Yeni öğretim yılı!

17/09/2013 Salı
Yeni öğretim yılı!

Başbakan, milli eğitim bakanı ve müsteşarı, eğitim sisteminden sorumlu ilk üç yetkili oluyor.

MEB Müsteşarı, örneğin, “Öğrenci sınav stresine girmeyecek” ve “Sürekli test çözen, testmatik haline gelen öğrenci istemiyoruz” diyor!

Bakan, örneğin, “Biliyoruz ki, uygun öğrenme imkanları sağlandığında her çocuk, ilgi, yetenek ve tercihleri doğrultusunda gelişimini sürdürme imkanı bulacak” ve “Bilgi, beceri ve deneyimden yoksun kalmak özellikle kız çocuklarımızı düşük statülü, güvenceden uzak işlere ve yoksulluğa mahkum kılmakta, başta şiddet olmak üzere her türlü istismara açık hale getirmektedir” diyor!

Başbakan, geçen öğretim yılının başında öğrencilere gönderdiği mektupta örneğin, “Türkiye’nin daha güçlü, daha müreffeh, daha demokratik bir ülke olabilmesi, bölgesinde ve dünyada etkin, saygın bir konumda bulunabilmesi için eğitim hayati derecede önem arz ediyor” diyor!

Başbakan, bu öğretim yılının başında çocuklara gönderdiği bir mektupta da örneğin, “İçinde bulunduğumuz çağ, bilginin, bilgi üretiminin, sorgulamanın, araştırmanın en büyük değer olarak öne çıktığı bir çağdır eğitimde fırsat eşitliği ve kalite bilgi çağının gerektirdiği becerileri kazanmak demokrasiyi içselleştirmiş, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, birbirinin hak ve hukukunu gözeten bireyler” vb. ifadelere yer veriyor!

Yukarıda italik harflerle yazılı ifadeler, bunları dile getirenler birer “eğitimci” olmasalar da, dört dörtlük ve başta eğitimciler olmak üzere herkesin beğenisini kazanan ifadeler oluyor.

Ancak, eğitimdeki uygulamalar, bu söylemlerin tam da tersi!

Müsteşarın söyleminin tersine, her geçen gün sınav sayısı artıyor! Yılda bir kez yapılacak SBS yerine 12 kez yapılacak sınav getiriliyor ve ortaöğretim kurumları yönetmeliği, ortaöğretim kurumları sınav yönetmeliği olarak değiştiriliyor!

Bakan’ın söyleminin tersine, 4+4+4 yasasıyla, sınav sayılarını artırarak, inanç derslerine yer vererek, okulları imam hatipleştirerek, genel liseleri Anadolu lisesine dönüştürerek, sınav kazanmayanlara imam hatip, meslek okulu ya da açık lise dayatılarak, yoksul aile çocuklarıyla kızların ve farklı inanç grubundakilerin öğrenim olanakları kısıtlanıyor. Çünkü imam hatipler, meslek okulları ve açık lise Anadolu liseleriyle eşdeğer okullar olmuyor.

“Daha güçlü, daha müreffeh, daha demokratik bir ülke olabilmek, bölgesinde ve dünyada etkin, saygın bir konumda olabilmek” için, bu durumdaki ülkelerde olduğu gibi, eğitimde, inançlara değil, bilime ve güzel sanatlara önem verilmesi gerekiyor. “Sorgulamanın, araştırmanın en büyük değer” olması için, eğitim süreçlerinde, değişmez ve sorgulanamaz bilgileri içeren inanç öğretiminden uzak durulması yeni ortaöğretim yönetmeliğinden, “araştırma, sorgulama, eleştirel düşünme, problem çözme ve karar verme becerileri gelişmiş” öğrenci yetiştirme ilkesinin çıkarılmaması gerekiyor. “Eğitimde fırsat eşitliği”ni sağlamak için, seçme sınavlarını, özel okulları ve dershaneleri kaldırmak belirli grupları ilgilendiren inanç konularının öğretimini ilgili gruplara bırakmak herkesin yararına olan derslere ağırlık vermek, piyasacı-gerici eğitime son vermek gerekiyor. “Eğitimde kalite”yi sağlamak için okulları eşdeğer hale getirmek, ortaöğretim kurumlarını çok amaçlı liselere dönüştürmek ve mesleki eğitimi yükseköğretime kaydırmak gerekiyor. “Demokrasiyi içselleştirmiş, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, birbirinin hak ve hukukunu gözeten bireyler” ancak inanca dayalı dersler yerine, felsefe, sosyoloji, psikoloji ve güzel sanatlarla ilgili derslerle, bilişsel kazanmlarla, yetiştiriliyor. İnanca dayalı öğretim, genelde diğer inançları yadsıdığından demokrasinin içselleştirilmesine, insan hak ve özgürlüklerine saygılı olunmasına yol açmıyor Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da, her gün örneklenen vahşetin temel nedeni oluyor.

Öğrencileri, yetkililerin söylediklerinin tam da tersini içeren eğitim öğretim süreçleri bekliyor!

Özür notu: Geçen haftaki yazımda, bir önceki ortaöğretim kurumları yönetmeliği ile yenisini karşılaştıracağıma, sehven ortaöğretim kurumları sınav yönetmeliğini karşılaştırmışım ve eski yönetmelikteki derslerle ilgili tanımlara diğerinde yer verilmediği belirtmişim! Bu akıl almaz yanlıştan dolayı herkesten özür dilerim.