Yollu mu, yolsuz mu?

24/01/2014 Cuma
Yollu mu, yolsuz mu?

Türkiye’de akıl-almaz şeyler oluyor. Sanki kimileri mali konulardaki yolsuzlukları, umursamasa da, yolsuzluk olarak görüyor da, diğer yolsuzlukları yolsuzluk olarak görmüyor gibi. Bir iş yolu yordamıyla yapılmıyorsa, işin ucunda “para” yoksa neredeyse ortada yolsuzluk var denemeyecek! Son bir ay içinde olanları anımsayalım.

12’sinde evlendiriliyor 13’ünde ana oluyor ve 14’ünde ölü bulunuyor! Sonra da Kader’e,“Kader” deniyor!

Roboski’de, çoğu çocuk 34 yurttaşın öldürülmesiyle sonuçlanan vur emrini kimin verdiği hâlâ bilinmiyor yetmiyor, dava takipsizlik kararıyla kapatılmak isteniyor!

Bir mahkeme, yollarını kestikleri kadınların elbiselerini yırtıp göğüslerini elleyen kişilerin bu eylemini, 'Objektif olarak şehevi nitelik taşımamaktadır' diyerek cinsel saldırı saymıyor!

Bir başka mahkeme, maden şirketinin çevreyi kirletmesine aldırmıyor da, 'Bu maden zehir saçıyor. Bu madende neden çalışıyorsunuz?' diyenleri, 'iş ve çalışma hürriyetini ihlal' suçundan 1 yıl hapis cezasına çarptırıyor!

Suriye’ye silah götüren bir tır yakalanıyor yakalayan savcı görevden alınıp tır Suriye’ye yollanıyor!

Bir iki kentte, mahkeme kararıyla El-kaideyle ilişkili görülen yerlerde arama yapılıyor arama yapan polisler, anında görevden alınıp başka yerlere sürülüyor!

TBMM’de, HSYK tasarısı komisyon toplantısı öncesinde bir milletvekili, Yargıçlar Sendikası Başkanı’na tekme atıyor!

Başbakan’ın oğlu, 17 Aralık yolsuzlukları nedeniyle mahkeme kararıyla 5 Ocak’ta ifade vermeye çağrılıyor hâlâ bekleniyor!

17 Aralık yolsuzluk davasını başlatan savcı, görevden alındığında, “Başbakan, ‘Soruşturmayı durdur, yoksa senin için kötü olur’ mesajı yolladı” diyor!

AKP, zamanında, kendi elleriyle yerleştirdiği ve düzmece delillerle mahkumların sözde itiraflarıyla rektörler ve askerler başta olmak üzere istediklerini Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla tutuklanmalarını sağlayanları, göklere çıkarmıştı. 17 Aralık yolsuzluğundan sonra onlar F-tipi olmakla suçlanarak bir bir görevden alınıyor, bu kez E-tipi kadrolaşmaya gidiliyor! Göreve getirilen E-tipi polisler, mahkemelerin yeni soruşturmalarla ilgili kararlarını dinlemiyor!

Yeni Adalet Bakanı Bozdağ, “Önemli davalarda sesimizi çıkarmadık, hata yaptık,” Başbakan danışmanı, “Orduya kumpas kuruldu” ve diğer AKP yetkilileri “Yanıldık” diyorlar! HSYK’nın yapısını değiştirmek için can havliyle çalışıyorlar ancak Ergenekon ve Balyoz gibi davalardan mahkum olanlar için hiçbir şey yapılmıyor! Bu davalarla ilgili olarak, geçmişte yargıda olup bitenleri yakından bildikleri için eleştiren İstanbul Barosu, “yargı görevini yapanı etkilemeye teşebbüs” suçuyla yargılanmaya devam ediyor!

Yargıtay, ortalık toz duman olmuşken, AKP yargıda ve poliste çeteleşme var-paralel devlet var derken, şike konusundaki kararını açıklayıveriyor. Milyonlarca dolar rüşvet alanlar ve rüşvet verenler ortalıkta elini kolunu sallayarak dolanırken, kime ne rüşveti verdiği bile belli olmayan, en fazla her kulübün yaptığını yapmış olabilecek bir kulüp başkanı, yıllarca hapse mahkum ediliyor!

HSYK’da, atama, nakletme, geçici yetki verme, kadro dağıtma gibi önemli işlere bakan (ve F-tipi olduğu sanılan) Birinci Daire üyesi hakimler değiştirilip yerlerine (E-tipi oldukları düşünülen) hakimler getiriliyor ve bu daire hemen, Ergenekon, Balyoz ve 17 Aralık davalarını yürüten savcılarla Başbakan’ın oğlunu ifade vermeye çağıran 20 savcının görev yerlerini değiştiriyor! Birkaç gün sora, 96 hakim ve savcının başına da aynı şey geliyor!

Türkiye İstatistik Kurumu, enflasyon hesabını, halkın en çok tükettiği temel gıdalar üzerinden yapsa enflasyondaki yıllık artışın yüzde 16,2 olduğunu açıklayacağına, halkın çok az kullandığı gıda maddelerini de katarak hesap yapıp enflasyon yüzde 7,4’tür diyor!

Ergenekon ve Balyoz gibi davlarda tutuklu olanlara uygulanan görüşme sınırı, 17 Aralık yolsuzluk davasıyla tutuklananlara uygulanmıyor!

Piyasaya düşen kasetlerden birinde, konuşan kişinin, “Abi bu şey çıkacak mı? Yüzde 6 meselesi diyordunuz… İhtimali var mı onun” sorusuna Başbakan, “Tabii, tabii” diyor!

İçişleri eski bakanlarından Akşener, Erdoğan’ın bir dönem “tamponu telle bağlı arabaya bindiğini” belirtip “Şimdi ise oturduğu ev 4,5 milyon dolar” diyor (Sözcü, 11 Ocak 2014)!

Cumhurbaşkanı, kendisini ziyaret eden tıpçıların “tam gün yasası” ile ilgili eleştirilerine hak veriyor, sonra da yasayı veto edeceğine, onaylıyor!

AKP’nin tasfiye ettiği cemaate, CHP kucak açıyor!

İşler yolu yordamında mı? Ne dersiniz?

[email protected]