binlerce yıllık birikimini, tarihimizdeki isyancı gelenekleri, halk kültürünün maddeci, halkçı, emekten yana özelliklerini araştırmakı ve bunları günümüz devrimci mücadelesiyle ilişkilendirmekti. (4) Bu nedenle, Evrensel Kültür, kendisini edebi ürün ve tartışmalarla sınırlı tutmamış, insanlık tarihinin yolculuğunu da gündemine almıştı.Evrensel Kültür zaman zaman boyut ve biçim değiştirdi ama devrimci içeriği, devrimden yana duruşu hiç değişmedi.

Ahmet Say, “İnsanoğlu İnsanlar” isimli son kitabında,böyle temeli sağlam bir yayın organının, geniş ve sağlam bir okur tabanına sahip olduğu için “kapatılmadıkça kapanmayacağını” yazar. “Kapanmayı bırakın, yer sarsılır, Evrensel Kültür sarsılmaz” der.

Evet, Evrensel Kültür kapatılmadıkça kapanmazdı ama 15 Temmuz darbe bahanesiyle, basın ve düşünce özgürlüğünü ayaklar altına alan AKP iktidarının estirdiği faşist rüzgârla birlikte kapılarına kilit vurulan ve aralarında Hayat TV, Özgür Gündem, Özgürlük Dünyasının da bulunduğubir çok radyo, TV, basın organı ve dernek gibi, o da gece yarısı gelen bir KHK ile kapatıldı.

Aydın, Evrensel Pazar’ın 6 Kasım 2016 tarihli sayısındaki yazısına, “Evrensel Kültür’e Veda” başlığını koymuş. Ben bunu geçici bir veda olarak yorumladım çünkü ülkemizde hüküm süren zulüm, baskı ve haksızlıklar sona ermeden gelecekteki güzel günlerin umudu ve o güzel günler için emekçi halkların verdiği mücadele bitmeyecek. Ve sonunda insanlık galip gelecek.

O nedenle, yılı ve günü bilinmez ama “Evrensel Kültür”, yeni kapağıyla, güncel ve devrimci içeriği ve yeni kadrosuyla mutlaka ama mutlaka bir kez daha okurlarına gülümseyecek.


1 Nuray Sancar (Kasım 2016), “Evrensel Kültür…Yurdun”, s.6, Evrensel Pazar, İstanbul

2 Bakınız, Ekim 2015, 286. Sayı, “100 yıl boyunca Tevfik Fikret” dosyası

3 Bakınız, Mayıs 2005, sayı 161, “Amerika-3, Amerika’nın perdesi: Hollywood” dosyası, Ağustos 2005, sayı 164, “Kent, Mimari, İnsan” dosyası, Ocak 2000, sayı 97, “Yeni bir çağ?”…

4 Aydın Çubukçu (Kasım 2016), “Evrensel Kültür’e Veda”, s. 24, Evrensel Hayat, İstanbul