Zor mu?

22/02/2013 Cuma
Zor mu?

Geçen günlerde Sinop ve Samsun’da yaşananlar, “Demokratik tutum ve anlayışlar kazanmak zor mu?” sorusunu akla getiriyor.

Günlük yaşam içindeki gözlemler, genelde insanların kendi yararına olan konuları çabuk öğrendiğini gösteriyor. İnsan yararına olan konular da, bencillik, yalan söyleme, sahtekarlık gibi bireysel yarar sağladığı sanılan konular ile eşitlik, adalet, insan hakları, demokratik tutum ve anlayış gibi gerçekten herkese yarar sağlayacak konular oluyor.

Gözlemler, ehliyet alanların genelde öncelikle neyi öğrendiğini de gösteriyor. Türkiye’de ehliyet alan, çabucak, kurallara uymamanın, ışıklarda durmamanın, güvenlik şeridinde gitmenin ve yayalara yol vermemenin dayanılmaz çekiciliğini öğrenip uyguluyor! Batıda ehliyet alan ise ilk ağızda, yayalara öncelik vermeyi ve trafik kurallarına uymayı öğreniyor. Batıda böyle davranan gurbetçi yurttaşımız Türkiye’ye gezmeye geldiğinde de, hemen buradaki düzene uyuyor.

Bu gözlemi şöyle genelleştirmek de mümkün oluyor: Ülkenin içinde bulunduğu düzen bu tür öğrenmeleri kolaylaştırıyor. Örneğin özellikle 12 Eylül darbesinden bu yana, köşe dönmeyi, evrakta sahtecilik yapmayı, rüşvet alıp vermeyi çok daha çabuk öğreniyoruz. İktidarlar da girişimci ve rekabetçi öğrenci yetiştirmeye soyunarak, emek sömürüsünü pekiştirerek, haklarında akçalı işlerle ilgili dosyaları olan milletvekillerine dokunmayarak bu tür öğrenmeleri desteklemiş ve kolalaştırmış oluyor.

Oysa iş eşitlik, adalet, emeğe saygı, insan hakları, demokratik tutum ve davranışları, kısaca her bir bireyin ve dolayısıyla tüm toplumun yararına olacak öğrenmeler olunca, genelde iktidarlardan bir destek gelmiyor. Hatta zaman zaman da tam tersi oluyor iktidarlar bireyin/toplumun herkesin yararına olacak öğrenimlerinin önüne set çekiyor. Yanlış bilgi veriyor yanlışlığı bile bile yayıyor, insanları ters yönde kışkırtıp destekliyor.

Yeni bir hareket olarak muhalifleri bir çatı altında toplama amacını güden Halkların Demokrasi Kongresi (HDK), Çorum’da etkinliğini doğal koşullar içinde gerçekleştiriyor. İsteyen toplantıya katılıp konuşmaları dinliyor, istemeyen katılmıyor, ama kimsenin aklına onların toplantısını engellemek gelmiyor. HDK bileşenleri Sinop’a geçince, onlara karşı farklı bir ortamın hazırlandığı belli oluyor.

Bu tür ortamların hazırlanması iktidarların desteği olmadan kolay olmuyor. Ne yazık ki bu tür olaylar, ilk kez de olmuyor şimdiki iktidar gibi iktidarlar oldukça, devam edeceğe benziyor.

Bırakalım daha öncesini, (sözde) çok partili demokratik yaşama geçtiğimizden bu yana, benzeri olaylar görülüyor.

B. Boran, Boratav ve Berkes, CHP’nin desteğiyle mecliste çıkarılan bir yasayla kadroları iptal edilerek üniversiteden uzaklaştırılıyor.

Demokrat Parti’nin yönlendirme, kışkırtma ve desteği ile 6-7 Eylül 1955’de azınlıklara karşı vahşet sergileniyor.

Adalet Partisi’nin yönlendirme, kışkırtma ve desteği ile 16 Şubat 1969’da ‘Kanlı Pazar” yaşanıyor. Kahraman Maraş, Çorum, Sivas, Gazi Mahallesi gibi olaylar çok bu ülkede.

Günümüzün ileri demokrasi (!) sözcüleri, A. Menderes ile T. Özal’ı demokrasi havarisi olarak sunuyorlar (havarilikte ikinci sırada olan S. Demirel, 28 Şubat’ın müsebbibi ve türban karşıtı tavır koyunca, demokrasi havariliğini kaybetmiş bulunuyor).

Oysa Menderes, muhalefete karşı hırçınlığın öncülüğünü elinde bulunduruyor. İktidarını eleştiren akademisyenlere, “Kara cüppeliler” ve genel seçimlerde, “Odunu aday göstersem milletvekili seçtiririm” diyen o! Muhalif akademisyenleri bakanlık emrine alacak yasayı çıkaran, muhalif parti liderlerini içeri tıkan, Kayseri’de ve Topkapı’da İnönü’ye yaşamı dar edenleri destekleyen o! Vatan Cephesi’ni üreten ve muhalefeti sindirmek için Anayasa’ya aykırı olarak 18 Nisan 1960’da mecliste Tahkikat Komisyonu’nu kuran da o! Öyle olduğu için havari sayılıyor!

12 Eylül 1980 askeri darbesini yapanların, hukuku ayaklar altına alanların, çocuk yaştaki suçluları idam edenlerin, 1402 sayılı yasayla binlerce memuru işinden atanların ve emek sömürücülerin ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcılığını yapan ve “Ben insanın zenginini severim” diyen T. Özal da, onların demokrasi havarisi!

Şimdiki iktidar, demokrasiyi Menderes’ten ve Özal’dan öğrenince ne yapıyor öğrendiklerini uyguluyor. Kim muhalif ise, üzerine gidiyor.

Bu tür iktidarlar sayesinde, toplum, eşitlik, adalet, insan hakları, demokratik tutum ve anlayış gibi herkese yarar sağlayan konuları öğrenmede zorluk yaşıyor. İktidarlar sağlıklı öğrenmeleri önlemek için muhalif kuruluşları olur-olmaz davalarla sindirmeye kalkıyor
Amerikan karşıtlığına terör diyor. Bu nedenle, öncelikli olarak Amerikancı olanlara karşı çıkması beklenenler, Kanlı Pazar’da “Amerika defol” diyen üniversite gençliğine saldırdıkları gibi, günümüzde de Amerikancılara, demokrasi ve insan hakları karşıtlarına karşı çıkacaklarına, örneğin, “Patriotlara hayır” diyenlere, eşitlik, demokrasi ve adalet isteyenlere karşı çıkıyor.

Toplum karşıtı iktidarlar, bilgi kirliliği yaratarak, insanların duygularıyla ya da korkularıyla oynayarak, sağlıklı öğrenmelere izin vermiyorlar.

Oysa insanların iyi şeyleri öğrenmesi çok kolay iktidarlar rahat bıraksa!

[email protected]