YİBO’lar

21/05/2010 Cuma
YİBO’lar

Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’na kısaca YİBO diyoruz. Okulun adı her şeyi açıklıyor: Bu okullar, belirli bir bölgenin köylerindeki çocuklara yatılı olarak ilköğretim olanağı sağlıyor. Ülkenin doğusundan batısına var olan 593 YİBO yedi bölgeye göre şöyle dağılıyor: Marmara (21), Ege (28), İç Anadolu (67), Akdeniz (59), Güneydoğu Anadolu (78), Karadeniz (155) ve Doğu Anadolu (185).

Göç nedeniyle kırsal yörelerde yaşayan nüfus giderek azalıyor. Devlet, yeteri kadar öğrencisi olmayan binlerce köye ilköğretim okulu açmıyor. Ya yeterli öğrencisi olan köylere beş sınıflı okul açıyor ya da “birleştirilmiş sınıf” uygulamasıyla, ilköğretimin ilk beş sınıfında okuyan öğrencileri bir araya getirip bir ya da iki öğretmenle aynı anda okutuyor. Birleştirilmiş sınıfların açılamadığı bazı köylerdeki ilköğretim çağındaki çocukları, “taşımalı eğitim” uygulamasıyla her gün merkez ilçedeki bir okula getirip geri götürüyor. Çocuklar saatlerce kötü yollarda, eski püskü araçlarla, şoförün görgüsü, bilgisi ve anlayışıyla baş başa kalıyor. Yoksulluğun yaygın, okullaşma oranının düşük ve taşımalı uygulamasının da zor olduğu köylerdeki öğrenciler ile köylerinde 5 sınıfı ya da birleştirilmiş sınıfı tamamlayan öğrenciler YİBO’lara alınıyor.

İşin özünde devletin çocukları, birleştirilmiş sınıf söylemiyle bir mekana doldurması, taşıması ya da yatılı olarak toplaması değil, eğitim hizmetini çocuğun bulunduğu yerleşim yerine götürmesi gerekiyor ve bekleniyor. Ancak devlet bu asli görevini yerine getirmiyor, bölgenin durumuna göre yukarıdaki seçenekleri kullanıyor.

YİBO’lar, birleştirilmiş sınıflarda okuyan ya da taşımalı eğitime katılan çocuklara göre öğrencileri daha iyi yetiştirip geliştirme olanaklarına sahip okullar oluyor. YİBO’larda, okuyan çocukların ailelerinden uzak kalması, özellikle yeni öğrenciler için ilk bakışta olumsuz bir durum gibi görülüyor. Oysa yoksul ve çok çocuklu ailelerin yaşadığı yörelerde, genelde çocuklar çocukluklarını yaşayacak fırsatlara ve olanaklara sahip olamıyor. Kimi aileler onları angarya ya da yalnızca iş gücü olarak görüyor. Kimi ailelerin de kız çocukları çocuktan saymadığı, “Kaç çocuğun var?” deyince yalnız erkek çocuk sayısını açıkladıkları, bazen çocuklarının sayısını ve adlarını bile söyleyemedikleri biliniyor.

Bir arada yaşayan kalabalık aile içinde pek bir değeri olmayan çocuk, YİBO’da bir değer olduğunu görme fırsatı yakalıyor. Ailesinde tek kap yemeği bulmakta güçlük çeken çocuk YİBO’da üç öğün ve de her öğünde üç-dört çeşit yemek yeme olanağı buluyor. Ona üst baş veriliyor, ders kitabı dışında kitap görüyor, arkadaşı oluyor, gece gündüz evdeki dırdırdan kurtuluyor. Kış aylarının sert geçtiği ve köy yollarının haftalarca kapandığı yörelerde YİBO öğrencileri ara vermeden öğrenimlerine devam edebiliyor. YİBO’ya giden çocuğun iyi bir eğitim alıp özgürleşmesi ve ortaöğretime devam etme olasılığı artıyor, erken yaşta evlendirilme olasılığı ise azalıyor. YİBO’larda okuyan pek çok çocuğun, hafta sonu ailesine gitme olanağı varken, eve gitmektense okulda kalmayı yeğlediği de biliniyor. Biraz özen gösterilmiş YİBO’larda, öğrencinin taşımalıda harcayacağı zamanı, ders çalışarak, kitap okuyarak, müzikle-resimle-sporla ilgilenerek, laboratuarda çalışarak, çocukluğunu yaşayarak değerlendirme olasılığı bulunuyor.

YİBO’ların öğrencilerin yeğleyeceği gerçek eğitim kurumları olması için, bu okullara biraz önem verilmesi gerekiyor. YİBO’ların bir bölümünde okuyan çocukların ana dilleri Kürtçe, Zazaca, Arapça, ... oluyor. Bu çocuklara ayrıca özen gösterilmesi gerekiyor. Çocuk ailesinden ve çevresinden getirdiği sorunlar yanında, her okulda olduğu gibi, YİBO’larda da sorunlar yaşayabiliyor. Öğrencisi yatılı olan ve velilerle sık sık görüşme olanağı olmayan bu okullarda, rehber öğretmene diğer okullara göre daha çok gereksinim duyuluyor. YİBO’larda, okul yönetimiyle öğretmenlerin gerçekten birer eğitimci gibi davranmaları hatta bu okullardaki yardımcı personelin bile çocuklara göz kulak olması, yakınlık göstermesi ve destek vermesi, sahip çıkması bekleniyor.

Ancak okullardaki temizlik, yatakhane ve yemekhane işleri YİBO’larda da taşeronlara veriliyor. Taşeronun çalıştırdığı personel, sık sık değiştiğinden ve de çok düşük ücret aldığından öğrencilere sahip çıkmayı aklına bile getiremiyor. YİBO’larda da öğretmen eksikliği yaşanıyor. Okullarda yeterince rehber, beden eğitimi, müzik ve resim gibi çocuğun gelişimini birebir etkileyecek derslerin öğretmenleri ya sayıca yetersiz kalıyor ya da hiç bulunmuyor. Var olan öğretmenlerin önemli bir bölümü ya asker öğretmen olarak ya da eş durumu nedeniyle atandıklarından, daha işine ve çocuklara tam olarak alışmadan okuldan ayrılmak zorunda kalıyor. YİBO’larda çalışan öğretmene yeterince lojman verilmiyor. Öğretmen ilçede/kentte oturup okula gidip geliyor maaş da az olunca, öğretmenliğini kerhen yaptığı gibi gece nöbetlerini de kerhen yapıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi devlet bu okullara tutucu/partili/yanlı yöneticileri atıyor. Bu yöneticiler çocuğun özgürce gelişmesi yerine, tutucu/cemaatçi/ırkçı olmaları doğrultusunda yetişmeleri için çaba gösteriyor.

Çocuğun sağlıklı gelişimi için eğitim hizmetinin çocuğun ayağına gitmesi gerekiyor. Bunun yapmayan devletin çocukları taşımaya kalkışmak yerine, YİBO’lara çekidüzen vermesi bekleniyor.

[email protected]