YÖK bir alem!

28/01/2014 Salı
YÖK bir alem!

YÖK Genel Kurulu (YÖKGK), hepi topu 21 kişi ama, tıpçılarıyla, mühendisleriyle ve ilahiyatçılarıyla, Allah için her derde deva olan ve her şeyi çok iyi bilen bir kurul!

YÖKGK 16 Ocak’ta toplanıyor, herhalde ince eleyip sık dokuyarak bir çırpıda önemli kararlar alıyor. Üç devlet üniversitesinin her biri için 6’şar rektör adayından üçünü eleyip Cumhurbaşkanı’na sunulacak üçer rektör adayı belirliyor. Beş vakıf üniversitesinin mütevelli heyetlerinin seçtiği rektör adaylarını inceleyip onay veriyor. Üç farklı üniversiteye, üçer aday arasından birini seçip üç dekan atıyor. YÖKGK bu, bu kadarla kalır mı, yine bir çırpıda, 20 bin olan pedagojik formasyon kontenjanını 30 bine çıkarıyor.

YÖKGK toplantısının arkasından YÖK Başkanı Çetinsaya 17 Ocak’ta açıklama yapıyor, Hürriyet’te 18 Ocak’ta yer alan açıklamalar, muhabirden kaynaklanan nedenlerle mi yoksa açıklamanın kendisi öyle olduğundan mı nedir, pek anlaşılmıyor. Çetinsaya, “Artık şu anda mevcut öğrenciler yani bizim alan öğretmenlikleri dediğimiz öğretmenlikler bakımından öğrenci yetiştiren branşlarda, fakültelerde öğrencilere, öğrencilikleri boyunca da formasyon eğitimini, formasyon sertifikası programını mümkün kılacağız. Öğretmenlik yapsa da yapmasa da herkesin alacağı bir formasyon sertifika programının ona çok şeyler katacağını düşünüyoruz” diyor. Bu söylemden, fen-edebiyat fakültesi öğrencilerine, 15 yıldır uygulanmakta olduğu gibi mezuniyet sonrasında değil de, 1997 öncesindeki gibi öğrenciyken formasyon verileceği anlaşılıyor. Ancak Çetinsaya’nın, YÖK Başkanı Özcan’ın benzeri girişimini Danıştay’ın durdurduğunu neden görmezden geliyor? Anlaşılmıyor! YÖK’ün birkaç ay önce ortaöğretim öğretmenlik programlarına öğrenci alınmasını durdurmasına, fen-edebiyat dekanlarıyla yaptığı toplantılardan çıkan “Fen-edebiyat fakülteleri öğretmen yetiştirsin” isteğine, pedagojik formasyon kontenjanının şimdilik 30 bine ve gelecek yıl da daha da artırılacağına bakınca, bu adım, ortaöğretime öğretmen yetiştirmenin eğitim fakültelerine değil formasyonla halledileceğini (!) gösteriyor. Bu kararları alanlar, eğitim fakültelerinin neden açıldığına aldırmadığı gibi, 300 bin kadar eğitim fakültesi mezununun öğretmen olarak atanmayı beklemelerine de, şu anda eğitim fakültelerinde okuyan öğrencilere de aldırmıyor öğretmenliğin, diğer mesleklerden farklı bir meslek olduğuna da.

Polis, polis liselerinde ve akademisinde yetiştiriliyor. Asker, askeri liselerde ve harp okullarında yetiştiriliyor. İmam, imam hatip ortaokulunda, imam hatip lisesinde ve ilahiyat fakültelerinde yetiştiriliyor. Öğretmeni ise neden pedagojik formasyonla yetiştirmeye kalkışıyorlar? Anlaşılmıyor!

Aynı açıklamada Çetinsaya, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın politikalarıyla paralel kararlar almaya, Milli Eğitim Bakanlığı’nın vizyonu doğrultusunda politikalar geliştirmeye o konuda uyumlu bir politika izlemeye çalıştıklarını” söylüyor!

Ancak bu açıklamadan YÖK’ün neyin peşinde olduğu anlaşılıyor.

Bakanlığın vizyonu, AKP’nin bırakın on yılda yaptıklarını, son 1-2 yıl içinde yaptıklarına bakınca belli oluyor. 4+4+4 yasasını çıkardılar, bebeleri zorla ilkokula alarak erken yaşta imam hatip ortaokuluna geçmelerini sağladılar. Seçmeli din dersleri koyup her öğrencinin mollalaşmasını garantiye bağladılar. Yönetmelikleri değiştirip kızların türbana girmesini ve erken yaşta evlenmelerinin yolunu açtılar. Genel liseleri kapatıp çoğunu imam hatibe ya da meslek lisesine dönüştürdüler Anadolu liselerini kazanamayanları zorla o okullara yönlendirdiler. Binin üzerinde imam hatip ortaokulu açtılar. Seçme sınavlarıyla, Peygamber’in çocukken kimlerin yanında kaldığı ve zekatın neden ve ne zaman verildiği gibi Sünni-Hanefi öğretileri bilmeyenlerin Anadolu liselerine geçmelerini engellemeyi planladılar. Bakanlığın vizyonunun “piyasacı ve gerici eğitim” olduğunu bütün dünyaya ilan ettiler!

İnsanlar, üniversiteyi, ülkenin aklı/beyni olarak görüyor üniversitenin ülkedeki tüm kurumlara yol gösterici nitelikte olduğunu ve de yol göstermesi gerektiğini düşünüyor. Oysa bakanlığın yaptıklarını ve vizyonunu eleştirmesi gereken YÖK Başkanı, kalkıyor, bakanlık vizyonu doğrultusunda politikalar geliştiriyoruz diyor. Böylelikle Başkan, YÖKGK adına da, YÖK vizyonunun piyasacı ve gerici bir vizyon olduğunu ikrar ve de ilan etmiş oluyor. YÖKGK’yi oluşturan 21 alimden de bir itiraz bile gelmiyor!

Bu YÖK’ün, toplum için “bir alem” değil, başka bir şey olduğu görülüyor. Bu arada, ister istemez eğitim fakültelerinin ne yaptığı merak ediliyor!